DÜNYADA üretimin, yaşam kültürümüzün ve tüketim alışkanlıklarımızın uzun vadeli yapısal bir değişim geçirmesi artık kaçınılmaz... Çünkü dünya büyük krizle karşı karşıya... Ya değişeceğiz ya da hiç de arzu edilmeyen bir sona doğru ilerleyeceğiz... Böyle devam edilirse doğanın dengesi bir daha düzelmemek üzere tamamen bozulacak... Önümüzdeki yıllar herkesin gündemi bu olacak...
* * * *
Çevreyi dikkate almadan ‘daha çok üret’, ‘daha çok tüket’, ‘kullan at’ın getirdiği nokta burası... Ayrışmamış çöp dağları, arıtılmadan nehirlere, denizlere akıtılan sular, rant uğruna yok edilen ormanlar, bacaları filtresiz fabrikalar, pet şişeler... Doğa uyarıyor... Seller, taşkınlar, kasırgalar, günlerce devam eden orman yangınları... Marmara Denizi’ndeki müsilaj yakın zamanda yaşanan örnek... Örnekler çoğaltılabilir...
* * * *
Bir yandan çevreyi hızla kirletiyoruz, diğer yandan pervasızca salınan sera gazları dünyanın ısınmasına yol açıyor... İklim değişikliği de 21. Yüzyıl’da çevre kirlenmesi kadar doğanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu ‘ciddi bir tehdit’... T
eknik bilgilere dalmadan şöyle söyleyebiliriz... Dünyanın etrafını bir battaniye gibi saran sera gazları dünyayı yaşanabilir yapıyor... Olmasaydı dünya buzullarla kaplı olacaktı... Ama fazla olması da dünyayı çok sıcak yaşanamaz hale getirmekte... Karbondioksit bir sera gazı...
* * * *
Fosil yakıtları kömür, petrol, benzin tüketimi karbondioksit salınımına neden olmakta... Böyle devam edilirse dünyamız gün geçtikçe daha da ısınacak, yaşanmaz bir yer haline dönüşecek...
Hava sıcaklığı sanayi öncesi dönemden bu yana 1 santigrat derece yükselmiş... Bilim insanları, dünyanın en fazla 0,5 derece daha ısınmayı kaldırabileceğini söylüyor...
* * * *

Paris Anlaşması’nın hedefi de küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerden 2 derece daha artış ile sınırlı tutmak, hatta 1,5 derece için çaba harcanması... İklim krizinden kurtuluşun reçetesi karbondioksit salınımını hızla sıfırlamak... Örneğin, AB Komisyonu 2019’da AB’nin yeni büyüme stratejisi olarak ‘European Green Deal’ (Avrupa Yeşil Anlaşması) belirledi... AB sera gazı salınımını 2030’a kadar 1990 seviyesine göre yüzde 50-55 azaltmak, 2050’ye kadar ‘karbon nötr’ olmak istiyor...
* * * *

Almanya harekete geçti bile... 10 Kasım 2020’de çıkan yasayla, 1 Ocak’tan itibaren, petrol ve doğalgaz şirketlerine, karbondioksit gaz dolayısıyla, ton başına 25 Euro’luk bir karbon vergisi uygulamaya başladı. Vergi, 2025 yılına kadar kademeli olarak ton başına 55 Euro’ya yükseltilecek.
* * * *

Aslında farkında olmasak bile yaşanabilir bir dünya için ‘zamana karşı’ yarış halindeyiz... Nazım Hikmet’in ‘Strontium 90’ şiirinde /Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm./ Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz / Ya dünyamıza inecek ölüm / dediği gibi... Nazım Hikmet bu şiirini nükleer silahlanma için yazmış ama sanki bugünkü durum için yazılmış gibi... Bugünden tezi yok şimdi hemen bugün harekete geçmeliyiz... Henüz çok geç değil... Bunun için gerekli teknoloji, yöntemler belli...