KKTC’dekileri Kandıramayan Rum’a Koşuyor

Aramızda bazı kişiler varmış maalesef; Hastalıklı, taraflı ve hayali düşüncelerine KKTC’de yaşayan insanları inandıramadıkları için koşa koşa Rum tarafına gidiyorlar ve oradaki siyasilerle dini liderlere anlatıyorlar, söyledikleri sanki de doğruymuş gibi.

Cumartesi günü “Kıbrıs’ta Varoluş Hareketi” adı altında yapmış olduğumuz insani protesto eylemi bizlere yeni bir kapı açtı, ister istemez. Hem Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi üst düzey yetkilileri ile hem Rum siyasilerle hem de Birlemiş Milletler (BM) yetkilileri ile farklı düzeyde temaslarımız oldu. 

Söylenenlere ve bize aktarılanlara inanamadım.

Bazı Kıbrıslı Türklerin kalbinin nasıl kötülükle, fesatla dolu olduğunu duymak, içlerindeki kini nasıl hayali bilgilerle Rum yetkililere kustukların işitmek beni açıkçası şok etti.  

Bana hiç çekinmeden isim de verdiler, doğruları bana aktardıklarını kanıtlamak için.

Başta Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu olan II. Hrisostomos olmak üzere, bazı üst düzey Rum siyasilere aktardıkları yalan, yanlış bilgiler inanılmaz düzeyde.

Bunlardan birisi gitmiş ve KKTC’de yaşayan ve adına da aynen Rumların söylediği gibi “yerleşik” demekten çekinmediği Türkiye’den gelerek adamızı vatan edinen kardeşlerimizin sayısının 350 bin olduğunu söylemiş.  

Bir diğeri çıtayı biraz daha yükseltmiş ve Türkiye’den gelerek adamızı vatan edinen kardeşlerimizin sayısının 500 bin olduğunu söylemiş, aynen diğeri gibi sözde “yerleşik” kelimesini kullanarak. 

Birine göre toplamda adanın kuzeyinde yaşayan KKTC vatandaşlarının sayısı 630 bin, diğerine göre de 780 bin.   

Utanmadan kendi çirkin duygularını ve nefretlerini genelleştirerek bir de Kıbrıslı Türklerin tümünün, Türkiye’den gelerek adamızı vatan edinen kardeşlerimizden nefret ettiklerini de söylemekten çekinmemiş bu kişiler. Anlatmış oldukları kötüleyici ve aşağılayıcı hikayelerin de bini bir para, onlarca, yüzlerce uyduruk hikayeler yaratmışlar. 

KKTC’de bu iddialarını dile getiremiyorlar toptanı yalan olduğu için. Kendi çevreleri dışında kendilerine inanacak birilerini bulamayacaklarından dosdoğru koşuyorlar Başpiskopos Hrisostomos’a ve Rum siyasilere ve döküyorlar içlerindeki nefreti ve kini. Onlar da ister istemez inanıyorlar bu yalancılara. 

Bir BM yetkilisinin söyledikleri ise beni gerçekten şok etti. “Kıbrıslı Rumların ve siyasetçilerin büyük bir kısmı 1974 sonrası Türkiye’den gelip adaya yerleşen ve çoluk çocuğa karışan göçmenlerin, çözüm sonrasında adada kalmasına sıcak bakarken, sizin taraftaki Kıbrıslı Türkler adada kalmalarını hiç istemiyor. Bizden istedikleri Türkiye’den gelenlerinin tümünün gönderilmesi. İşin doğrusu Rumlar bu kadar dile getirmiyor bu konuyu. Bu nedenle de nasıl bir çözüm bulacağımızı ve önereceğimizi şaşırdık” diyerek aklımı başımdan aldı.

Keşke bana da sorsaydın, sana gerçekleri söylerdimKKTC’de yaşayan ve sesini çıkarmayan sessiz çoğunluk bunun tam aksini düşünüyor” diyerek yanıtladım kendisini.    

KKTC Meclisine sunulan çağdışı ve hastalıklı beyinlere sahip bir takım kişiler tarafından hazırlanmış yeni “Vatandaşlık Yasa Tasarısında”  21. Yüz yılda geçerli olan insan haklarına aykırı, ırkçı ve kafatasçı maddelerin yer aldığını, niye 15 yıl gibi çok uzun bir müddet KKTC’de çalıştıktan sonra ancak vatandaşlığa başvurulabileceğini, niye bu topraklar da doğan çocuklara “Vatandaş değildir” diye insanlığın yüz karası bir mühür vurulduğunu çok daha iyi anlıyorum şimdi…