Evde çalışma kültürü yeniden günlük hayatımıza girdi…

Evde çalışmak, artık günümüz insanının bir gerçeği haline geldi. Evde çalışma kültürü her ne kadar Kovid-19 öncesi yavaş yavaş uygulansa da, evde çalışmak bu yılın mart ayından itibaren adeta zorunlu hale geldi. Zaten son on yıldır Avrupa’nın büyük kentlerinde esnek (flexibele) çalışma sistemi yaygınlaşmıştı. Büyük işyerlerinde her çalışana özel oda yerine, ortak çalışma alanları ve toplantı salonlarının ortak kullanılması uygulamasına geçilmişti. Hatta ana kentlerin sınırlarındaki otellerin lobileri, önlerinde laptop olan ve toplantı yapan insanlarla doluydu. İnsanlar bu çalışma şekline özendiriliyordu. Ancak, Kovid-19 süreci ile birlikte evde çalışma kaçınılmaz oldu.

Ev ve mekân üzerine sık sık yazılar yayınlayan, filozof ve yazar Pieter Hoexum, evde çalışma kültürü ve felsefesi üzerine Trouw gazetesine konuşmuş. Pieter Hoexum, konuşmasında bazı tarihçi, düşünür ve filozoflardan örnekler vererek, Kovid-19 sebebiyle her ne kadar evlerde çalışsak da, evde çalışma esnasında kısada olsa özel ortamı terk etmemizi, dışarıda biraz hava almamızı öneriyor.

Pieter Hoexum yıllar önce Felsefe Magazini’ne ‘evde çalışmak’ kültürü üzerine hazırladığı bir yazısında, bir çok kişinin ev ile işyeri, özel hayat ile iş hayatı arasındaki ilişkide zorlandığını ve çözüm olarak, ev ile iş arasında bir denge kurmanın önerildiğine dikkat çekmiş. Yazı yayınlandıktan sonraki yıllarda, ev ve işyeri ayırımının sanki iyi olduğuna kanaat getirmiş Hoexum.

Hoexum sonra sırasıyla, Fransız tarihçi Philippe Aries’in ‘özel hayatın doğuşu’ ile ilgili kitapları, Rönesans’la başlayan ve onsekizinci yüzyılda hızlanan ve zirve yapan özel hayatın gelişme sürecini incelemiş. Diğer taraftan onsekizinci yüzyılda, Alman sosyolog Jürgen Habermas’ın ‘kamusal alan’ın ortaya çıkışını geniş bir şekilde izah ettiğine ve bu ayırımın ondokuzuncu yüzyılda ise çok daha belirgin hale geldiğini söyleyen Hoexum, neticede çalışma ve ev yaşamının iki farklı alan olarak görüldüğüne dikkat çekiyor.

Ev ve çalışma hayatının ayrışmasının elbette bazı sıkıntılara yol açtığını, bireyin iki dünya arasında mekik dokuduğunu söyleyen Hoexum, bireyin her iki alanda da kaçınılmaz rol üstlendiğini belirtiyor.

Korona virüsü sürecinin bir kez daha, kamu ve özel alanın, ev ve ofis ayırımının iyi olduğu kanaatini pekiştirdiğini söylüyor Hoexum. Filozofa göre, korona virüsü sürecinde, evde kalmak veya çalışmak durumunda olanların, mutlaka günde birkaç defa dışarıya çıkıp, kısa mesafe dahi olsa yürümeleri, hava almaları gerekir. Bu gezi rutin olarak yapılmalıdır.

Danimarkalı filozof Soren Kierkegaard’ın Kopenhag’da adeta bir keşiş gibi çalıştığını, günlük olarak şehirde gezintiler yaptığını belirten Hoexum, Kierkegaard’ın bu gezintilerini ‘insan banyosu/temizliği’ olarak nitelendirdiğini söylüyor. Çünkü, Kierkegaard gezinti esnasında insanlarla konuşup, şehirde son dedikoduları ve sıcak haberleri öğrenerek halkla ilişkisini sürdürüyor. Bu şekilde düşünürlerin halk içinde olması, halktan kopmaması salık veriliyor.

İçinden geçtiğimiz korona virüsü sürecinde eve kapanmak zorunda olan insanlar, alternatif iş yeri, yani çalışma ortamı oluşturmaya devam ediyorlar. Özellikle bahçeli evlerin bir köşesine yapılan bahçe ofisleri, (6,1 x 2,4 metre büyüklüğünde) veya hazır konteyner şeklinde satın alınan yeni çalışma mekânları yaygınlaşmakta. Bahçe ofisleri birkaç gün içinde hazır şekilde teslim edilip hemen kurulabiliyor.

Bahçe içinde bir kulübede çalışmak, yeşilin ilham kaynağı olarak görülmesi, aslında eski bir gelenek. Tarihte bunun sayısız örnekleri vardır. Ünlü düşünürler yazılarını veya kitaplarını küçük kulübelerde yazarlarmış. Yazarlar ve sanatçılar kulübelerini yuvaları olarak görürlermiş. İngiliz yazar Ronald Dahl, Dylan Thomas, Amerikalı film yapımcısı Walt Disney, hatta Mozart bunlardan bazıları.

Evet, evde çalışma artık bir kültür halini almaya başladı. Evde çalışma, korona krizi geçse de devam ettirilecek gibi görünüyor. Hollanda Hareketlilik Politikaları Enstitüsü’nün yayınladığı rapor, insanların yüzde 55 – 70 arasında bir oranla evde çalışmadan olumlu tecrübeye sahibi oldukları anlaşılıyor. Yüzde 40 ile 60 oranla ise insanların korona krizi sona erdikten sonra da evde çalışmaya istekli oldukları belirtiliyor. Evde çalışma, artık kalıcı bir kültür. Ama evde çalışırken, günlük gezintimizi ihmal etmeyelim.

Veyis Güngör

3 Kasım 2020