Lanetli kavmin, zulüm ile merhamet arasındaki sürgün geçmişi - 2 -

Bir önceki yazımızda, Yüce Allah’ın lanetine uğramış Siyonist Yahudilerin geçmiş 3600 yıllık tarihleri boyunca yaptıkları ve uğradıkları zulümler ile hak ettikleri sürgünleri kısmen anlatmıştık.

Ve yine, sürgün dönemlerinde Yahudilerin, bugün saldırdıkları İran’ın öncülleri olan devletlerin yardım, destek ve hoşgörüsüne muhatap olduklarını dile getirmiştik.

Filistin ve Kudüs Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra, 450 yıldan uzun bir süre barış ve esenlik içinde yaşadıklarını hatırlatmıştık.

Haçlıların Kudüs’ü 1099’da ele geçirmesiyle büyü bozulmuş; hem Yahudiler ve hem de Müslümanlar çok ağır bir soykırıma uğramış, sağ kalanlar da sürgün edilmişti.

Lanetli kavmin merkezinde olduğu zulümler ve nankörlükler silsilesini özetlemeye, kaldığımız yerden devam edelim:

Selahattin Eyyubî komutasındaki Müslümanlar, 1187’de Kudüs’ü bir kez daha fethetti. Selahattin, Haçlıların sürgün ettiği Yahudilerin Kudüs’e yerleşmesine izin verdi.

Hıristiyanlar, Ortaçağ’da Avrupa’da yaşanan salgın hastalıkları, Yahudilerin lanetine bağladı. Yahudilerin, bulundukları yerlerde yürüttüğü bozgunculuklar da eklenince, Hıristiyan dünyanın hışmı, onların üzerine yöneldi.

HAÇLI ZULMÜ VE MÜSLÜMAN MERHAMETİ

İngiltere, 1291’de tüm Yahudileri ülke dışına çıkardı.

Güney Fransa’da, 1348’de Yahudi katliamları başladı.

Avrupa’nın birçok şehrinde binlerce Yahudi, bir bölümü yakılmak suretiyle katledildi.

Macar Kralı Layoş, 1360’ta bir ferman yayınlayarak, ülkesindeki Yahudileri kovdu.

Fransa,1394’te ülkede bulunan 100 bin Yahudiyi ülkeden sürdü.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethettikten sonra Yahudilere şehirde oturma, ticaretle uğraşma, sinagog ve okul yapma hakkı verdi. Yahudileri, Venedikli tüccarlardan boşalan ticaret alanlarına yerleştirdi.

1470'te Almanya'dan kaçan Yahudiler, Türkiye’ye yerleştirildi. 1471'de İstanbul'da yaklaşık 8 bin Yahudi yaşıyordu.

İspanya’da, 1480’den itibaren Yahudilere karşı bir nefret ve Engizisyon baskısı başladı. Binlerce Yahudi öldürüldü. 1492’de İspanya, meşhur Elhamra Kararnamesi ile ülkedeki tüm Yahudileri kovdu.

Sicilya’daki Yahudiler, 1493’ten itibaren sürülmeye başladı.

Portekiz de 1496’da Yahudiler ülkeden attı.

MERHAMETİN FAZLASI MARAZ

Bulundukları ülkelerden kovulan Yahudilere Osmanlı Devleti sahip çıkarak; onları Selanik, Avlonya, Edirne, İzmir ve İstanbul’a yerleştirdi. İspanya ve Portekiz’den kovulan 165 bin Yahudiden 90 bini Türk ülkesine iskân edildi.

1510’dan itibaren İtalya’dan kovulan Yahudiler de Türkiye’ye yerleştirildi.

19. Yüzyıl sonlarında Doğu Avrupa ve Rusya’dan kovulan Yahudiler, Osmanlı topraklarına kabul edildi.

Elbette yine rahat durmadı, bu lanetli kavim. Sabetaylık belası da misafirperverliğimizin karşılığı oldu.

