Nizam-ı Âlem bu değil midir?

Dünyaya barış, huzur ve refah getirme ülküsü, yalnızca MHP ve Ülkücü Hareketin ideolojisi değil; aynı zamanda Türk Devleti’nin siyaset felsefesidir.

Bilinen bütün Türk tarihi, milletimizin kurduğu her bir devletin, gerekli gücü sağladığında, çevresinden başlamak üzere tüm dünyaya nizam vermeyi şiar edindiğini göstermektedir.

Bugün yine o şiarı hayata geçirmenin eşiğine ulaşmış bulunuyoruz. Bir asırlık nadas dönemini ikmal edip, tarih sahnesine yeniden çıkıyoruz.

Tam da bu noktada, barış ve düzen kurucu büyük devlet ile uğradığı her yeri sömürmeyi ilke edinen emperyalist devleti birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Çevresine hukuk, düzen, refah getiren ülkeler, hâkimiyet kurdukları coğrafyalarda ‘iz’ bırakırken, emperyalist sömürgecilerden geriye sadece ‘leke’ kalır.

Elbette bu tezimize çok sayıda örnek vermek mümkün. Fakat bir köşe yazısının sınırlarını aşmamak adına, sadece bir-iki örnekle yetinelim:

Balkanlar ve Osmanlı Avrupasının dört bir yanına serpiştirilmiş köprüler, hanlar, hamamlar, camiler, medreseler, saat kuleleri başta olmak üzere bıraktığımız ‘iz’ler, Türk Devleti’nin şeref nişanesidir.

Tersi örnek için; yakın geçmişimizde Afganistan, Irak ve dahi dünyanın birçok ülkesinde emperyalistlerin bıraktığı ‘leke’lere bakmak kâfidir.

HUZUR VE REFAH GÖTÜREN ÜLKE

Gelelim bugünkü saha gerçekliği ve devletimizin tam da merkezinde yer aldığı tabloya…

Geride bıraktığımız bir asır boyunca, dünya sahnesindeki ‘büyük oyuncu’ rolümüzü askıya alıp, kendimizi toparlamakla meşgul olduk. Bu süreçte tüm emperyalist engellemelere, sabotajlara, çelmelere, teröre rağmen adım adım ilerledik, gücümüzü tahkim ettik.

Son 10-15 senedir, bir yandan kendi iç barışımızı, huzurumuzu, refahımızı tahkim ediyoruz; hem de etrafımızdaki yakın ve uzak komşulara aynı güzellikleri sağlamaya çalışıyoruz.

Kısaca bir göz adalım:

Ukrayna… Rusya ile olan savaşı bitirmek için, Türkiye, olağanüstü bir gayret gösteriyor.

Rusya… Devletimiz aynı iyi niyeti, Rusya’ya karşı da sergiliyor. Batılı emperyalistlerin her türlü engellemesine rağmen, devletimiz, savaşan tarafların bir an önce âdil ve kalıcı bir barışa erişmesi için her türlü gayreti sergiliyor.

Gürcistan… Batılıların, Rusya’nın önüne bir yem gibi attığı bu komşumuzun huzur ve refahı için her türlü kolaylaştırıcı tavrı sergiliyoruz. Yalnızca kimlikle karşılıklı seyahat uygulaması bile, bunun örneğidir.

Ermenistan… Emperyalistlerin gazına gelerek, bize karşı yüz yıldır yürüttüğü hasmane tutuma rağmen, bu küçük komşumuzun hayata tutunabilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Ermenistan’ı, saplandığı Karabağ bataklığından kurtarmaya vesile olmamız bile, bu komşumuza önemli bir iyiliktir. Zengezur Koridoru’nun hayata geçmesiyle, Ermenistan, taş atıp kolu yorulmadan, tüm dünya ile ulaşım imkânına kavuşacak. Ayrıca, Türkiye’de kaçak olarak çalışıp ülkesine ekmek götüren 100 bini aşkın Ermeni’ye göz yumduğumuzu da hatırlatalım.

