Hollanda’daki sokak olayları siyasi reaksiyon mu, kriminal eylem mi?

Hollanda’da sokak olayları başlayalı üç hafta oldu. Birinci hafta çok fazla yağmalama görülmedi. İkinci hafta ise, üç, dört gün süren gösteriler esnasında şiddet kullanıldı. Saldırılar oldu. Polis araçları ateşe verildi. Üçüncü hafta ise, polis, belediye başkanları özel yetkili savcılık çok geniş önlemler alarak, gösterileri kontol altına aldılar. Buna rağmen, şimdilik, bastırılmış görünen sokak gösterilerinin yarın, öbür gün tekrarlanmayacağını söylemek oldukça zor.

Hemen hemen tüm Hollanda, son üç haftada yaşanan sokak eylemlerini doğru ve haklı bulmadı. Ancak, yaşananlar, polise duyulan öfke, Başbakan Rutte’nin, “bunlar kriminel olaylardır” açıklamasıyla geçiştirilecek cinsten değil. Adeta derinde bir sancı var toplum arasında. Bir memnuniyetsizlik, bir güvensizlik yani Hollanda’da işlerin iyi gitmediğine dair bir değerlendirme var ortada.

Her ne kadar, ‘Başbakan Rutte, sosyolojik jargondan hoşlanmasa da, ya da sosyologların yorumlarına işine gelmediği için, pek sıcak bakmasa da, bu tutum gerçekleri değiştirmez.’ Bu sözler, Rotterdam Erasmus Üniversitesi’nden sosyolog ve sosyalist Willem Schinkel’e ait. Aynı zamanda filozof olan Schinkel ile, Trouw gazetesinden Lodewijk Dors bir söyleşi yapmış. Konu, Hollanda’yı şoke eden sokak olayları ve arkasındaki muhtemel etkenler.

Söyleşinin bazı bölümlere gelin birlikte bir göz atalım.

‘Başbakan Rutte size telefon etseydi, neler söylediniz’ sorusuna Willem Schinkel şöyle cevap veriyor: “Telefon etmesine ihtiyacım yok. Ama siz sordunuz, o zaman cevaplayayım. Bay Rutte, bütün bu şehirlerde gördüğünüz olaylar, kovid-19 salgınını iyi yönetemediğinizin sonucudur. Siyasiler olarak, işi yani kararları ve önlemleri, teknik protokollerden başka bir şey bilmeyen bir ekibe verdiniz” derdim.

Sokak eylemlerinin, siyasetin ödemediği hesapların bir çıktısı olduğunu söyleyen Erasmus’lu düşünür Schinkel, “Nihayetinde, güç ve kuvvete karşı bir şeyler yapıldı. Sokaklar gençler ve erkekler tarafından ele geçirildi. Buna karşı, çiftçiler, holiganlar ve polis sokağa indi… Protesto siyasete karşı yapılıyor” diyor.

Hükümetin salgın yönetme politikasının sınıfta kaldığına dikkat çeken Schinkel, “Halk hayal kırıklığı yaşıyor. Özellikle gençler ihmal edildiler. Bakanlıklar, iflas eşiğinde olan iş yerlerine çok fazla para verirken, okullar evde eğitimle kendi kaderlerine terk edildi, kurumsal ırkçılık aldı başını gitti. Gençler ne yapacaklarını bilemediler” yorumunda bulunuyor.

“Sokaklarda yürüyen gençlerin hepsinin siyasi bilinç içinde oldukları elbette söylenemez. Bu tür eylemler kendi dinamiklerini oluşturur. Hatta, bu tür olaylardan zevk alan gençler bile vardır. Buna rağmen olayları kriminallikle betimleyemezsiniz. Gençler her zaman otoriteye karşı gelirler, orta parmaklarını gösterirler” diyor Schinkel.

Schinkel’e göre, yer yer çeşitlilik arz etse de, örneğin Urk’lü gençlerin davranışları farklı, gençlerin gösteriler esnasında pankart filan taşımamaları, onların yoksul mahallelerden geldiklerini gösteriyor. “Evlerde şiddet söz konusu. Gençler akşamları sokağa çıkamıyorlar. Rotterdam Zuid’de gençler sokağa çıkarken, Wassenaar’lı gençler protestolara katılmadılar” diyen Schinkel, bunun da aslında siyasi bir tavır, bir başkaldırı olduğuna dikkat çekiyor.

“Kapitalizmde, sistemin tıkanmaması için sürekli çalışacaksın, ama salgın dolayısıyla alınan önlemler buna müsade etmiyor, devlet gerekirse güç kullanıyor” diyen Schinkel, “Oysa kriz esnasında da görüldüğü gibi, devlet isterse milyonlarca insanın maaşını ödeyebilir ki, salgın öncesi bunu düşünmek imkansızdı’ diye devam ediyor ve kapitalizmin dünyayı yağmaladığını, talan ettiğini, artık sosyalist bir sisteme geçilmesini öneriyor.

Evet, sosyolog, filozof ama aynı zaman da bir sosyalist olan Willem Schinkel’in, Hollanda’daki sokak eylemleriyle ilgili görüşleri böyle. “Kapitalist lojistiğe eleştiriler” adlı kitabı, 2020 yılının en iyi felsefe kitabı olarak seçilen Schinkel’in yorumlarından, siyasiler ders alırlar mı bilmiyoruz elbette. Ama, Schinkel’in kitabı, Trouw gazetesi eleştirmenlerine göre gerçek bir ‘eyeopener’ (göz açıcı) kitap.

Veyis Güngör
2 Şubat 2021