Kendi Hapishanende Mutlu musun?

Sıralı yani ritmik öğrenilen her şey ezberdir. Öğrenmezsiniz sadece ezberlersin. Ve o ezbere dair yaşarsın. Çocuklar 1-20’ye  kesintisiz sayarlar ritmik olarak ilk öğrendiklerinde. Ancak ara ara sorduğunuzda cevap veremezler çünkü öğrenmemişlerdir, sadece ezberlemişlerdir.

 

Ve bu büyümeye başladıkça hayata dair oluşmaya başlar. Bu bundan sonra gelmeli, böyle söylemeli, böyle konuşmalı deriz sıkca çünkü bize sıralı ezber kodlanmıştır. Kendimize ait düşünceler ve bakış açılarıyla yoğrulmaya başladığımızda her noktası bize ait bir hayata merhaba deriz ki işte o zaman sahip olmayı öğreniriz kendimizi.

 

Senin geçmiş diye kendini zincire vurduğun aslında affedemediklerin.

 

Affedemediklerini kabullenmeyip ayrıntılarda boğulmaya devam ettiğin sürece o bataklıkta yok olmaya mahkum olacaksın. İnançsızlığın seni içinden yok ettikçe sen senden güçlü olduklarına inandıkça ne kendinle ne Tanrı ile aynı yolda yürüyemeyeceksin. Ne zaman ki duygularından emin olmayı öğrenir ve affedersin, özgür bırakırsın geridekileri, işte o zaman yaşam telaşından, yaşamaya geçersin. Aksini denediğin her an, okudukların yaşadıkların gördüklerin duydukların ulaşmayacak ruhuna. Kabuğu kırılmaz bir yumurta gibi içindeki akışkanlığıda sertleştirene kadar uğraşacaksın ve bu olduğunda sanacaksın ki güçlüsün, bilemeyeceksin doğanı yitirdiğini, içinin sertleşmesi öldüğüne delalet olduğunu. Çünkü ölülerin ruhu bedenlerini terk eder. Yaşıyorum dediğin anlarda sertleşmeye başladıysa yüreğin, ruhun; mantık ve endişe, öfke, korku sardıysa her yanını, yaşayan ölülerden olmuşsun. Gözün aydın.

 

Her şey tam da düzeliyor derken aslında nefsinden temizlenmediğin için, sen gerekli dersi almadığın için hayattan herşey başka bir düzleme taşınıverir. Bilse insan nefsini köreltemediği için sınanır ve iyilik için hazırlanır hayatta acaba böylesine tutkuyla sarılırmıydı kendini yok edene...

 

Bir türlü acılarını dindirmenin yolunun kendine dönmek ve yalınlaşmak olduğunu anlamıyorsan ve o yüzden kereler kere maddi, manevi sınanıyorsan taki kendi içindeki soruların cevabını bulmayı öğrenene kadar ağırlaşarak devam edecektir bu sınanman. Bundan emin ol. Çünkü hayat en iyi öğretmendir, ve sonsuz bir kitaptır okumasını bilene.

 

Kendini kendine köle etmeden önce bir dur ve bak kendine. Sen özelsin. Sen Tanrı’nın bir parçasısın. Sana Tanrı bile bensin, bendensin, kendini benden aşağı görme diyorsa sen insanlarla mı karşılaştırırsın kendini!

 

Yokluk içinde sınamadan yüreğini, dinlemeyi öğrenmeyi dene. Bilmiyor olman öğrenmeyeceğin anlamına gelmiyor.

 

Kendini tanımlayamadığın anlamlarda var edemezsin. Herşey basit ve önündedir. Sadece bunu görebilecek gözün, yüreğin, dokunabilecek sesin, elin olsun.

 

Tanrı sana güvenmiş yaşam hakkı vermiş. Sen niye kendine güvemiyorsun?