Kraliçe’nin portresi ile propaganda

Yoğun bir tarih kokan küçük bir sergi; içinden erkek egemen dünyanın kadın yöneticisi, onun dirayeti, intikamı ve kadınlığı geçiyor.

Haber vermek ve hakkında biraz yazmak istedim.

Osmanlı Sultanı 3. Mehmet’in gönderdiği mektupda ‘en hoş yağmurun bulutu’, ‘asalet ve faziletin en tatlı pınarı’ şeklinde hitap ettiği İngiliz kraliçesi 1. Elizabeth’e ait 4 adet portre ile evlenmek isteyen birkaç talipli, saray gözdeleri ile saray mensubu ileri gelen kişi ile şahane bir resimli tarih sergisi…

Ne de olsa İngiliz tarihinin en karizmatik kadını kabul edilir Kraliçe I. Elizabeth.

Eğer bu karizmanın erkek egemen bir dünyada ve koşulda nasıl olduğunu ve kraliçenin neyi başardığını görmek isterseniz bu küçük ve mesai saatleri içerisinde randevusuz ve ücretsiz, her an gidilebilecek sergiyi kaçırmamak gerekir.

O zaman bakalım zihnimizi hala meşgul eden bu 16. yüzyıl Tudor kadını kostümü ile nasıl bir mesaj veriyor?

O zaman portreleri yapılış sırasına göre analiz etmek gerekir; Prenses Elizabeth'ten genç ve tecrübesi az Kraliçe Elizabeth'e ve İspanyol deniz gücü Armada'yı tarumar eden, yaşlanan ve karizması yükselen Bakire Kraliçe Elizabeth'e.

Önce gençlik portresine bakar İngiliz tarihçiler ve gümüş işlemeli elbisenin kraliyet mensupları tarafından giyildiğini hatırlatarak gayrimeşru ilan edilen, hapsedilen ve aileye tekrardan geri çağrılan bir prensessin genç bir kadın görünümünün yanında ciddi ve sert, dindar bir kraliyet mensubu olarak görürler. Ama yine de bu genç prensesi hiç kimse geleceğin kraliçesi olarak görmez diye de eklerler.

Bu genç portreden hemen sonra ‘Clopton Elizabeth’ denilen portre gelir ve çok önemlidir lakin yine de daha sonraki yıllarda tanıdığımız feminen ama güçlü bir duruş sergileyen ileri yaştaki Elizabeth’e çok da benzemez derler. Ama elleri, elindeki eldiveni, taşıdığı kitap ile dindar duruşu onu ele verir. Yüzü hariç her tarafı kapatılmıştır, seçilen renkler ise kararlı ama iddialı değil, ciddidir. Ancak bunlardan daha önemlisi bu duruş ‘Protestan’dır.

En kıymetli, dikkat çekici, ve gerçek propaganda amacı taşıyan portre ise 'Hampden Portresi'dir ve çok güzel, çekici ve kraliçenin en şaşaalı portresi kabul edilir.

Renk ve desen analizi her şeyi ortaya çıkarır; beyaz ve kırmızı renklerinin hakimiyetindedir. Tudor Gülü nasıl da kendini hemen gösterir. Tudor Hanedanı’nın simge kadını ve simge objesidir. Daha önceki portrelerinin aksine etrafında sembolik olan, hükümdarlığına, bekarlığına, doğurganlığına ve hanedanın devamı için gereken her şeye sahiptir. Elinde altın sarısına boyanmış tahtına ait bir başlık tutar.

Arkasındaki çiçek ve meyveler nasıl da şahane bir harmoni içerisindedir ve insanoğlunun çift olduğu gerçeğine vurgu yaparak çifttirler. Bu durum kraliçenin dişiliğine de vurgu yapar. Daha önceki portrelerinde bu dişilik geri plana çekilse de burada açık bir şekilde vurgulanmıştır.

