Kazın cücüğü güzün sayılır

Milletvekili pastasının büyük kısmı CHP’yi terk edip Yeni Parti’ye kapağı attı. Özgür Özel cephesi TBMM’de Anamuhalefet konumuna gelirken, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’si bir anda beşinciliğe tenzil etti.

İmamoğlu’ya bağlı fondaş medya ile araştırma şirketleri ve trol ordusunun verdiği gazla uçuşa geçen Yeni Parti tayfası, milletvekili pastasının çoğunu kapmakla iyice motive oldu. Onlara sorulursa, yapılacak ilk seçimde iktidara gelecekler.

Peki, milletvekili çoğunluğunun, hem belediyeler hem de halk nezdinde tam karşılığı var mı?

Mesela CHP’li belediye başkanlarının ne kadarı Yeni Parti’ye geçecek?

Yeri gelmişken soralım: Ekrem İmamoğlu CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye geçti mi? Fondaş Cumhuriyet gazetesi, Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Hanımın, “Mensubu olmaktan gurur duyduğumuz CHP’den ayrılma kararı bizler için bir vazgeçiş değil inandığımız değerlerin yanında daha güçlü durma kararıdır. Yeni Parti’miz ülkemize hayırlı uğurlu olsun.” sözlerini haberleştirmiş.

Bu bulanık ifadeler, Ekrem İmamoğlu’nun CHP’den istifa ettiği anlamını taşıyor mu? Şahsen emin değilim. Yani, Dilek Hanım, “Eşim de ben de CHP’den istifa ettik…” diye dümdüz konuşabilirdi.

BAŞKANLAR SİPERDE

Benzer durum, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş için de geçerli. Siyaseten Abdullah Gül’ün benzeri olan Mansur Yavaş, tıpkı Gül gibi sağlamcı ve garantici. Risk almaz, mücadeleye omuz vermez, akmaz, kokmaz.

Dolayısıyla her zaman yaptığı gibi sessizce bekleyecek, seken topun kafasına çarpıp gol olmasını umacak.

CHP’nin diğer önemli belediye başkanları için de durum aynı. Tamamına yakını tam siper vaziyetinde, taraflardan hangisinin inisiyatifi kapacağını gözlemliyor.

İmamoğlu-Özel cephesinin siyasî oluşumunun ‘sorunsalı’, sadece CHP’nin mirasını paylaşmaktan ibaret değil.

Mesela, Yeni Parti’nin neresi yeni? Kadrolar aynı. Politik söylemler aynı. Ortada bir siyasî program yok. Fikir ve ideoloji yok. Ülke ve dünya meselelerine dair bir siyaset kırıntısı yok. Olan ne?

NEDİR SİYASETİNİZ?

İlk seçimde iktidar olma iddiasındaki Yeni Parti’nin, ülke ekonomisine dair herhangi bir siyaseti var mı?

Mesela enflasyonu düşürmek için ne yapacaklar?

Faiz politikaları ne olacak?

Gelir dağılımı bozukluğunu hangi politikalarla düzeltecekler?

Terörsüz Türkiye projesinin neresinde duracaklar?

Sağlık hizmetlerinde nasıl bir yol izleyecekler? Şehir hastanelerini kapatacaklar mı?

Üretimi ve ihracatı artırmak için ne yapacaklar?

Tarıma dair nasıl bir yol izleyecekler?

Hayvancılığı geliştirmek için neler yapacaklar?

Savunma sanayi için bir siyasetleri var mı? Mesela iktidar olurlarsa, Baykar’a ‘dokunacaklar’ mı? Selçuk Bayraktar’ın akıbetini Nuri Demirağ’a mı benzetecekler?

Mavi Vatan doktrinini nereye koyacaklar? Mesela, Mavi Vatanı ‘hikâye’ olarak nitelendirmeye devam mı edecekler?

Dış politikaları, Namık Tan ve Ünal Çeviköz’ün çizdiği çizgide mi ilerleyecek? Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in ‘Batı güzellemelerine’ bakarsak, Türkiye’yi ‘manda’ yapmaktan öte bir hedefleri yok gibi.

Filistin ve Gazze’ye dair nasıl bir diplomasi yürütecekler? HAMAS’ı ‘terörist’ ilan edip, işin içinden sıyrılacaklar mı?

Ukrayna-Rusya ve ABD/İsrail-İran savaşları konusunda, mevcut dış politikayı değiştirecekler mi? Öyle ya; yakın geçmişte, AK Parti’nin yürüttüğü dış politikayı 180 derece değiştireceklerini söylemişlikleri vardı.

KAZIN CÜCÜĞÜ GÜZÜN SAYILIR

Mevcut tabloya baktığımızda, Yeni Parti’nin ne iç politikaya ve ne de dış politikaya dönük bir vizyonu var.

Deyim yerindeyse, “Hele bir iktidar olalım, sonrasına bakarız…” vizyonsuzluğuyla yol almaya çalışıyorlar.

Siyasî yelpazenin neresine oturmayı hedefledikleri de meçhul. Her siyasî akımın hoşnutsuzlarını bir çatı altında toplama hülyası var. Yani ‘ortaya karışık’ siyaseti…

Görünen yakın hedefleri, yolsuzluk iddiasıyla tutuklu Ekrem İmamoğlu’yu, saraydan kız kaçırır misali Silivri’den kurtarmak.

Hazırdaki milletvekillerinin çoğunu partiye kazandırmak elbette önemli. Lakin hem bu vekilleri elde tutabilmek, hem belediye başkanlarını kendi saflarına çekmek, hem de seçmenin gönlünü kazanmak o kadar kolay değil.

Ki, sadece CHP seçmeninin oylarını Yeni Parti’ye çekmek yetmiyor; tüm seçmenleri ikna etmeyi hedefleyen bir siyaset gerekiyor.

Uzun lafın kısası; kazın cücüğü güzün sayılır. Bakalım cücüklerin ne kadarı yazı çıkarıp güze erişecek.