Büyük fikir adamı Nurettin Topçu, Türk Milletinin Anadolu’da kalıcı olmasının nedeninin Malazgirt Zaferi gibi zaferler olmadığını; asıl sebebin Sultan Alparslan’ın esir ettiği Bizans İmparatoru karşısında sergilediği “kalp hareketi” olduğunu söyler…
Topçu’ya göre Sultan Alparslan, orada gösterdiği alicenaplıkla Anadolu’da bir ruh abidesi inşa etmiştir… Bizi bu topraklarda asırlarca yaşatan o ruhtur…
Nurettin Hoca ayrıca, tarihimizdeki bu tür kalp hareketlerinin devletimizin bekasının asıl unsurları olduğunu da belirtir…
Fatih Sultan Mehmet’in Bosna’nın fethinde yayımladığı fermanı lütfen internetten bulup okuyunuz…
O fermanı okuduktan sonra, bugün Bosna Hersek başta olmak üzere tüm Balkanlarda bir türlü yok edilemeyen Türk sevgisinin sebebini daha iyi anlayacaksınız…
Araştırıldığında görülecektir ki, Türk coğrafyasında ve Türk tarihinde bu tür kalp hareketleri epey bir fazladır…
Sultan Fatih ve Sultan Alparslan gibi üstün vasıflı kalp adamlarımız her çağda mutlak bir etki bırakmıştır…
Yine Nurettin Topçu hocanın dediği gibi bizim vatanımız, büyük ve aynı zamanda çok şahsiyetli mezarların üstüne kurulmuştur!...
Geçmiş devirlerde yaşamış Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Pir Sultan Abdal, Mimar Sinan ve Mehmet Akif gibi her bakımdan örnek insanlar, ülkemizin tapusunun adeta sigortası durumundadır…
Milletimiz hiçbir zaman Haçlılar gibi kin ve intikam duygusuyla hareket etmemiştir… Affetmeyi büyük bir erdem saymıştır…
İnsanların ırkı, dili, dini ve örfüne daima saygı gösterilmiş ve bunlar asla düşmanlık göstergesi sayılmamıştır…
Bu yüzden emperyalist toplumların saldırıları tarihte “işgal” diye tanımlanırken, bizim açılımlarımız “fetih” diye isimlendirilir…
“En kalbi duygularımızı” sergilemeyi biz her zaman büyük bir marifet sayarız…
Ama batı medeniyeti böyle davranışları küçümser, tam aksine zayıflık belirtisi olarak görür!...
Şimdi bunları niye yazdığıma gelelim…
“Terörsüz Türkiye” için “Çözüm Yasası” en sonunda 467 gibi büyük bir oy çoğunluğu ile TBMM’de kabul edildi…
İstatistiğe göre bu rakam toplumun yaklaşık yüzde 83’ünü temsil ediyor…
Bazı yorumcular, eğer referandum yapılsaydı sonuç bu kadar yüksek çıkmazdı diyor…
Katılmıyorum ama benim görüşüm de şöyle:
Keşke bu yasa ta baştan “referandum” olarak tasarlansaydı… Çünkü konusu, af!...
“Af” ise diğer konulara hiç benzemez… Zira bazı haklar, yetki devri veya temsil yoluyla kullanılabilir… Ama “af” hakkı hiçbir zaman bu yollarla kullanılmaz, kullanılamaz!...
Söyleyin; hanginiz hayatınız boyunca böyle bir yetkiyi başkasına devrettiniz?...
Hanginiz, “benim yerime şunu sen affet” diye birini görevlendirdiniz?
Hatta en sevdiğiniz annenize, babanıza, eşinize bile bu yetkiyi veremiyorsunuz değil mi?
Hal böyle iken, işin psikolojik ve sosyolojik boyutu göz ardı edildi ve çözüm yasasında yetki TBMM’ye bırakıldı…
İşin bu tarafı bana göre yanlıştır!...
Üstelik bu tavır, sanki devlet millete güvenmiyormuş gibi bir hava estirdi…
Esinti de benzer bir tepki doğurarak, millet de devlete güvenmiyormuş gibi bir algı yarattı!...
Oysa hiç gereği yoktu…
Konu, iç siyasi tartışmaların uzağında bırakılarak halka havale edilseydi, halkımız aynı yüzde 83’lük sonucu zaten sandıkta çıkaracaktı!...
Çünkü halkımız, “affetmenin büyüklüğün şanından” olduğunu biliyor!...
Zaten, gönülleri kazanmadan hiçbir zafer elde edemeyeceğini veya bunun kalıcı olmayacağını tarih boyunca tecrübe etti!...
Bu proje, bir hükumet projesi değil, bir devlet projesi…
O nedenle buradaki faturayı da devlet görevlilerine kesmek istiyorum…
Lütfen halkınızı tanıyın ve halkınıza güvenin…
Bu halk, bu devleti ne tehlikelerden kurtardı azcık araştırın…
Bu devlet, bu halk ile birlikte ne badireler atlattı bir hatırlayın…
Artık burnunuzun dikine gitmeyin…
Sizin aklınız varsa, halkın da feraseti var, irfanı var…
Bu millet sizi ne zaman yarı yolda bıraktı? Ne zaman güvendiğiniz dağlara kar yağdı?
Son sözlerim şu olsun:
Barış ya da af her şeyi unutmak değildir… Sadece acıyı inkar etmeden geleceği kurtarmaktır!…
Cezalandırmak kadar affetmenin de adaletin bir dili olduğu unutulmamalı…
Türk devletleri diğer devletler gibi gücünü her zaman cezalandırma yoluyla göstermez… Bazen alicenaplığı tutar!...
Herkes rahat olsun; bugün o alicenaplığın sergilendiği gündür…
Fakat keşke, o alicenaplık siyasetin dar koridorlarında değil de, doğrudan milletin vicdanında sergilenebilseydi!...