Bu portrenin Greenwich Sarayı’ındaki Cennet Odası’nda yabancı elçilerin kabul edildiği yer olduğu tahmin ediliyor. Eğer öyle ise kraliçeyi daha önce hiç görmemiş ama ününe vakıf bir elçinin edineceği ilk izlenim tüm ayrıntısına kadar düşünülmüş olmalı. Hatta kraliçenin evlenmeyişi, kendisine hanedanın da devamlılığı için bir eş arayışı da saray erkanının yoğun gündeminde olduğu için müstakbel bir eş adayının veya yabancı bir ülke elçisinin de iyi bir ilk izlenmin edinmesi gerekir.

27 yaşındaki kraliçenin elindeki karanfil çiçeğine eğilecek ve düşünecek kadar zamanınız var ise karanfilin aşk, flört ve nişan kesmek anlamına geliğini hatırlamakta fayda var. Kraliçe'nin propaganda ve hanedanın devamlılığı için ne kadar kıymetli sembol var ise hepsini yerli yerinde kullandığını göreceksiniz.

Ya hemen yanındaki koltuk? Hem de boş koltuk!

Müstakbel bir eş adayı için boş bırakılmış. Yani aslında sanat tarihçileri ve kraliyet uzmanlarına göre bu evlilik ve çoçuk sahibi olma çağındaki kraliçenin şahane bir mesaj verdiği bir portre esasında.

Bu portreden 1590 yılına vardığımızda ise kraliçe Elizabeth 57 yaşında ve hala bekar ama bir o kadar da cesur. Çünkü çok gerçekçi bir yaşlanma ama büyüleyici bir portre ile karşımızda.

Elbisesinin ayrıntılarına takılsın gözleriniz! Nasıl ayrıntılı ve sembollerle yüklü olduğu rahatlıkla anlaşılabilir.

Yani çiçekler…çiçekler…çiçekler…en mühimi de güller ve hanımeli. Gül tabi hanedanın sembolü ama hanımelinin gençlik çiçeği olduğu kimin aklına gelir? Kraliçe bu portreden sonra 13 yıl daha Tudor Hanedanı kraliçesi.

Bir de tabi kuşlar; o kadar çok sayıda ve formda kuş var ki elbisesinin üzerinde ne anlama geldiklerini merak ediyor insan? Hele ağzında solucan tutmuş kuş ne kadar da ilginçtir...

Kuşlar yuvadan uçamayacak kadar minik ve kanatsız olan yavruları besler ve kendileri de anneleri avlanamayacak kadar düşkün olduğunda onu beslerler. Kraliçe I. Elizabeth ülkeye altın bir çağ yaşattı, 1588 yılında İspanyol deniz gücü Armada’yı yendi ve ulus da onu büyük bir minnet ve hayranlıkla hatırlayacak diye yorumda bulunur sanat tarihçileri.

Bu sergide sadece kraliçenin kendisi yok, etrafındaki güvenilir, güvenilmez, fırsatçı, sessiz kahramanlar ve gözdeler de var. Bu erkek egemen dünyanın kraliçeye en yakın erkeklerinin de kendi misyonları, planları ve başarıları var tabi. Ne de olsa 45 yıllık bir hükümdarlık ve etrafındakilerin de İngiliz Tarihi’nin ve son Tudor hükümdarının yanında işgal ettikleri yer de bir o kadar şaşırtıcı ve ilginçtir.

Sabrınız ve zamanınız var ise 2000 civarında saray erkanından en öne çıkanları ihtişamlı köstümleriye seyredin derim.

Kraliçe’nin onlara verdiği takma isimleri ile; ‘Eyes’ dediği Sir Robert Dudley, ‘Sir Spirit’ dediği William Cecil, ‘The Moor’ dediği Sir Francis Walsingham, ‘Pigmy’ dediği Robert Cecil ve tabi ‘My Harry’ dediği Henry Carey…

Portre vaktiyle ne kadar da güçlü bir propaganda ibjesi idi’ diye görmek isterseniz 10 Temmuz 2026 tarihine kadar Philip Mould Galerisi'nde.