Gök Oğuzların yurdu Gagauz Yeri Özerk Cumhuriyeti’nin iktisadî durumu, bağlı olduğu Moldova’nın genel ekonomisine paralel bir seyir izlemekle birlikte, bir hayli mahrumiyete de maruz kalmış.
Ülkede, kayda değer bir sanayi bulunmuyor. Geçmişte Kongaz’da kurulu olan büyük halı-kilim fabrikası da, Sovyetler Birliği ile aynı kaderi paylaşmış. O tarihlerde 1.300 kişinin istihdam edildiği o fabrikanın tüm çalışanları Kongaz’dan temin ediliyormuş. Sovyetler Birliği dağılınca, fabrika da kapanmış ve sonraları yıkılmış. Şimdi fabrikanın yerinde, orta ölçekli bir güneş enerjisi elektrik santrali bulunuyor.
Kongaz’da, Türkiye’den bir firmanın yatırımı olan Asena adlı tekstil fabrikasında 800 kadar işçi çalıştırıldığını öğrendim. Fabrika işçilerinin büyük bölümü, çevredeki köylerden sağlanmış. Noel tatili dolayısıyla bakıma alınmış olan Asena’yı içeriden görüntülemek mümkün olmadı.
Geçmişteki halı fabrikası ile bugünkü tekstil fabrikasının işçi temin kaynağına dair yapılacak kıyaslama, aslında şehirdeki üretken nüfus kıtlığının da bir işareti. Yani artık şehir ve kasabalarda çalıştıracak genç nüfus bulmak pek mümkün olmuyor. Önemli şehirlere ve yurtdışına olan göç, ülke genelindeki üretken nüfusu sönümlemiş.
KÜÇÜK ÇAPLI İŞLETMELER
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Kongaz’daki su ihtiyacını karşılamak için bir sondaj kuyusu açmış; ayrıca kasabadaki 2 liseye fizik-kimya laboratuarları kurmuş.
Komrat, Çadır Lunga, Başköy ve Kongaz gibi Gagauz yerleşim yerlerinin ‘en kayda değer sanayi kuruluşları’ olarak, şarap ve türevlerini üreten orta ölçekli işletmelerden söz etmek yanlış olmaz.
İşsizlik ve nüfus kaybına rağmen cadde ve sokaklarda karşılaştığım lüks otomobiller, Gagauzların Avrupa’daki ‘gurbetçilik’ öykülerinin bir anlamda teyidi gibi… Nitekim şehir ve kasaba ana yollarındaki hareketlilik, genel ekonomik yapıyla izah edilemeyecek bir düzeyde bulunuyor.
Çadır Lunga’da, Ukrayna sınırına bitişik noktada yer alan ‘çayırlık havaalanı’, bir zamanlar önemli ekonomik faaliyetlere katkı sağlamış olsa da, o şatafatlı günlerden geriye 5-6 küçük uçak hurdası ve işlevsiz haldeki anten kulesi kalmış. Romanya-Moldova-Ukrayna hattındaki demiryolu, Çadır Lunga’dan geçiyor. Bölgedeki savaş halinin sükûnet bulması halinde, sözkonusu demiryolu Gagauz Dolayı’nın ekonomisine ve refahına önemli katkı yapabilir.
TERK EDİLMİŞLİĞİN TÜRKÜSÜ EVLER
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği egemenliği altına giren Gagauz Dolayı’nda yapılan ve günümüzde 60-70 yaşında olan evler, bir zamanlar yaşadığı mamurluk demlerini çoktan geride bırakmış, yorgun ve kimsesiz ölümü bekler haldeler. Ekonomik durumu iyi olan aileler, genç nesil kentlere yerleşmiş olsa bile, ata yurdundaki evlerini onarıyor, hatta birden fazla katlı evler inşa ediyor.
Ortalama gelir düzeyi ve yaşam standardının düşüklüğüne zıt olarak, küçük çaplı da olsa ticarî işletmelerin tabelaları ve dış yüzey kaplamaları hayli özenli. Şehirlerde, geçmiş dönemin izlerini yaşatan ticarî etkinlik kalıntılarına zaman zaman rastlamak mümkün. Mesela eski bir yel değirmeni veya sınaî bir kuruluşun yüksek bir noktaya konuşlandırılmış su deposu gibi… Çadır Lunga’daki, 1957 yılının bolluk ve bereketini anımsatırcasına inşa edilmiş olan un değirmeninden, bugün geriye metruk bir bina ve üzerindeki ‘Melnitsa Kolhoza İmeni Kirova 1957’ yazısı kalmış.
