Hüsran Kupası

24 yıldan sonra katıldığımız ve büyük umutlarla geldiğimiz dünya kupasından beklentilerin altında kalarak eve dönüyoruz.

Kadro seçiminin tartışmaları ile başlayan, hocanın tartışıldığı ve takımda kamplaşmanın olduğu iddiaları ile dünya kupası ülkemizin için son buldu.

Maalesef ülkemizin hastalığı olan beklentilerimizin bir anda tepe yapması ile oluşan baskı milli takımı derinden etkilediği seyrettiğimiz maçlarda aşikardı. Tabiki kadro kalitesine baktığımızda milli takım bu gruptan çıkmalıdır bu konuda hiç şüphe yok. Fakat yaş ortalaması çok genç olan ve turnuva tecrübesi çok olmayan bir takım için, aşırı beklentiler genelde hüsran ile biter bizim içinde aynısı oldu. Kamuoyunda yapılan yorumlara baktığımızda futboldaki ve futbolculardaki psikolojik etkileri tartışan kişi bir elin parmaklarından az. Genelde herkes teknik ve taktik yorumlar yapıyor.Halbukisi profesyonel spor ve sporcularda mental hazırlık en az fiziksel hazırlık kadar önemlidir. Sporda mental hazırlık, sporcunun teknik ve fiziksel becerilerini yarışma anında en yüksek kapasiteyle sergileyebilmesi için duygularını, düşüncelerini ve odaklanmasını yönetme sürecidir. Stresle baş etme, motivasyon ve öz güveni artırma amacı taşır. Bu konudaki bilimsel araştırmaları yakından takip eden takımlar, teknik kadrolarında mental hazırlık koçları hatta bazıları psikolog bulundurarak mental hazırlığa ne kadar önem verdiklerini göstermektedirler.

Hiç şüphesiz kaliteli ve genç bir kadromuz var, bundan sonraki turnuvalara umutla bakmamız için en önemli yeterli iki sebep. Yalnız aşırı beklentilerle oluşturduğumuz takım üzerindeki baskıyı, şimdide aşırı eleştiriler ile tekrar oluşturmamak lazım. Unutmayalımki, bir futbol ülkesi değiliz, en azindan şimdilik, tarihimizde katıldığımız 3. Dünya kupası, ayrıca oyuncu yetiştiremiyoruz kadromuzdaki oyuncuların çoğu yabancı ülkelerde yetişmiş ve yaşadıkları ülke yerine milli takımı seçmişlerdir. Günlük eleştiriler yerine düzeltilmesi gereken yapısal problemlerin takipçisi olarak kamuoyu oluşturarak sürdürülebilir bir başarı elde etmek lazım. Yoksa her zaman olduğu gibi övmeyi ve yermeyi aşırı yaparak sadece günü kurtarmış oluruz. Amaç sürekli turnuvalara katılan yarışmacı bir takım oluşturmak olmalıdır. Herseye rağmen bizi 24 seneden sonra dünya kupasına götüren bu oyuncuları bağrımıza basarak bir sonraki turnuvalara hazırlamamız lazım. Dünya kupası burda bitmiş olabilir ama milli takımın turnuvaları burda bitmedi devamı gelicektir, yeterki sabırlı ve beklentilerimizde gerçekçi olarak çocuklara destek verelim.