Hürmüz tiyatrosu

Hürmüz’ü kim kapatıyor? İran mı? Yoksa ABD mi?

Ekranlarda her akşam tartışan ‘uzmanlara’ bakılırsa, Hürmüz Boğazı, İran’ın en büyük kozu. Aynı uzmanlara sorarsak, İran Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine kapatarak, ABD’ye karşı pazarlıkta büyük bir baskı oluşturuyor.

ABD de bir yandan İran’la barış için Hürmüz’ün açılmasını şart koşuyor… Öte yandan da Başkan Trump, “Hürmüz’ün kontrolü tamamen bizde. İran’ın askerî gücü kalmadı.” diyor.

Bu durumda, soruları net soralım:

Hürmüz Boğazı’nın denetimi kimin elinde?

Petrol ve LNG taşıyan gemiler, kimden izin alarak Hürmüz’ü geçebiliyor?

Tamam, dünya petrol ve gaz sevkiyatının neredeyse dörtte birinin Hürmüz’den geçiyor olması, burasını çok önemli kılıyor.

Boğazdaki gemi trafiği tıkandıkça, petrol fiyatları yükseliyor.

İyi de, petrol fiyatlarının yükselmesi kime yarıyor ve kimin zararına sebep oluyor.

KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

Sıralayalım:

İran: Boğaz trafiğinin engellenmesi, körfezdeki diğer ülkeler gibi, İran’ın da sevkiyatını engelliyor. Yani İran kaybediyor.

Körfez ülkeleri: Tamamı bu işten zarar ediyor.

Avrupa ülkeleri: Petrol ve gazı daha pahalıya ve genellikle ABD’nin hâkim olduğu piyasalardan tedarik etmek zorunda kalıyor.

Rusya: Ukrayna savaşından dolayı yaptırımlara maruz kalsa da, petrol gelirleri hayli yükseliyor. Yani kazanıyor.

Çin: Petrol ve gazı daha pahalıya temin etmek zorunda kalıyor. Ki, ABD’nin Çin ekonomisini dizginlemek için en önemli manivelası, bu ülkenin enerji tedarik maliyetlerini yükseltmektir. Yani Çin’in petrol ve gazı daha pahalıya elde etmesi, ABD için altın fırsattır.

ABD: Dünyada petrol fiyatlarının yükselmesi, ABD’li tüketicilerin akaryakıt maliyetini artırıyor. Bu da doğal olarak Trump üzerinde bir siyasî baskı oluşturuyor.

Fakat meselenin önemli noktasına bakarsak, petrol fiyatlarının yükselmesinin ABD’ye muhteşem gelir artışları sağladığını görürüz.

Birkaç gün önce açıklandı: ABD’li petrol devleri, Hürmüz’ün kapanması sebebiyle kârlarını yüzde 400’e varan oranlarda artırdı.

Yani Hürmüz’ün kapalı kalması, ABD’li şirketlere inanılmaz kârlar sağladığı gibi, ABD’nin vergi gelirlerini de roketliyor.

İşin özeti; Hürmüz’ün kapalı kalması, petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi, ABD için fevkalade yararlı.

İRAN KENDİ AYAĞINA MI SIKIYOR

Tersinden bakarsak, İran ve körfez ülkeleri, boğazdaki trafiğin durmasından dolayı çok büyük zararlar ediyor.

O halde tekrar soralım: Hürmüz’ü kim kapatıyor?

Başkan Trump, “Hürmüz’ün kontrolü tamamen bizim elimizde.” diyor.

Ama aynı zamanda, İran’la barış pazarlığında, Hürmüz’den geçiş serbestliği, birinci gündem maddesi haline geldi.

Savaştan önce boğaz zaten trafiğe açıktı. Savaşın 4 bahanesi arasında Hürmüz diye bir mesele yoktu. Nükleer, vekil savaşçılar, rejim ve füzeler… Şimdi bu 4 mesele gündemden çıktı, geriye bir tek Hürmüz’den geçiş serbestisi kaldı. Tabi geçişi engelleyenin kim olduğu da tam bir muamma.

ABD ve İsrail’in haksız saldırılarına maruz kalan İran, savaştaki psikolojik üstünlüğü ele geçirmiş bulunuyor.

Üstüne üstlük, daha önce Hürmüz’den herhangi bir geçiş parası almamasına rağmen, gelinen noktada orasını bir gelir kapısına dönüştürmek için önemli bir fırsat yakalamış bulunuyor, İran.

Daha kestirmeden söylemek gerekirse; İran, kendisine yapılan ABD/İsrail saldırılarından kazançlı çıkacağa benziyor.

Tabi bu kazanç kısa günün kârı mesabesinde… Baskılar yüzünden petrol ve gazın rotası değiştiğinde, bugün kazanç gibi görünenler, yarın en büyük pişmanlık sebebi olabilir.

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tiyatroyu, biraz da bu gözle görmekte yarar var.