Katil Netanyahu varken barış zor

Savaş da tavsadı. Olur mu, demeyin; oldu bile. Haftalardır, uzatmaları oynayan bir ateşkes sürecine tanıklık ediyoruz.

ABD/İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla yaşanan savaşta, ateşkes ve barış müzakereleri devam ediyor.

ABD Başkanı Trump, neredeyse haftada birkaç kez, “Anlaşmaya çok yakınız…” mealinde açıklamalar yapıyor. Sonra da dönüp, olmayan mutabakat için İran’ı suçluyor.

Pakistan’ın ‘ulaklığı’ üzerinden dolaylı yürütülen son müzakerelerden bir anlaşma çıkacağına, neredeyse herkes kesin gözüyle bakıyordu.

Lakin terör örgütü İsrail’in başına örülmüş olan Netanyahu katili, önceki tüm müzakerelerin son düzlüğünde yaptığı gibi, bu müzakereyi de boşa çıkarmayı başardı.

ABD ile İran ne zaman anlaşmaya yaklaşsa, Netanyahu bir yerlere saldırıyor. Gazze’ye bomba yağdırıyor. Batı Şeria’daki hırsız Yahudi işgalcilerin tasmalarını salıp, Filistinli mazlumların evini barkını yıkıyor; karşı çıkmaya yelteneni öldürüyor. Olmadı, Hizbullah tehdidini bahane ederek, Lübnan şehirlerini bombalıyor.

Özellikle İran’ın nasırına basıp, müzakere masasını devirmek istediğinde, en gözde saldırı alanı Lübnan oluyor.

ENSEDE SALLANDIRILAN EPSTEIN ŞANTAJI MI?

Tabiatıyla İran, barış müzakereleri sürerken gerçekleşen bu alçakça saldırılar üzerine, görüşme masasını terk ediyor.

Netanyahu’nun her defasında sergilediği bu pervasızlık, sonunda Başkan Trump’ın sabrını da taşırmış olacak ki, son sabotaj üzerine kendisini arayarak, ağır laflar etmiş. ABD basınına yansıyan haberlere göre Trump, Natanyahu’ya hakaretler yağdırmış. “Bütün dünya senden ve senin yüzünden İsrail’den nefret ediyor.” demiş.

Tabi, Trump’ın tepesinde Epstein dosyalarını sallandıran Netanyahu katilinin, Trump’ın hakaretlerine nasıl bir karşılık verdiğini bilmiyoruz.

Bununla birlikte, oraya buraya saldırmasından ve Lübnan’daki işgalini sürdüreceğini beyanından, Trump’ın uyarı ve tehditlerini pek ciddiye almadığı anlaşılıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da vurguladığı gibi; hem ABD ve hem de İran, savaşı sonlandıracak bir anlaşmaya ulaşmayı samimiyetle istiyor.

SAVAŞIN AĞIR MALİYETİ

Saha gerçekliği de ABD’nin bu çatışmayı uzun vadede sürdüremeyeceğini gösteriyor. Zira Hürmüz’de kilitlenen savaşın; ABD açısından ekonomik, siyasî ve toplumsal maliyetleri var. Birkaç ay sonra ABD’de yapılacak ara seçimler de cabası…

Görebildiğimiz kadarıyla Başkan Trump, İran’la olan bu haksız ve yersiz savaşı durduracak adımları atmayı bir türlü başaramıyor.

Hal böyle olunca, Trump’ın iradesinin ne ölçüde kendi elinde olduğu sorusu akla geliyor. Savaşı bitirmek için yaptığı her hamlede, birilerinden çelme yiyor.

‘Birileri’ diye özneleştirdiğimizin, terör örgütü İsrail’in Başbakanı Netanyahu ve ABD’ye hâkim olan Siyonist lobi olduğunu söylemeye gerek yok.

ABD, İran’a yönelik saldırılarında, kelimenin tam anlamıyla çuvallamış durumda. Trump, düştüğü patinajdan, pazarlanabilir bir ‘başarı öyküsü’ elde ederek sıyrılmak istiyor.

Fakat menfaatlerini savaşın devamında gören Netanyahu ve Siyonist lobi, Trump yönetiminin İran’la olan savaştan çekilmesini istemiyor.

Görünen o ki, Netanyahu katili olduğu sürece, Ortadoğu’ya barış ve huzur uğramayacak.

Evet, insanlığın geleceği adına, terör örgütü İsrail ve katil Netanyahu’nun acilen durdurulması gerekiyor. Fakat bunun nasıl yapılacağı, tam bir muamma.