CAN ÇEKİŞEN HAYVANCILIK
Geçmişte çok iyi tarım ve hayvancılık yapılan coğrafyada, bugün hayvan varlığı sıfıra yaklaşmış. Bazı avlulardan gelen koyun melemeleri ve tavuk gıdaklamaları olmasa, köyde (kedi ve köpekler hariç) hiç hayvan beslenmediğini düşüneceğim. Bununla birlikte, konuk olduğum bir hanenin bahçesinde, modern ile gelenekseli birleştirmiş bir tavuk yetiştiriciliği yapıldığını görmek, bir anlamda benim için moral kaynağı oldu. Bu arada, bazı hanelerin bahçesinde, bizdekilerden biraz farklı da olsa arı kovanlarına rastladım.
Mevzu hayvancılık olunca, Çadır Lunga’daki at yetiştiriciliğinin, bir bakıma ekonomik değeri olan bir faaliyet olduğunu belirtmeliyim. Yöre atlarının cins Rus atlarıyla melezlenmesi sonucu elde edilen Çadır Lunga atları, boyut ve güç olarak dikkat çekiyor. Hara bitişiğindeki mütevazı hipodrom, zaman zaman bu atların yarışlarına sahne oluyormuş.
Toprak yapısı ve arazi yüzey şekilleri tarıma çok uygun olmasına rağmen, Gagauz Dolayı’nda son yıllarda tarım ürünleri hastalanmaya başlamış. Bahçe ürünlerinden verim almak imkânsız hale gelmiş. Başta domates olmak üzere, sebzeler yetişmez olmuş. Hatta mısır bile yetiştirilemediği söyleniyor.
SORUN GDO’LU TOHUMLAR OLABİLİR
Bunun sebebine dair, konuştuğum kimsenin net bir kanaati yok. Bazıları, havaya karışan bazı kimyasalların buna sebep olabileceğini veya salgın bir bitki hastalığının yörede yayılmış olabileceğini söylüyor. Bir ihtimal, kullanılan tohumların GDO içermesi olabilir. Kişisel kanaatimce, kullanılan tohumların genetiğindeki bozulma gözardı edilmemeli.
Açık alanda tarımsal ürün yetiştirmede yaşanan sıkıntılara rağmen, bazı evlerin bahçelerinde yer alan seralarda, bir nebze de olsa sebze yetiştirmek mümkün olabiliyor. Nitekim gezdiğim yerlerde birçok hanenin, az da olsa seralara sebze ekip diktiğine tanık oldum.
Gagauz Dolayı’na giderken yanımda götürdüğüm bir miktar karışık acı biber tohumunu, arkadaşım Petro ile akrabası Valentina hanıma paylaştırdım. Ayrıca fırsat bulursam, birkaç çeşit domates, patlıcan, tatlı biber çeşitleri, fasulye ve bamya gibi sebzelere ait ata tohumlarından göndereceğimi de bildirdim.
Tarım ve hayvancılıktaki olumsuz gidişe rağmen, Gagauz Türklerinin geleneksel kiler hazırlıkları ve donanımları hayli dikkat çekici. Hemen her evin bir kiler/mahzeni bulunuyor. Yazın serin, kışın ılık olan bu mahzenlerde, tıpkı Anadolu Türklerinin yaptığı gibi, konserveler, turşular, reçeller, şıralar, kurutulmuş sebze ve meyveler saklanıyor. Bir de ev yapımı şaraplar…
HAYAT PAHALI, AMA…
Elbette evlerde yapılan kışlıklar ve diğer gıda maddeleri, insanların ekonomik yaşamlarını iyileştirmeye ve refah düzeylerini artırmaya katkı sağlıyor. Bir anlamda ev ekonomisi uygulanıyor. Şunu da ilave etmeliyim: Konuk olduğum evlerde kurulan sofralar, sadece zengin bir menüyü değil; aynı zamanda özenli bir sunum zevkini de yansıtıyordu.
Elektriğin kilowat/saatinin 4 Moldova Leyi (yaklaşık 10 TL); doğalgazın metreküpünün de 12 Ley (30 TL) olduğu söylendi. Türkiye’de; elektriğin kilovat/saat fiyatı; aylık 240 kilovat tüketime kadar 2,59 TL, 240 kilovattan fazla aylık tüketimin kilovat/saat fiyatı ise 3,89 TL. Doğalgazın Türkiye’deki metreküp fiyatı; aylık 100 metreküpe kadar KDV dâhil 14,32 TL. Aylık 101 ile 1000 metreküpe kadar olan doğalgaz tüketiminin metreküp fiyatı ise 17 TL.
Yani Gagauz Türkleri, elektriği bizden 4 kat yüksek fiyata, doğalgazı ise 2 kat yüksek fiyata tüketiyor.
Moldova’da asgari ücretin 200 dolar (Türkiye’de 660 dolar) ve en düşük emekli aylığının 125 dolar (Türkiye’de 465 dolar) olduğu düşünülürse, aradaki hayat pahalılığı farkı daha net anlaşılır.
