Hormonlar mı Yoksa Mevsim mi

“Ben kendi payıma, mutsuzlukta herhangi bir üstünlük göremiyorum.

Akıllı adam, koşulları elverdiğince mutlu olur ve evreni anlamaya çalışırken

acı duymaya başladığı noktada, başka düşüncelere geçer.”

                                                                                                 B. Russell

Dönem dönem yaşanılan olaylar karşısında verilen aşırı tepkileri ya da kısaca ‘huysuzlukların’ sebebini hormanlara bağlarız.

Ama nedense bu aralar bu ezberi bozup adres yönünü iklime çeviresim geliyor.

Bu, bir gün kapalı-kasvetli olup ertesi gün doğan güneşle dağılacak bir ruh hali değil,

sanki toptan iki üç aylık süren bu kış iklimini kapsıyor.

İnsanın içini biraz rahatlatan ayrıntı ise etrafımızdaki bir çok kişinin aynı durumda oluşu.

Yani Halil Sezai’ nin şarkısında dediği;

“Nerden bulur bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri…”gibi bir şey değil.

Biz hep beraber yaşıyoruz bu mutsuzluğu.

Ve bu mutsuzluk insana neler yaptırıyor neler…

Kendini abuk sabuk ‘magazin’ denen dedikodu programlarını izlerken bile buluyorsun.. 

*20 yıldır hiç bir sıfatı olmayıp ama ünlü olan ve bizim de neden bu insanları tanıdığımızı,

bir türlü bulamadığım kadınlar var.

Hele bir tanesi var ki bu kişiyi her gördüğümde 

“Biz ünlüler kapalı yerlerde güneş gözlüğü takmakta haklıyız,

çünkü halkla göz temasından kaçınmak hakkımız” a benzer anormal bir demeçi aklıma geliyor. 

Şahsen ben halktan biri olarak kırk yıl daha yaşasam bir ünlü ile gözgöze gelmek aklımın ucundan geçmez. 

Buna gelene kadar daha neler neler düşünmüyoruz ki ama dediğim gibi hep iklimin etkisi…

Tanıdığın ve kapasitesini bildiğin insanların kendini düşürdüğü tuhaf hallere,

normal zamanda sadece gülüp geçerken söz konusu durum bu mevsimde daha çok rahatsız edebiliyor.

İnsan daha bir alınganlaşabiliyor.

Haberler daha çok üzüp, uykuların daha çok kaçabiliyor.

Yani anlatmak istediğim şu ki, bence bir çok negatif duygunun sebebi bu kasvetli kış mevsimi.

Her mevsimin ayrı güzelliği var demek isterdim ama kendi açımdan diyemiyorum.

Ben bu mevsimde sadece kış mevsimi uyuyup baharda yeniden uyanan o özel canlılara özeniyorum.

Beykoz’umun şairi Orhan Veli biz baharı özlerken ne güzel söylemiş;

“Sanma ki derdim güneşten ötürü; 

Ne çıkar bahar geldiyse?

Bademler çiçek açtıysa? 

Ucunda ölüm yok ya.

Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten, 

Güneşle gelecek ölümden?

Ben ki her nisan bir yaş daha genç, 

Her bahar biraz daha âşığım;

Korkar mıyım? 

Ah, dostum, derdim başka…”