Pazar kahvesi



Gelişmişliğin mi, derbederliğin mi, artık bilemiyorum. Sokaklarda, caddelerde binlerce insan, eli kulağında yürüyor. Masalarda, çatal bıçaktan çok telefon var. Bu pek özel aletin özel yanı da kalmadı. Sekreterler artık oradan bağlantı kuruyor.

***

Adam, canlı yayına bağlanacak, orada bile cep telefonu kullanıyor. Şarjı bitmiş, haberi yok. Ne dediği anlaşılmıyor. Konuklara da bravo. Birbirlerinin sözünü kesiyorlar ama telefondaki sesi kuzu gibi dinliyorlar. Büyük nezaket. -Ayrılmayın, hatta kalın. Emriniz olur.Sabaha kadar burdayım.

***

En bayıldığım da bağıra bağıra konuşanlar... Etraftaki insanları zerrece umursamayan, tuhaf bir familya türemiş. Avaz avaz hepsi: -?Tamam, oldu... 3 gibi oradayım. Siz de gidin, saat 3’te onları takip edin. Göreceksiniz ki birbirleriyle değil, elleri kulakta, başkalarıyla konuşacaklardır. Ne sohbet ama.

***

Sosyal olayım derken bizi iyice asosyalleştiren bu müthiş iletişim ağı, elbette ki kolay reddedilir bir konfor değildir...Vaktiyle posta güverciniyle haberleşen insanlar, şimdi elini kulağına götürünce dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyor. Harika bir teknoloji... Bize çok şey kazandırmıştır. Lakin kimbilir neler kaybettirmiştir... Onu da bir başka pazar konuşalım.

(Posta gazetesinden alınmıştır)