İnsan Kendini Güncelleyebilir Mi?

Bu hafta hayatıma birkaç satır C++ girdi. Bir köşe yazısının kapısını bu kez bir programlama dili çaldı. Başta bunun yalnızca yeni bir şey öğrenme denemesi olduğunu düşündüm. Ekranda beliren komutlar, parantezler ve noktalı virgüller arasında dolaşırken fark ettim ki aslında önümde açılan şey yeni bir dil değil, yeni bir düşünme biçimiydi.

Bir programlama dili öğrenmeye başlamanın insana bu kadar çok şey düşündüreceğini beklemiyordum. Ama bazen insanın karşısına çıkan en teknik şey bile, hiç beklemediği kadar insani bir sorunun kapısını aralayabiliyor.

Kod yazmayı değil...

Kendimi güncellemeyi düşündüm.

Çünkü fark ettim ki teknoloji sürekli yeni sürümler çıkarırken...

İnsan bazen yıllardır aynı düşünceyle yaşamaya devam ediyor.

Telefonunu güncelliyorsun.

Bilgisayarını güncelliyorsun.

Yapay zekâyı güncelliyorsun.

Peki insan kendini ne zaman güncelliyor?


Düşünün; içimizde eski bir kale var.

Kalın surlarının ardında yıllardır açılmamış odalar, paslanmış anahtarlar, tozlu raflarda unutulmuş cümleler duruyor. Kapısında görünmeyen bir nöbetçi bekliyor; her yeni düşünceyi, her değişim ihtimalini, her güncelleme teklifini önce şüpheyle süzüyor.

Bir odanın kapısında “ben zaten böyleyim” yazıyor, bir diğerinde “artık değişemem” diye fısıldayan küçük bir gölge bekliyor. Sonra günün birinde, hiç umulmadık bir yerde, belki bir hata mesajının altında, belki de ekranda kırmızıyla beliren tek bir satırın içinde, o kalenin ağır kapısı gıcırdayarak aralanıyor.

Belki de bu sorunun cevabı, tam da böyle bir hata mesajıyla karşılaştığımız anda başlıyor. Çünkü C++ öğrenmeye başladığında insan çok hızlı fark ediyor: Her şey doğru görünse bile küçük bir eksik, bütün kodun çalışmasını engelleyebiliyor. Bazen sorun büyük değildir; sadece fark edilmeyen bir alışkanlık, yanlış yerde duran bir noktalı virgül ya da artık geçerliliğini yitirmiş eski bir mantıktır.

Kodun çalışmaması her zaman kodun kötü olduğu anlamına gelmez.

Bazen eski bir sürümde kalmıştır.

İnsan da öyle.

Bazen kötü değildir.

Sadece...

Yıllardır kendini güncellememiştir.

İnsan bazen kendini savunurken aslında eski bir yazılımı korur. “Ben buyum” dediği yerde, belki de yalnızca çoktan miadını doldurmuş bir komut çalışıyordur. O komut bir zamanlar onu hayatta tutmuş, korumuş, yönünü bulmasına yardım etmiş olabilir. Ama her eski kod sonsuza kadar işe yaramaz.

Kendini güncellemek de belki böyle bir şeydir. İnsan, bir sabah tamamen başka biri olarak uyanmaz. Bir ejderhayı tek hamlede alt etmez, karanlık ormandan tek adımda çıkmaz. Önce çalışmayan yerleri fark eder. Sürekli aynı tepkiyi verdiğini, eski korkuların hala bugünkü kararlarını yönettiğini, bazı cümleleri de yıllardır hiç sorgulamadan tekrar ettiğini fark eder.

Belki de insanın en büyük güncellemesi...

Yeni bilgiler öğrenmesi değildir.

Eski kesinliklerinden vazgeçebilmesidir.

Bu yüzden insanın kendini güncellemesi, dışarıdan bakıldığında çok sessiz bir değişim gibi görünebilir. Ama içeride büyük bir dönüşüm vardır. Daha önce kesin sandığı bir düşünceye şüpheyle bakabilmek, haklı çıkmaya çalışmak yerine anlamaya çalışmak, eski bir yargıyı tutmak yerine onu bırakabilmek... Bunların hepsi görünmeyen ama derin güncellemelerdir. Belki de insanın gerçek dönüşümü de burada başlar.

Yeni bir şey öğrenmek önemlidir; ama bazen asıl mesele, öğrendiğimiz bilginin içimizde nereye denk geldiğini görebilmektir. Yoksa en yeni sürümü indirip de eski korkularla çalışmaya devam eden bir sistemden farkımız kalmaz.

Çünkü bazen gelişmek...

Eskimiş bir düşünceyi sessizce kaldırabilmekle başlar.