Elbette tek kıyaslama ölçüsü elektrik ve doğalgaz olamaz. Kaldığım süre içinde yaptığım market alışverişleri vesilesiyle, Gagauz Yeri’ndeki gıda ve giyim ürünleri fiyatlarının, Türkiye’den yüzde 25 ile yüzde 300 arasında değişen oranlarda daha pahalı olduklarını gördüm. Türkiye ile yakın fiyatlı ürünlerin başında; ekmek, soğan, patates gibi yerel üretimi olanlar geliyor.
TÜRK LOKANTALARI
Gagauz Yeri’nin yönetim merkezi olan Komrat’ta, birkaç tane küçük çaplı Türk lokantası bulunuyor. Bunlar, genellikle tavuk ve et döneri, lahmacun, kavurma tarzı yemekler sunuyor. Elbette Türkiye’deki kebap türlerinden alışık olduğumuz lezzetleri buralarda bulmak pek de mümkün olmuyor.
Komrat’taki Türkiye kökenli yiyecek işletmelerinden ‘Derman Lokma’ adını taşıyan lokantayı birkaç kez ziyaret ettim. Lokantanın duvarındaki Türk Bayrağı, Bozkurt ve Üç Hilal hayli dikkat çekiyor.
Yeri gelmişken, Türkiye’ye döneceğim günün akşamında eriştiğimiz Moldova’nın Başkenti Kişinev’deki ‘Gök Oğuz Lokantası’nı da burada zikretmeden geçmeyelim.
Komrat’ta, TİKA’nın desteğiyle kurulmuş, elektrikli otomobilleri güneş enerjisiyle şarj eden küçük bir tesis de bulunuyor.
Komrat’ta her gün açık bulunan bir pazar bulunuyor. Fazla büyük olmasa da o pazarda, başta giyimlikler olmak üzere, bazı gıda maddeleri ile sebze-meyve de satılıyor. Satılan tekstil ürünlerinin büyük bir bölümü ile portakal, mandalina ve limon gibi meyveler Türkiye’den ithal. Elbette ürün fiyatları da Türkiye’dekinden biraz farklı...
OTANTİK GAGAUZ YEMEKLERİ
Bu gezimiz sırasında, Kongaz’ı iki kez ziyaret etmemiz gerekti. Birincisinde, ‘Gagauz Sofrası’ adlı lokantada öğlen yemeğine oturduk. Zira telefonla haberleştiğimiz, Çadır Lunga’dan Papaz Dimitri Baba, bizi orada bekliyordu. Birlikte geleneksel Gagauz yemeklerinden yedik.
Aynı zamanda Gagauz etnik kültürüne ve geleneksel yaşamına dair eşyaların sergilendiği bir müze niteliğindeki Gagauz Sofrası, otantik Gagauz odalarıyla, misafirlerine konaklama hizmeti de sunuyor. Lokanta ve konaklama tesisleri ile çevresi, bir hayli özenle ve otantik tarzda düzenlenmiş. Gagauz Sofrası’nın, sık sık Türkiye’den gelen konukları da ağırladığını öğrendik.
Kongaz’a ikinci ziyaretimizde, Belediye Başkanı Mihail Esir tarafından, Maazada (Mağazada) isimli lokantada öğlen yemeğine konuk edildik. Otantik bir lokanta olan Maazada, özgün Gagauz yemekleri, hoş bir dekorasyon eşliğinde ve nezih bir sunumla veriliyor. Hadi, menüdeki bazı yemek isimlerini ve açıklamalarını da orijinal haliyle verelim: Gözlema (iinca hamurdan doldurma ev piinirlan hem iişimiklan), Kıırma (kabardılma hamur iişimiklan, düülmüş kaymaklan hem fırında pişirilmiş), Turşu (iişi zarzavattan, yapılma ayırı reteplan), Şurpa kuzudan (datlı kuzu yaanısınnan, yakar biberlan hem pişirilmiş zarzavatlan), sıcak kaurma (körpa kuzu lokmasınnan pişirilmiş zarzavatlan hem gözal kokularlan), sarma yaanıylan (kıyma yaanıylan, pirinçlan baa yada laana yapranan sarılı), fırında pişmiş yanı mamaligaylan (domuz yaanısı, papşoy unu, piinir, kaymak)…
Bu arada, makamında bir süre sohbet ettiğimiz Belediye Başkanı Mihail Esir’den hem Kongaz’ın hem de Gagauz Dolayı’nın yaşam tarzına ve ekonomik durumuna dair bilgiler edindik.
Gök Oğuz Dolayı’nda duyduğum ve savurganlığı yeren güzel bir söz şöyle: “Elin altın keser, cebinde rüzgâr eser.”
Bir sonraki Gök Oğuz Dolayı notlarımda, Gagauz Türklerinin kültürel değerlerini konu edineceğim.