ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein ile ilgili yayımladığı yeni belge ve dosyalar, İngiltere’de siyaset gündemini sarsmaya devam ediyor. Belgelerde, İngiltere’nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson ile Epstein arasındaki yakın ilişkilere dair yeni bilgiler yer alırken, Starmer’ın 2025’te Mandelson’u büyükelçi olarak ataması eleştiri oklarının hedefi oldu. Starmer, Mandelson’un kendisini yanlış bilgilendirdiğini ve ilişkilerin derinliğini bilmediğini söyleyerek kamuoyu önünde özür diledi.
Bu atamaya dair belgelerin yeni ayrıntılarının ortaya çıkmasıyla birlikte, Mandelson daha sonra İşçi Partisi üyeliği ve Lordlar Kamarası üyeliğinden istifa etti; bu tablo İngiltere siyasetinde güven krizine dönüşmüş durumda.
Matthew Doyle skandalı: Yeni gündem, yeni tartışma
Starmer, Mandelson krizinin etkileriyle mücadele ederken şimdi de eski iletişim direktörü Matthew Doyle ile ilgili bir skandalın ortasında kaldı. Doyle, geçmişte bir arkadaşı ve yerel siyasetçi Sean Morton için kampanya yürüttüğü ve bu kişinin daha sonra çocuklara yönelik uygunsuz fotoğraflar bulundurmaktan hüküm giydiği ortaya çıktı. Bu nedenle Doyle, Aralık 2025’te verilen hayat boyu Lordluk unvanı sonrasında İşçi Partisi tarafından askıya alındı ve kendisi de özür dilemek zorunda kaldı. Starmer, Parlamento’da bu atamadan dolayı kendisini savunurken muhalefet lideri Kemi Badenoch, bu tür atamaların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Bu yeni skandal, Starmer’ın “yargı, vetting ve siyasi muhakeme” konusundaki kararlarının sorgulanmasına yol açtı.
Muhalefet ateşi: Badenoch ve Davey’den sert eleştirile
Starmer’a karşı sadece parti içi eleştiriler değil, muhalefet partilerinden de yoğun baskı geliyor. Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, Mandelson ataması sonrası Starmer’ın “yanlış kararlar zincirini” sürdürdüğünü söyleyerek başbakanlığın sürdürülemez hâle geldiğini savundu. Liberal Demokrat lider Sir Ed Davey de hükümetin güvenilirlik zaafını vurgulayan açıklamalar yaptı ve anlatının yalnızca Starmer’ın partisinde değil, tüm siyaset sahnesinde tartışılan bir mesele olduğunu gösterdi.
Starmer’ın liderliği ve geleceği
Starmer, tüm bu krizlere rağmen görevden çekilmeyeceğini ve ülke yönetimini sürdürme kararlılığında olduğunu belirtti. Hükümet içindeki bazı yetkililer, belgelere tam şeffaflıkla yanıt verilmesi gerektiğini savunurken, belgelere ilişkin detayların tamamının yayımlanmasının haftalar alabileceği yönünde iktidar kaynakları da uyarıda bulundu.
Ancak halk desteği ve parti içi güven zayıflarken, Starmer’ın Başbakanlık koltuğu etrafındaki tartışmalar giderek yoğunlaşıyor.
Shabana Mahmood: Olası bir sonraki lider mi?
Starmer üzerindeki baskı arttıkça, partisinin içinde ve dışındaki bazı gözlemciler, potansiyel halef olarak İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un ismini gündeme getiriyor. Mahmood, 2025’ten bu yana Home Secretary olarak ciddi bir profil çizdi ve özellikle göç, yasa ve iç güvenlik gibi hassas konularda sert politik adımlar attı. Bu tavrı, partinin bazı kanatları tarafından hem eleştirilse de hem de bir “yeni lider” adayı olarak görülmesine yol açtı.
Öte yandan parti içinde diğer isimler de konuşulsa da resmi bir liderlik yarışının başlayıp başlamayacağı belirsiz. Starmer’ın istifası için yeterli parti içi desteğin oluşup oluşmayacağı, önümüzdeki haftalarda parlamentoda ve kamuoyunda netleşecek.