CHP, 36. kurultayına giderken yeni tezler ve yeni kadrolar oluşturmaya çalışıyor.   Bu bağlamda en önemli çalışma, Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata’nın koordinasyonunda yürütülen yeni program.

Program çalışmaları bağlamında ortaya çıkan ipuçları biraz kafa karışıklığına yol açtı. Yeni program ve yapılanmanın sosyal demokrat, sosyal liberal, sosyalist ve Atatürkçülüğü bir arada barındıracağı söylemi yadırgandı.

“CHP yeni ANAP mı olacak?”, “CHP dört eğilimin partisi mi olacak?” türü sorular gündeme geldi. Keza aynı tartışma içinde CHP’nin omurgasını oluştunan Atatürkçülük, dört eğiliminden birine ingirgenmiş olacak, gibi sorular da soruluyor.

Bu soruların net yanıtları, ancak yeni program ortaya çıktığında görülecek. Ancak şurası kesin ki, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, göreve geldiğinden bu yana 4. kurultaya giderken, yeni tezler ve yeni isimlerle, “yeni CHP” algısını güçlendirmeye çalışıyor.

İki önemli değişiklik

Kılıçdaroğlu döneminde CHP’nin tutumunda iki konuda önemli değişiklik gözlendi.

Birincisi, CHP’nin “lâiklik” tartışmasına son vererek, fiilen türbanı üniversitelerde sorun olmaktan çıkarmasıydı. Buna bağlı olarak da türban üniversitelerden sonra kamu kurumlarında da fiili olarak kendine bir alan açtı.

İkinci önemli değişiklik ise, Kürt sorununa yaklaşımda görüldü. Bir önceki dönemde Türklüğü üst kimlik olarak ısrarla savunan ve Kürt soruruna Atatürk’ün millet anlayışı içinde yaklaşan CHP; bu dönemde, Türk milleti ve Türklük tanımına girmeden, “vatandaşlık bağı”nın çözüm olacağını savunan bir çizgiye doğru geldi. Bu sürecin sonunda CHP, dört partili bir komisyonla ortak çözüm arayışı önerdi. Biri Meclis’te biri dışında, iki komisyon marifetiyle PKK ile müzakere de dahil çözüm yollarının denenmesini istedi, hükümetin atacağı adımlara da destek vereceğini duyurdu.

 

Fay hattı

Bu iki konu da CHP içinde fay hattı niteliğindedir. Hem lâiklik hem de Kürt sorununa yaklaşım farkları, partide kırılma çizgileri olarak tanımlanabilir.

Kılıçdaroğlu ve yönetiminin parti içinde karşılaşacakları ilk sorun, bu değişikliklerin partide kırılmalara neden olmadan kabul ettirilmesidir. Eğer ifade edildiği gibi amaç CHP’nin daha geniş bir tabanı kavrayan, uzlaşmalarla büyümeyi hedefleyen bir parti haline getirilmesiyse, bunun için parti içindeki değişik kesimlerin ikna edilmesi gerekiyor.

 

“Özgürlük iklimi”

CHP’de Sencer Hoca’nın başkanlığında güçlü bir akademisyen kadro var. Siyaset üretirken bu kadronun yaptığı bilimsel çalışmalar da değerlendiriliyor. Zaman zaman bu kadronun yönetiminde alan çalışmaları da yapılıyor.

Bu çalımalar sonucunda ortaya çıkan bir teze göre, CHP’nin sorunlara temel yaklaşımının “özgürlükler iklimi”ni oluşturmak olmalı. Demokrasi ve ekonomi alanında tam bir “özgürlük iklimi” yaratmak. CHP’nin vardığı bu sonuç özellikle gençler başta olmak üzere tabandan gelen talebe dayanıyor.

CHP, Türkiye’nin 20-25 bin dolarlık kişi başına gelir düzeyine ulaşmak için de demokratikleşme ve Kürt sorununu çözmek için de her alanda “özgürlükçü” olmalı. Bu iklimin yaratılması için politikalar üretmeli.

Güney Marmara gözlemi

CHP’de alan çalışmalarını yürüten bilim adamı kadrosundaki isimlerden biri de Harvard doktoralı Bursa Milletvekili Aykan Erdemir.

Erdemir, uzun süredir Güney Marmara, Kuzey Ege bölgesinde alan çalışması yapıyor. Vardığı sonuç, bu bölgede yeni bir girişimçi yapısı oluştuğu. Genç, eğitimli, dünyayla irtibatlı bu kesim, tüm sektörlerde boy göstermeye başlamış durumda. Bir zamanlar Orta ve Doğu Anadolu’da, “Anadolu kaplanları” olarak isimlendirilen küçük ve orta boy sermayenin filizlenmesi gibi, Marmara ve Ege’de de dünyayla daha entegre biçimde, küçük ve orta boy sermayeye dayalı yeni bir orta sınıf doğuyor.

Bu kesimin etrafında toparlanan nitelikli bir işgücü halkası da dikkat çekiyor. Bu halka içinde hem iyi eğitimli “beyaz yakalılar” hem de yeşiller hareketinde etkin “yeşil yakalı”lar var.

Erdemir Hoca’nın tanımladığı bu yeni orta sınıfın en önemli özelliği, siyasette ve ekonomide yeterli özgürlük ortamının bulunmayışı.

Erdemir Hoca’ya göre, CHP, ortaya çıkan bu yeni ekonomik ve sosyal yapıyı kavramalı. Böyle bir kavrayış, CHP’nin “özgürlük iklimi”nin sonuçlarını en kısa sürede alabileceği bir laboratuvar işlevi görebilir.

(Milliyet gazetesinden alınmıştır)