KIYMETİ YETERİNCE BİLİNMESE DE…

İran… Bütün içinden pazarlıklı davranışlarına… Mezhep takıntısıyla Müslüman dünyanın huzurunu bozmasına… Tarih boyunca Batılılarla oyundaşlık etmesine rağmen… İran’a karşı siyasetimiz her zaman iyi niyetli ve kolaylaştırıcı olmuştur. ABD ve İsrail saldırıları karşısında, İran’ın hak ve hukukunu korumak adına aldığımız tavır, bu husumetli komşumuza uzattığımız dostane elin nişanesidir. Örneklendirmek gerekirse; 10 yıl kadar önceki Nükleer Anlaşması için gösterdiğimiz çabalar ve bugünlerde Siyonistlerin tezgâhlamaya çalıştığı Arap-Fars savaşını önlemeye dönük gayretlerimiz yeterlidir. İlaveten, nüfusunun yarısını Türklerin oluşturduğu bu ülkeyi karıştırma adına en küçük bir çabamız olmadığı gibi, İran’ın birlik ve bütünlüğü için ne lazımsa yapıyoruz.

Irak… ABD’nin bu ülkeye saldırılarını önlemek adına önemli adımlar atmamıza rağmen, Saddam Hüseyin’in basiretsiz tutumu yüzünden başarılı olamadık. Batılıların bölme çabalarına karşılık, Irak’ın toprak bütünlüğünün yanısıra, iç barışını sağlamak için her şeyi yaptık. Şimdi de Basra’dan Anadolu’ya kadar Refah ve Kalkınma Yolu kurmak için çalışıyoruz. Birkaç gün önce Irak’la imzaladığımız önemli anlaşmaların, bu kardeş ülkenin huzur ve refahına büyük katkılar yapacağını unutmayalım.

Suriye… Siyonist aklın parçalayıp işgal etmeye niyetlendiği Suriye’nin, demokratik bir rejime ulaşması, iç barışını sağlaması ve refahını yükseltebilmesi için sergilediğimiz siyaset, herkesin gözü önünde yürümektedir. Ayrıca milyonlarca Suriyeli mülteciyi 15 senedir barındırıp korumamız da bu kardeş ülkeye yaptığımız katkılardandır.

RUM-YUNAN’A BİLE…

Lübnan… Batının arka bahçesi gibi gördüğü, Osmanlı Devletimizden koparıp, din ve mezhep temelli bölüp parçaladığı bu küçük ülkenin Hıristiyan Cumhurbaşkanı’nın, “Önce Allah’a, sonra Türkiye’ye güveniyoruz…” şeklindeki sözünü zikretmek, Lübnan nazarında Türkiye’nin ne anlama geldiğini anlatmaya yeter.

Kıbrıs… Her ne kadar kıymetini bilecek bir siyasî akla sahip olmasa da, Kıbrıs Rumlarına barış ve huzur getirdik. Son 52 senedir Kıbrıs’ta kavga-gürültünün olmaması bile Rumlar adına büyük bir kazançtır.

Yunanistan… Yöneticilerinin basiretsiz ve idraksiz siyaseti yüzünden Avrupa’nın ayakçısı durumuna düşürülmüş bu ülkenin de huzur ve refahı için kolaylaştırıcı tavır sergiliyoruz. Türkiye bu düşman komşu için bir tehdit üretmediği halde, hayalî bir tehdit algısıyla geleceğini ipotek altına atan Yunanistan, henüz ülkemizin dostluğunun kıymetini anlamaktan uzak bulunuyor.

Bulgaristan… Diktatör Jivkov döneminde Türkleri kimliksizleştirmeye çalışan Bulgaristan, bugün Türkiye’nin dostluğunun epeyce faydasını görüyor. Zor zamanda verdiğimiz doğalgaz desteği de bu iyi niyetin bir yansıması olmuştur.

Romanya… Türkiye’ye karşı hasmane bir tutumu olmayan bu dost ülkeyle her alandaki ilişkilerimiz, karşılıklı fayda üretmektedir.

Moldova… Bünyesindeki Gagauz Türklerine karşı hasmane siyaset izlemesine rağmen, Türkiye, Moldova’ya karşı hep iyi niyetli ve kolaylaştırıcı bir siyaset güdüyor. Rusya ile Avrupa arasında sıkışan Moldova, Türkiye’nin dostluğunun değerini bugün anlamasa bile gelecekte idrak edecektir.

Komşumuz olmayan kardeş ülkelere dönü barış ve refah yansıtan katkılarımız da bir hayli fazla. Bu manada; Libya, Somali, Sudan başta olmak üzere epeyce örnek verilebilir.

Meselenin özeti; Türkiye, komşuları ve yakın çevrelerinden başlayarak, tüm dünyaya dalga dalga yayılan bir Nizam-ı Âlem siyaseti kurgulamaktadır.

Tarih, bunu da yazacaktır.