Bir kadının kalbini her gün kırmak aslında onun canını yavaş yavaş almaktır.
Çünkü bazı yaralar görünmez ama çok derindir.
İskoçya’da genç bir kadın, Kimberly…
Uzun süre eşi Lee Milne tarafından korkutuldu, üzüldü, yıpratıldı…
Öyle ki… Kimberly artık yaşamak istemedi, bu dünyadan gitmek istedi ve gitti.
Bir gün, çaresizlikle köprüden atladı.
Eşi onu itmedi…Hatta o an yanında bile değildi.
Ama mahkeme dedi ki: ‘Kimberly’yi bu noktaya sen getirdin.’
Bu yüzden eşi Lee Milne ceza aldı. Hem de 8 yıl hapis.
Çünkü bir insanı sürekli korkutmak, ezmek, yalnız hissettirmek onu yavaş yavaş hayattan koparabilir.
Kadın hâkim Lady Drummond çok net söyledi: ‘Onu umutsuzluğa sürükledin, yaşam sevincini soldurdun.’
Güzel kadınlara küçük bir hatırlatma:
Bir adam seni…
-Sürekli üzüyorsa… bu normal değil.
-Seni korkutuyorsa… bu sevgi değil.
-Seni değersiz hissettiriyorsa… bu senin hatan değil.
Eşiniz eceliniz olmasın güzel kadınlar.
Sevmek ve sevilmek için varsınız.
Kalbinize sahip çıkın, kırdırmayın.
Bu karar bize şunu söylüyor:
Kalbi kırarak da bir insanın hayatı alınabilir ve bu da hukukta karşılığı olan bir suçtur.
Kalbinize sahip çıkın… çünkü çok değerlisiniz.
https://www.bbc.co.uk/news/articles/c0krdgjy0kko
Aynur Gokyildiz 13-04-2026