Kıbrıs Türkü'nün felaketi

Güney’deki seçimler bir miktar da imaj düzeltmesiydi de aslında.
Kıbrıs’ta çözüme karşı ve Avrupa Birliği’ne hoyartça destek veren, “biz Türkiye’yi dize getirmek için Avrupa’yı istiyoruz” diyecek denli kendinden geçmiş mikro milliyetçiler ile kendini bu milliyetçilerle iş birliği yaparak yükseltmeye çalışan sözde komünistlerin koalisyonuydu.
Önce mikro milliyetçiler hedeflerine ulaşmışlardı.
“Küçücük boylarına” rağmen Avrupa Birliği’ne tam üye olunacak, tarihte ilk kez uzlaşmayla ortaya çıkan bir çözüm planının oylanacağı günlere “başkanlık” etme gücüne erişmişlerdi.
Avrupa Birliği’ne bir parçası eksik yama olmayı tercih ettiler. Ardından da çözüm hayallerini havaya uçurdular.
Sonrasında sıra sözde komünistlerdeydi. Sözde diyorum çünkü komünistlerin başkanlık döneminde de gördük ve yaşadık ki aslında mikro milliyetçilerden bir farkları olmayacaktı.
Neyse her ikisi de tarihe karıştı şimdi.
Geriye kalanlar henüz yaralarını sarmaya çalışıyorlar.
Bakalım ne yapacaklar.
Nikos Anastasiadis’in başkanlığa seçilmesi Batı’da heyecan yarattı. Çünkü o Batı’nın adamıdır.
Annan Planı’na evet diyerek, muhalefette de olduğunda “işgal toprağıdır, ben gitmem” demeyip Kuzey’i ziyaret eden ve aslında o anlamda da umut vadeden birisi.
“İstanbul’da balık yiyelim” söylemleri gerçek olabilir.
Hiç beklenmedik bir anda Ankara’da Orman Çiftliği’nde rakı da içilebilir.
Çünkü Anastasiadis bu tür atraksiyonların adamıdır.

***

Gelelim bizim tarafa.
Mutlulukla ilan edildi ki “anlaşamayacağımız üzerinde anlaşalım.”
Güney başkan değiştirerek durumunu toparlama ve “anlaşma istemiyor” imajından kurtulmaya çalışırken bizde de anlaşmazlık bayrağı dalgalandırılmaya çalışılıyor.
Gerçi Talat marifet olanı söyledi.
Marifetin anlaşma yapmakta olduğunu çözümsüzlük ilan etmenin marifetsizlikle eşdeğer olduğunu belirtti.
Çünkü Kıbrıs Türkü’nün çıkarı anlaşmadadır.
Anlaşmadadır da bunu yürütecek bir liderlik var mıdır?
Güney’i tartışırken Kuzey’i göz ardı etmeyelim.
Bu kez hayırcı pozisyona Kuzey düşebilir.
Bu da Kıbrıs Türkü için felaket olur...



(Havadis gazetesinden)