Daha öğreneceğiniz çok şey var

Bir SAHA Expo daha gelip geçti. Ama göğsümüzü kabartıp, gönlümüzü gönendirerek

Bu senenin yıldızı, YALDIRIMHAN oldu. Bu balistik füzemizle, süper lige terfi ettik.

Sadece o mu? GÜÇHAN da en az onun kadar önemli, heyecan verici… Düşünün; dünyanın 1 numarası sayılan F-35 uçağında kullanılan turbofan motorun eşdeğeri

Bizler, KAAN’ımız için, TUSAŞ’ın testlerini sürdürdüğü TF-35000 turbofan motorun testlerinin bitmesini beklerken, GÜÇHAN’la muhteşem bir sürprize uyandık.

KAAN’ı ve KIZILELMA’yı yapan akıl ve irade kahramanlarının emeğine saygısızlık edip, “Motoru nerede ha? Kimden alıyorsunuz motorunu?” diye ukalalık edenlere sımsıkı bir kapak oldu, GÜÇHAN. Maket projeden bahsetmiyoruz. Hem de 6 tanesini yapıp tamamlamış, isimsiz kahramanlar. Geriye sertifikasyon işi kalmış. O da zaman meselesi…

Öylesine vites yükseltmişiz ki… En az 200 yeni ürünün görücüye çıktığı SAHA Expo’da, sadece birkaç tanesine hak ettiği ilgiyi gösterebiliyoruz.

Yok, kötü bir şey yapmıyoruz. Sadece, çıtayı fazla yükseltmişiz. Olağanüstü başarıların bir alt kademesi artık bizleri kesmiyor.

Mesela bir ONUR var. Turboşaft motoru. Bizim çocuklar bunu da başarmış. Gökbey’imizden Atak helikopterimize kadar, hatta muhtemelen çok sayıda İHA/SİHA’mızda görev icra edecek bir motor… Bu da, “Motoru nereden?” diye moral bozmaya çalışan zekâ fukaralarına, kaliteli ve uygun büyüklükte kapak olsun.

ÖZGÜR BEY ŞAŞIRTTI

Şu ana kadar açıklanan veya açıklanmayan o kadar müthiş ürünler var ki… Her biri millî heyecanımıza tavan yaptıracak türden. Dosta güven, düşmana korku salacak çapta…

Kulak verin; İsrail ve Yunanistan medyasından yükselen seslere… Kimisi şaşkınlığını gizleyemiyor, kimisi “Eyvah!... Türkler bize karşı ezici üstünlük sağladı…” diye feryadı basıyor.

Belki bunlardan daha önemlisi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in SAHA Expo’yu gezip, sergilenen başarılardan fena halde etkilenmesidir.

Haber ilk ulaştığında inanamadım. Acaba Özgür Bey’in kafasına harman tuğla mı düştü, diye bir an düşündüm. Sonra, bunca düşünsel dönüşümü sağlamaya, hepi topu 2 kilo kadar ağırlığı olan harman tuğlanın yetmeyeceği kanısına vardım. Derken, “Acaba kafaya inen, 20’lik dolu Nevşehir briketi miydi?” diye, kendi kendime sordum. Bu, daha akla yatkındı. Çünkü o briketin ağırlığının 14 kilo kadar olduğunu biliyorum. Neyse…

Konuyu gerçekten önemsiyoruz. Çok değil, 1 yıl kadar önce… Karadeniz’deki füze testlerimizi, Sinop açıklarındaki balıkları ürküttüğü gerekçesiyle eleştiren Özgür Özel’in, bu sene süper lige yükselen savunma ve havacılık teknolojimiz karşısında hayretlere düşmesi, aslında ateşin keşfedilmesi veya tekerleğin icadı kadar önemlidir. Hani, insanlık için küçük olsa da CHP için büyük bir adım...