Türkiye, Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup çıkınca, imparatorluğun büyük bölümü gibi, Kudüs de 1917’de Türk yönetiminden çıktı. Şehre hâkim olan İngilizler, geleceğin terör devletinin temellerini attı.

Yahudiler; 1948’e kadar Avrupa ülkeleri, Osmanlı toprakları, Kuzey Afrika ülkeleri Rusya ve İran başta olmak üzere, dünyanın birçok bölgesine dağılmış olarak yaşadılar. Fakat genlerindeki bozgunculuk ve bulundukları her yeri karıştırmaları yüzünden devamlı kovuldular.

İYİLİĞEE KESİLEN FATURA

Bununla birlikte Yahudiler, Müslümanların hâkim olduğu Endülüs (İspanya) ve Osmanlı döneminde, bulundukları yerlerde huzur ve barış içinde yaşadılar.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türk İmparatorluğu’nun çökertilmesiyle, -haklı bile olsalar- Batılıların işledikleri günahların bedeli Müslümanlara ödetilmek üzere, Filistin toprakları Yahudilere peşkeş çekildi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya, Macaristan, İtalya, Polonya ve Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesindeki katliamlardan kaçabilen Yahudiler, büyük ölçüde Filistin topraklarına yerleştirildi.

İsrail’in 1948’de bir terör devleti olarak kurdurulması sonrasında adım adım genişleyen Yahudi işgali, bugün acımasız ve çılgın bir saldırganlığa dönüştü.

Filistin’de 80 senedir devam eden ve 7 Ekim 2023’ten itibaren tam bir soykırıma dönüşen Siyonist Yahudi saldırganlığı, şimdi de İran ve tüm Ortadoğu ülkelerini ateşe atmayı hedefliyor.

Nankörlükleri ve kendilerine aş verilen kaba pislemelerini dikkate aldığımızda, aklımıza, “Yahu şu lanetliler topluluğuna, her yıkıldıkları yerde omuz vermek, onları kurtarmak ve ileride tekrar lanetlik işler yapmalarına fırsat vermek zorunda mıyız?” sorusu geliyor.

‘YİNE DE AFFET’

İşte o anda, Yüce Kitabımızın, bu kavmin lanetlendiğini buyuran ayetinin son bölümü bizi uyarıyor:

“(…) Yine de sen onları affet ve yaptıklarına aldırış etme, katlan! Şüphesiz Allah, iyilik ve ihsan sahiplerini sever. (Maide Suresi 13. ayet)

Hem genel tarih, hem de bu lanetlenmiş kavmin bizzat kendi zulümler, katliamlar ve sürgünler tarihi, gelecekte de rahat durmayacaklarını ve insanlığın başına bela olmak için her yola başvuracaklarını söylüyor.

Uslanacaklarını, yola geleceklerini, hem kendilerine hem de bütün insanlığa yaptıkları zulümlere son vereceklerini bekliyor muyuz? Asla!.. İsteseler de yapamazlar. Çünkü mayaları ve karakterleri müsait değil.

Elbette bu namert zalimler, ‘Arz-ı Mevut’ safsatasıyla her yere saldırıyor.

Elbette sapkın inançları temelinde, ‘Tanrı’yı kıyamete zorlamak’ gibi saçma sapan hesaplar yapıyor.

Fakat Yüce Allah’ın da hesaplar üstünde hesabı var. O arsız kavmin lanetlendiği ayetin devamında, şöyle buyuruyor, Kâinatın Sahibi:

“(…) Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun azgınlığını ve inkârcılığını kuşkusuz arttıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlığı ve kini saldık. Ne zaman savaş ateşini tutuşturmuşlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için çaba harcarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.” (Maide Suresi, 64 ayet)

Allah’ın kitabına imanımız tam olduğuna göre… Yüce Yaratıcı, Siyonist-Evangelist fitnesinin yaktığı bugünkü savaş ateşini de söndürecek ve bozgunculara fırsat vermeyecektir.