Siyonist Yahudiliğin, kendi kutsal kitabına ihanetle, ‘Arz-ı Mevut’ diye temellendirmeye çalıştığı ‘Nil’den Fırat’a Büyük İsrail’ ütopyası, artık sis perdesi arkasında değil. Bizzat ABD’nin İsrail nezdindeki büyükelçisi Mike Huckabee, verdiği mülakatta bu, tüm dünyanın bildiği sırrı ete kemiğe büründürdü.
Siyonizmin hedefinin, Anadolu, İran ve Mısır’dan birer parçayı da ihtiva edecek şekilde, bütün Ortadoğu coğrafyasını işgal etmek olduğu, en azından mevzuya duyarlı insanlarca biliniyordu. Şimdi, ilgili ilgisiz herkes bilgilenmiş oldu.
Bu köşede, geride kalan 2 yılı aşkın sürede yer alan birkaç yazıda; başta Filistin’in anlamsız Devlet Başkanı Mahmut Abbas olmak üzere, İsrail’in etki alanındaki bazı ülkelerin yöneticileri, Gazze’deki soykırıma sessiz kaldıkları veya en azından yeterli tepkiyi ortaya koymadıkları için eleştirildi. O eleştiriler, “Gazze’den sonra sıra size de gelecek…” uyarısını da içeriyordu.
İsrail’in zulüm ve yayılmacılığı, oraya doğru ilerliyor.
İSRAİL’İ ALASKA’YA TAŞISANIZ…
Ünlü televizyoncu Tucker Carlson’a bir mülakat veren eski Protestan papaz ve daimî Siyonist Huckabee, Müslüman ülkelerin İsrail’den 644 kat daha büyük vatan toprağına sahip olduğunu temel alarak, Filistin Devleti için o ülkelerin toprak tahsis etmesi gibi ‘parlak’ bir fikir de üfürmüş.
Aslında aynı yolu izleyerek, biz de, “Daha kolayı var: Siz Yahudilere Alaska’da bir toprak verseniz, tüm Yahudileri oraya taşısanız da bütün dünya Siyonist beladan kurtulsa…” diyebiliriz.
Fakat mevzu ciddi; ne şaka ne kinaye kaldırır.
İsrail adlı terör örgütünün Gazze’de yürüttüğü soykırımı durdurmak üzere, kör topal da olsa bir ateşkes yürürlükte.
Ateşkesi denetleyecek ve Gazze’deki yeniden yapılanmayı sağlayacak Gazze Barış Kurulu diye de bir yapı oluşturuldu. Süreç içinde güvenlik ve barışı koruyacak askerî yapılanmanın nasıl şekilleneceği ve diğer meseleler bir yana; Gazze’nin ‘yeniden inşası’ başlığı altında beliren çok büyük bir tehlike söz konusu.
Siyonizmin ana gayesi, Arz-ı Mevut… Buna ulaşmak ve ‘Tanrı’nın Krallığı’nı kurmak için Armageddon Savaşı’nı çıkarmak da Siyonist çılgınlığın bir projesi…
O ‘büyük hedeflere’ giden yoldaki küçük eylemlerin en günceli, Gazze’nin Filistinlilerden ‘arındırılması’… Zaten yıllardır devam eden ve 7 Ekim’den sonra şiddetini artıran saldırıların amacı da budur.
PARANIN GÜCÜYLE Mİ?
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’nin ‘emlak değeri’ üzerinden hareketle, Filistinlilerin ebedî yurdunu ‘pahalı bir Akdeniz Rivierası’ yapma tezi epeydir gündemde.
Bunun için de Gazzelilerin, Mısır’ın Sina Yarımadası’na veya Afrika’da parayı bastırıp alınacak bir toprak parçasına sürgün edilmesi fikri de dillendiriliyor.
Lakin 2.5 senedir devam eden saldırılara ve muhtemelen birkaç yüz bini bulan şehitlere rağmen, Gazzeliler vatanlarını terk etmiyor. Açlık, sefillik, evsizlik, yağmur, çamur ve çadırlarına yağan bombalara rağmen Gazze’den ayrılmıyor.
İşte Siyonistlerin en iyi bildiği yöntem de burada şekilleniyor: Silah zoruyla vermiyorlarsa, para gücüyle koparmak…
Şimdi kimse aculluk edip, “Zaten Filistinliler topraklarını Yahudilere satmıştı…” gibi ucuz yalanlara sarılmasın.
Bahsettiğimiz şey, Filistinlilerin paraya tav olup, vatan toprağını satması değil.
Çok daha şeytanî bir zekâyla örgülenmekte olan, ‘irade dışı el koymadan’ bahsediyoruz.
Şöyle izah edelim:
İsrail terör örgütünün yaptığı ağır bombardımanlarla, Gazze’de ne oturacak ev, ne yol, ne köprü, ne hastane, ne cami, ne kilise kaldı. Binaların yüzde 97’si yıkıldı.
FİLİSTİNLİLERİN GÜCÜ YETER Mİ?
Zaten Gazze Barış Planı denilen mutabakatın önemli bir bölümü, yakılıp yıkılan Gazze’nin yeniden inşa edilmesini içeriyor.
Yapılacak inşa yatırımları için, başta bölgenin petrol zengini ülkeler olmak üzere, herkesin pamuk ellerini cebe atması öngörülüyor.
Gazze Barış Kurulu’nda ABD Başkanı Trump’ı temsil eden Yahudi damat Jared Kushner’in sunduğu Yeni Gazze Master Planı; bölgeyi ‘Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan devasa bir ekonomik koridorun Akdeniz’deki yeni lojistik terminali’ hâline getirmeyi hedefliyor.
İyi de, Trump’ın, kliplerini dahi çektiği, Akdeniz kıyısında yapılacak ultra lüks tatil siteleri, malikâneler, rezidanslar, gökdelenler, villalar, lojistik merkezler ve daha bilmem ne mülklerin, çadırlarda yaşam mücadelesi veren yoksul Gazzelilere bağışlanacağını mı sanıyoruz?
Olacak olan belli… Akdeniz’e Doğudan bakan 50 kilometrelik Gazze kıyıları boyunca inşa edilecek süper lüks mekânlar, hiçbir Filistinlinin alım gücüne hitap etmeyecek.
Zaten tüm dünyadaki ‘sermaye/finans’, bir avuç Siyonist ailenin kontrolünde değil mi?
İŞ YİNE BAŞA DÜŞER
Daha basit söylemek gerekirse; Filistinlilerin elinden silah zoruyla alınamayan topraklar, şeytanî bir zekâyla kurgulanmış para gücüyle çalınmak isteniyor.
Elbette böyle bir durumda, mülksüz bırakılan Gazzelilerin hayatta kalabilmek için fazla seçenekleri olmayacak.
Kurbanlık koyun gibi kendi sonlarını bekleyen Batı Şeria’daki basiretsizden veya kafasını kefiyesine gömmüş petrol varlıklısı emirlerden, kurulan Siyonist tuzağı bozmak için fazla bir şey bekleyemeyiz.
İş yine dönüp dolaşıp bize geliyor. Türk Devlet Aklı, ufukta silueti beliren bu Siyonist planı akamete uğratacak bir yol bulmak zorunda.