Dileriz, arkası gelir...

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu'nun iki parti arasındaki görüşmeleri başlatması, yeni gelişmelerin yolunu açabilir.

Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesinin yol açtığı umutlar devam ediyor.
Gerçi, ‘terörü sona erdirme’ konusuyla ilgili olarak, dört partinin katılımıyla bir Meclis Özel Komisyonu kurulması güçleşti. MHP, CHP’nin bu konudaki görüşme talebini kabul etmiyor. Ama AKP ile CHP, o durumda da üçer kişiden oluşacak heyetler kurup görüşmeler yapmayı ve bunu sürdürmeyi kabul ettiler. Ve o heyetleri hemen kurdular.
Bir önceki yazımda belirtmeye çalışmıştım, bu, iktidar partisi ve ana muhalefet partisi arasında, yıllardan beri yapılan ilk ciddi temastır ve ülkemizin şu sıradaki en önemli sorununa gerçekçi çözüm olanakları aramak için çok büyük bir fırsattır. Bu fırsat kaçırılmamalıdır.
İki parti arasındaki bu görüşme sürecinden neler beklenebilir?
Bu sorunun yanıtını düşünürken, hayale kapılmamalıdır. Görünürde bir hamlede işletilebilecek ve sihirbazın değneği gibi etki yapabilecek bir çözüm aracı yok. Öyle bir araç, başka ülkelerin benzeri sorunlarının çözümü için de yoktu... O çözümlere zaman içinde aşama aşama varılabildi.
Bizde de, şimdi, Kılıçdaroğ-lu’nun kullandığı deyimle bir ‘yol haritası’ oluşturulması söz konusu. Yapılacak şey, o ‘yol’un belirlenmesi ve varılacak ‘mutabakat’a göre o yolda atılacak adımların kararlı bir şekilde atılmasıdır. 

***
Tabii, bu sürece, Meclis’teki diğer partilerin de bir an önce katılmasını sağlamak, ‘ilk hedef’lerden biri olmalıdır. BDP’nin o süreçte yer alması, doğaldır. Bunu, haftalar önce Başbakan da belirtmiş, o partinin yetkilileriyle görüşebileceğini bildirmişti.
Gerçi sonradan araya başka polemikler girmiştir. Ama AKP ile CHP arasında başlayacak ortak çalışma sürecekse, AKP’nin de CHP’nin de, hem birbirlerine karşı hem de Meclis’teki diğer partilere karşı eski polemiklerini artık rafa kaldırmaları gerekir.
O polemikler yerine diyalog ortamları oluşturulması gerekir ki, BDP de buna katkıda bulunmaya hazır olmalıdır.
MHP’nin, CHP’nin görüşme talebini reddetmesine gelince... MHP’nin o tutumunu yeniden değerlendirmesi, şimdi zor görünüyor. Ama iki partinin başlattığı süreçte umut verici aşamalara varılırsa, o konuda da umutlu olunabilir.
Mesela: Tarihin eski zamanlarından bu zamana kadar gelen bir deyiş var: İster kural deyin, ister temenni. Denilir ki:
“Müzakere edildiği sırada müzakereciler konuşur. Silahlar konuşmaz.”
Yani, Ankara’da iki parti arasında başlayan görüşmelerin devam edeceği göz önünde tutulursa, buna paralel olarak, bir ‘ateşkes’ döneminin de başlaması, tüm toplumda yeni bir iyimserlik havası yaratacağı gibi, partiler arasındaki ‘müzakere’lerin hızlanmasını da teşvik eder. 

***

Tabii, süreci kolaylaştırıcı gelişmelerden biri, hükümetin ‘Dördüncü Yargı Paketi’ diye bilinen yeni projesiyle ilgili beklentilerdir.
Ülkemizde, Özel Yetkili Savcılar tarafından ‘dalga’lar halinde yürütülen soruşturmaların sonuçları malum: Çoğunda, gözaltına alınan şüpheliler, istisnai bir tedbir olması gereken tutuklama kararlarıyla, hapishanelere sokuluyor ve haklarında açılacak davayı orada bekliyorlar. Davalar açıldıktan sonra da tutukluluk halleri aylarca, yıllarca devam ediyor.
Ve o hallerin ne zaman sona ereceğini de, kimse tahmin edemiyor. Çünkü, özel yetkili mahkemelerle ilgili Ceza Muhakemesi usullerinde, sanıkların, davalarının sonuçlanmasına gerek olmadan 10 yıla kadar tutuklu sıfatıyla hapiste tutulmaları mümkün.
Yani, sonuçta beraat edecek veya yattıkları süreden çok daha hafif hapis cezasına çarptırılacak olsalar bile, yargı kararı olmaksızın yıllar süren birer ‘tutukluluk cezası’ çekmeleri mümkün.
Siyasi nitelikleri olan ve yıllarca sürdükten sonra daha yıllar boyu sürebilecekleri anlaşılan bu soruşturmalardan ve davalardan şikâyetçi olanlardan biri de, Başbakan Erdoğan. Birkaç aydan beri bunu konuşmalarında da açıklıyor.
‘Dördüncü Yargı Paketi’nin şimdi, özel yetkili mahkemelerin yetkilerini ve tutuklama sürelerini sınırlaması bekleniyor. Şimdiki, tartışmalı tutukluluk hallerini de sona erdirebilecek.
O beklentinin gerçekleşmesi de partiler arası görüşmeler üzerinde olumlu etkiler yapabilir.
Özetle: Terörün sona ermesini ve Kürtlerle ilgili sorunlara gerçekçi çözümler bulunmasını isteyenler, Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesinden sonra, bir gün öncesine göre daha umutlular. Dileriz, o umudun kaynağı olan gelişmeler devam etsin.

(Radikal gazetesinden alınmıştır)