Millet sağlam durdukça devlet de sağlam duruyor

Türkiye bütün kumpaslara, engellere, teröre ve dış odaklı girişimlere rağmen Yeni Türkiye yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun son bir haftalık performansını izleyenler bile ülkenin iyi yolda olduğunu görüyor.

İstanbul Boğazı'nın üçüncü incisi olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul İzmir arasını 3,5 saate indirecek Körfez Geçişine yapılan Osmangazi Köprüsü'ndeki son tabliyelerin montajı törenle yapıldı.

Önceki gün de Cumhurbaşkanı Erdoğan Adana'da Sabancı Holding'in yaptırdığı EnerjiSA Tufanbeyli Termik Santrali'nin, Samsun Makina Sanayi AŞ Adana Fabrikası'nın ve yapımı tamamlanan tesislerin açılışını gerçekleştirdi.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bu yatırımların açılışında vurguladığı bir konu var.

Türkiye'yi sadece "terör" ve "Suriyeli mülteci" parantezinden değerlendirenlere tepki göstererek büyüyen, üreten, kalkınan Türkiye'den duyulan rahatsızlık nedeniyle birilerinin negatif algı için çalıştığını kaydetti.

Mesela bu cümle Erdoğan'a ait ve durumu çok net özetliyor: "Türkiye'ye bakınca sadece terör olaylarını görenler, o olayların müsebbibi olan örgütü besleyen, teşvik eden ve destekleyenlerdir. Türkiye'ye bakınca sadece çaresiz göçmenleri görenler o insanların ülkelerini yaşanmaz hale getirenlerdir. Hâlbuki gerçek Türkiye, üreten, büyüyen Türkiye'dir. Her alanda tarih yazan Türkiye'dir. Bizdeki bazı çevrecilerin kömür, hidroelektrik ve nükleer santraller karşıtı eylemleri hiçbirimizi yanıltmasın. Bunlara çok fazla kulak asmaya da gerek yok. Benim için aslolan milletimin, ülkemin menfaatidir. Bunların bu ülkede dikili ağacı yoktur. Köprü yaparsın, baraj yaparsın, ağaç dikersin karşı çıkar. Her şeye karşı çıkar."

***

Evet, bir masal anlatılmıyor burada. Milletin en azından yarısının farkında olduğu bir gerçek var ortada.

Gezi kalkışmasından 17-25 Aralık darbe girişimine ve son bir yıldır Çözüm masasını tekmeleyen PKK'nın başlattığı şehir terörüne kadar gelen süreci iyi takip etmeliyiz.

Sokak vandalizmi ve bürokratik darbe ile Hükümeti ve Erdoğan'ı devirmeyi beceremeyenler, son bir senedir DAİŞ ve PKK terörü ile Türkiye'nin büyümesinin önünü kesmeye çalışıyor.

Türkiye terörle mücadelesini son 30 yılda görülmeyen bir kararlılık ve cesaretle sürdürünce de "müzakere" ve "çözüm" diyerek Türkiye'yi çok daha geri bir zemine çekmek istiyorlar.

***

Kürtlere yaptığı zulüm yüzünden en başta Kürtlerden tokat yiyen terör örgütü PKK, devletin kararlı mücadelesine karşı da sivil katletmekten başka bir cevap veremiyor.

Hem sosyolojik olarak hem de askeri olarak aldıkları ağır darbeler, karşısında çaresiz Batı'dan medet uman PKK ve bileşenleri, tamamen afallamış durumda.

İşte bir örnek daha. Önceki gün, terör örgütü PKK'nın Kandil'deki elebaşlarından Cemil Bayık, yine İngiliz BBC'ye konuştu.

Türkiye'nin operasyonlardan vazgeçmemesi halinde çatışmaları tırmandıracaklarını söyleyen Bayık, itiraf gibi Ankara'yı suçlayarak kendilerine diz çöktürmeye çalıştığını söyledi. Bayık, örgütün de müzakerelere halen açık olduğunu belirtiyor.

Enteresan! Devleti, bir terör örgütüne diz çöktürmekle suçlayıp, müzakere isteyen bir terör örgütü elebaşı(!)

Terör saldırıları ile Türkiye'nin yatırım ve turizm imajını sarsmaya çalışmaları bile Türkiye'nin kararlılıkla geleceğe yürümesini engelleyemiyor.

Türkiye her gün devasa bir yatırımın ya açılışını yapıyor ya kurdelasını kesiyor.

Millet sağlam durdukça devlet de sağlam duruyor…

(Aktüel'den)