Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde Yahudiler, karakterleri ve vasıfları zikredilerek, kötülüklerinden dolayı azarlanır, tehdit ve tahkir edilir. Ve dahi, Yüce Allah tarafından lanetlendikleri bildirilir.
Bazı ayetleri hatırlayalım:
“Fakat verdikleri sözden dönmeleri yüzünden onları lânetledik ve kalplerini kaskatı yaptık. Onlar Tevrat’ın kelimelerini, kastedilen manayı bozacak şekilde yerlerinden oynatıp değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilen ilâhî hükümlerin büyük bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı dışında onlardan daima hainlik görürsün.” (Maide Suresi 13. ayet)
“Yahudiler ‘Allah’ın eli bağlanmış!’ dediler. Asıl kendi elleri bağlanmıştır ve söyledikleri yüzünden lânetlenmişlerdir. Aksine O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir.(…)” (Maide Suresi, 64 ayet)
“İsrailoğullarından kâfir olanlar hem Davut hem de Meryem oğlu İsa’nın diliyle lânetlendiler. Bunun sebebi, onların Allah’a isyan etmeleri ve haddi aşıp durmalarıydı.” (Maide Suresi, 78. ayet)
ZULÜM, NANKÖRLÜK VE SÜRGÜNLER TARİHİ
Yahudiler, soylarını; lakabı ‘İsrail’ olan Hazreti Yakup (M.Ö. 1791-M.Ö. 1644) üzerinden, Hazreti İshak (M.Ö. 1851-M.Ö. 1671) ve Hazreti İbrahim’e (M.Ö. 2000-M.Ö. 1800) dayandırır.
Kur’an’ın da teyit ettiği üzere, Yakup Peygamber ve kabilesi, ‘Mısır Azizi’ makamına kadar erişen oğlu Hazreti Yusuf’un (M.Ö. 1770-M.Ö. 1650) peşinden, takriben M.Ö. 1670’lerde Mısır’a gidip yerleşti.
Hz. Yusuf’un ölümünden sonra Mısır’da durum değişti. Tahta geçen yeni Firavun İsrailoğullarını köleleştirdi. İsrailoğulları, Mısır’da 210 sene kadar köle olarak kaldılar.
Kur’an’da da belirtildiği gibi; Yahudiler, Hazreti Musa önderliğinde Mısır’dan ayrılıp, Kızıldeniz’i geçerek, Firavun’un elinden ve dolayısıyla kölelikten kurtuldu. Bu kurtuluşun kesin tarihi bilinmiyor.
Tarihi kayıtlar; Hazreti Musa’nın, M.Ö. 1550-M.Ö. 1430 arasında yaşadığını anlatıyor.
Mısır’dan çıktıktan sonra İsrailoğullarının, Allah’ın emirlerine itaatsizlikleri sebebiyle, Sina Çölü’nde 40 yıl boyunca avare şekilde dolaştırıldığı biliniyor.
İsrailoğullarına önderlik eden Hazreti Musa’nın Filistin’e ulaşamadan, M.Ö. 1430’da vefat ettiği dikkate alınırsa; Mısır’dan çıkışın M.Ö. 1470 yılı öncesinde olması gerekir.
Kayıtlara göre; İsrailoğulları Kenan bölgesine, yani Filistin’e, Yuşa Peygamber (M.Ö. 1500- M.Ö. 1375) tarafından götürüldü.
İKİ AYRI YAHUDİ DEVLETİ
Bu durumda Filistin’e varışın, M.Ö. 1430 ile M.Ö. 1375 arasındaki bir tarihte, muhtemelen M.Ö. 1460 yılı civarında olması gerekir.
İsrailoğulları; Filistin’de M.Ö. 1050 yılı civarında Birleşik İsrail Krallığı’nı kurdu. Krallık; Hazreti Süleyman’ın M.Ö. 928’de vefatından sonra, Filistin’in kuzeyinde ‘İsrail Krallığı’ ve güneyinde ‘Yahuda Krallığı’ olarak ikiye bölündü.