DAHA ÖĞRENECEKLERİ ÇOK ŞEY VAR

SAHA Expo, tüm ziyaretçilerini etkilemiş. İngiliz Chatham House ekonomisti Timothy Ash de Türk savunma sanayisi ürünlerinden ziyadesiyle etkilenenlerden olmuş. Ash, ‘verimsiz’ diye nitelendirdiği Avrupa savunma sanayisi unsurları karşısında Türkiye’nin üretim yapısına duyduğu hayranlığı, “NATO, Türkiye’den öğrenmeli…” cümlesiyle toparlamış. Ve eklemiş: “Önümüzdeki dönemde Avrupa'nın en etkili askerî güçleri Finlandiya, Almanya, Polonya, Ukrayna ve Türkiye olacak.”

Diğer ülkeleri bilmem ama Timothy Ash’in tespitinin Türkiye’ye dair bölümünün inandırıcı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca adam haklı; Türkiye’den öğrenecekleri daha çok şey var. Başta ‘insanlık’ olmak üzere…

Bu arada, daha önce jet motorlu eğitim uçağımız Hürjet için satın alma anlaşması imzalayan İspanya’nın, 5. nesil savaş uçağı olarak da F-35’ten vazgeçip, KAAN’a dümen kırdığı haberleri geliyor. Gayet doğaldır. Nitekim Endonezya’ya da 48+12 adet KAAN alımı anlaşmasını, kısa bir süre önce imzalanmıştı. Yine de ‘kalorifer peteği’ zevzekliği yapanları unutmuyoruz.

Fuara katılan ve geçmişte ‘oyun kurucu’ kabul edilen bazı Batılı firmaların temsilcileri, SAHA Expo’daki bulunma gerekçelerini, ‘Türkiye’ye mal satmak’ değil; ‘fuara gelen yabancılara satış yapmak’ diye açıklamış. Bu da çok önemli.

BUNA ‘TÜRK DEVLET AKLI’ DENİYOR

SAHA-2026’yı geride bırakırken, geldiğimiz noktanın sadece ‘ileri teknoloji savunma unsurları üretmek’ olmadığını; bunun çok daha ötesine erişen bir çizgi yakaladığımızı hissediyoruz.

Ülkemiz, artık yalnızca savunma sistemleri geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda hem bir ‘teknoloji egemenliği’ üretiyor, hem de harp doktrinini değiştiriyor.

Türkiye, savunma sanayisi ürünlerinde artık ‘müşteri’ değil; geliştiren, üreten, teknoloji belirleyen ve kural koyan sayılı ülkelerden birisidir.

Tüm bu gurur verici hakikatler bir yana, asıl büyük iş; 10 yıldır üzerinde çalışılan müthiş projelerin, askerî istihbarat kökenli güvenlik uzmanlarını bile şaşırtan bir gizlilikle yürütülebilmesidir.

Unutmuyoruz; çok sayıda mühendisimizi bu yolda kurban verdik. Çünkü onlar, ‘abi’ dedikleri şerefsizleri ‘adam’ sandıkları için ‘sırrı’ açmışlardı.

Dedik ya; 10 yıldır… Yani 15 Temmuz’u yaşadığımız 2016’dan bu yana… Mesele anlaşılmış olmalı.

Kafamızı bir de Libya, Sudan, Etiyopya ve Somali’ye doğru çevirelim. Sudan’ın Sevakin Adası’na ulaştığımızı hatırlayalım. Ülke dışındaki en büyük askerî üssümüzü Somali’nin başkenti Mogadişu’da kurduğumuzu… 6 bin kilometre menzilli füzeleri test etmek için Karadeniz’in yetmeyeceğini… Somali’deki üste, aynı zamanda uzay çalışmaları da yürüteceğimizi… Yine Somali açıklarında, okyanusta petrol ve gaz sondajına başladığımızı ve Somali denizlerini koruma görevini üstlendiğimizi ekleyin.

Tüm bu eşzamanlı ve birbirinin tamamlayıcısı olan stratejik kurgulamaya, ‘Türk Devlet Aklı’ deniyor. Tevazuu bir an unutalım; galiba bu kavram, medya dünyasına bu sütundan kazandırıldı.

Büyük oynayalım; bir gün mutlaka karşılık bulur.