Kuzeydeki İsrail krallığı, M.Ö. 722’de Asurlular tarafından ortadan kaldırıldı. Bu dönemde Tevrat ve içinde bulunduğu Ahit Sandığı da kayboldu. Buradaki Yahudiler, Asur topraklarına sürüldü. Yerlerine, Asur’dan getirilen kavimler yerleştirildi. Kuta şehrinden getirilip yerleştirilen halk, Yahudiliği benimsedi; böylece Filistin’in kuzeyinde ‘Samiriler Dönemi’ başladı.
Babil Kralı Nebukednazzar, M.Ö. 587’de güneydeki Yahuda Krallığını işgal ederek, buradaki Yahudileri Babil’e sürgün etti.
Bu süreçte, Hazreti Süleyman tarafından M.Ö. 966-M.Ö. 957 arasında inşa edilmiş olan Kudüs Mabedi (Beytül Makdis) de yıkıldı.
PERS (İRAN) KRALI KİROS’UN HİMMETİ
M.Ö. 538’de Babil Krallığı’nı yenen Pers Kralı Kiros, Yahudilerin tekrar Kudüs’e dönmelerine ve Beytül Makdis’i yeniden inşa etmelerine izin verdi.
Tam da bu noktada, soykırımcı Netanyahu’nun birkaç gün önce söylediği; Yahudilerin Babil sürgününü sonlandırıp Kudüs’e dönmelerine izin veren Pers Kralı Kiros’un ‘Yahudileri özgürleştirdiği’; şimdi de İsrail’in ‘İran halkını özgürleştireceği’ sözüne bir mim koyalım.
Yahudilerin ‘Büyük İsyanı’ üzerine Roma İmparatorluğu ile M.S. 66-74 arasında meydana gelen savaşlarda binlerce Yahudi katledilirken, en az o kadar da Roma askeri öldürüldü. Miladî 70 yılında Kudüs’e giren Romalılar, şehri yakıp yıktı, yağmaladı; binlerce Yahudiyi kılıçtan geçirdi ve ikinci kez yapılmış olan Kudüs Mabedi’ni imha etti.
Kayıtlara göre bu süreçte, 250 bin ila 650 bin Yahudi hayatını kaybetti. 97 bin Yahudi de esir alınıp, köle olarak satıldı.
Yahudiler Kudüs’ten tamamen kovuldu ve kente girmeleri yasaklandı. Roma İmparatoru Birinci Konstantin, Yahudilerin yılda sadece bir gün Kudüs’e girip, Ağlama Duvarı’nı ziyaretine izin verdi.
MERHAMET VE ZULÜM
Tarihin garip cilvesi, bir kez daha İranlı Sasanilerin yardımıyla 614 yılında Kudüs’e tekrar giren Yahudiler, 5 yıl boyunca şehre hâkim oldu. Fakat ardından Doğu Roma İmparatorluğu şehri tekrar ele geçirdi.
Hz. Ömer 638’de Kudüs’ü fethettiğinde, şehrin Müslümanlar ve Yahudiler için kutsal olduğunu belirterek, çıkardığı emannameyle, tüm mabetlerin korunacağını ve inançların özgürce yaşayacağını güvence altına aldı.
Birinci Haçlı Seferi sonucu Kudüs, 1099’da yeniden Hıristiyanların eline geçti. Haçlılar, Kudüs’teki bütün Müslüman ve Yahudileri kılıçtan geçirdi. Anlatılanlara göre; Kudüs’te akan kan, Haçlı askerlerinin ayak bileklerinin üzerine ulaştı.
Bir sonraki yazımızda, kısmetse Yahudilerin bu zalimlik ile gadre uğramışlık arasında bir türlü istikrar bulamayan sürgünler tarihine devam edelim.
İlginç olan; tarih boyunca Batılılar, Putperest iken de Hıristiyan iken de Yahudilere acımamış. Buna karşılık, İranlılar ile Türk ve Arap Müslümanlar, her defasında Yahudileri koruyup kollamış.
Son 130 yıldır Türk ve Müslüman dünyanın maruz kaldığı Yahudi zulmü, galiba geçmişte yapılan o iyiliklerin, tam da ‘Yahudice’ karşılıkları olsa gerek.