CHP içindeki ayrışma, tarafların her gün yaptığı hamlelerle giderek derinleşiyor. Doğal olarak bu derinleşme, kavga eden tarafların gelecekte aynı parti çatısı altında siyaset yapmasını imkânsız hale getiriyor.
Bu sütunda, CHP’nin söylem ve siyaset tarzıyla, Türkiye için bir ‘ulusal güvenlik sorunu’ haline geldiğini defaatle dile getirmiştik.
Geldiğimiz noktada CHP, içinde bulunduğu hâl sebebiyle, daha yüksek düzeyde bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmektedir.
Yani geçmişte ‘kal’ ile ülkeye zarar veren CHP, bugün de ‘hâl’ ile ülke siyasetini silkeliyor, zora düşürüyor.
Elbette farklı partilerin, rakip durumdaki partilerin iç işlerine müdahale etmesi veya buna dair ‘akıl verme’ kabilinden telkinlerde bulunması, pek alışıldık bir durum değil.
Bununla birlikte, MHP Genel Başkanı Bilge Lider Dr. Devlet Bahçeli, ikinci kez olmak üzere CHP’ye ciddi uyarılar yapmak zorunda kaldı.
TARTIŞMA ‘SİYASÎ’, MESELE ‘HUKUKÎ’
Dr. Bahçeli, Özgür Özel’in, CHP içindeki krizi derinleştirecek hamleler yapmasını eleştirerek, “CHP'nin iç meselesi, bilinçli ve organize bir şekilde Türkiye'de ‘iktidar’ ve ‘otoriterleşme’ sunî gündemini yaratmayı ve Türk Milletinin ortak değerleri üzerinden ayrışmayı beraberinde getirmiştir.” ifadesini kullandı.
Dr. Bahçeli’nin, mutlak butlan kararı sonrasındaki ilk açıklamasında, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ya ‘feragat’ çağrısında bulunduğu hatırlanırsa; bilhassa Özgür Özel ekibinin sergilediği hırçın ve meseleleri bağlamından saptıran tavırlarından dolayı, CHP sorununa bakışını farklılaştırdığı görülmektedir.
Özgür Özel ve ekibinin kullandığı dil ve üslubun; demokrasi kültürüne, siyaset kurumuna ve toplumsal huzura aykırı düştüğünü vurgulayan Dr. Bahçeli, yapılan tartışmalar ‘siyasî’ olsa da, meselenin ‘hukukî’ olduğunu hatırlatarak, yargı sürecinin sonucunun beklenmesi gerektiğini bildirdi.
Dr. Bahçeli, CHP Genel Başkanı’nın Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu da vurgulayarak, tüm faaliyetlerin hukuk çerçevesinde ve yetkili kurullar eliyle yürütüleceğini ifade etti.
MHP Liderinin bu çıkışını, kendisinin ‘Türkiye’nin bekası’ meselesine atfettiği önem kapsamında değerlendirmekte yarar var.
DÜNÜN ‘KAHRAMANI’ BUGÜNÜN ‘HAİNİ’
Ortalıktaki kavga, CHP içindeki iktidar mücadelesinin bir dışavurumu olabilir. Fakat sorun, Türk siyaseti için hızla bir travma haline geliyor. Her gün yeni hamlelerle keskinleşen çatışma, siyasetin kalitesini aşağıya çekiyor.
Bilhassa Özgür Özel ekibinin, daha düne kadar ‘kahraman’ diye göklere çıkardıkları Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ya ‘hain’ damgasını vurmaları, kavgada söylenmiş ölçüsüz bir söz olarak görülemez.
Evet, CHP içindeki kavga, giderek çığırından çıkıyor. Taraflar; ayrı Parti Meclisleri ve Merkez Yönetim Kurulları oluşturuyor.
Şimdi bir de 9 Haziran’da Kemal Bey’in CHP TBMM Grup Toplantısında konuşması meselesi var.
Özgür Özel, merhum Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in vefatının birinci yıldönümü münasebetiyle Manisa’da bulunacağını açıkladı. Yani Kemal Bey’in yapacağı grup toplantısına katılmayacak.
Elbette anlaşılabilir bir durum. Acaba kendisini destekleyen milletvekilleri de aynı gerekçeyle grup toplantısına katılmazsa durum ne olur?
Kemal Bey, toplantıya gelişinde CHP TBMM Grubu yöneticilerince karşılanmaz ve kürsüye davet edilmezse ne olacak?
Daha da beterini bekleyebiliriz. Mesela, Özgür Özel’le birlikte hareket eden CHP milletvekilleri, Kemal Bey kürsüye çıktığında salonu terk ederlerse veya kürsüye arkalarını dönerlerse?
Nitekim sahneye veya kürsüye arkasını dönmek, CHP içinde ilk defa yaşanacak bir vaka değil.
Böyle bir durumda, meşru CHP yönetiminin disiplin sürecini devreye sokması kaçınılmaz hale gelecektir.
İMAMOĞLU-ÖZEL EKİBİ BİR AN ÖNCE AYRILMALI
Tersinden düşünürsek… Mesela bahse konu milletvekilleri, Kılıçdaroğlu’ya ‘Genel Başkan muamelesi’ yaparsa?
Bu durumda da Özgür Özel kanadıyla yollarının ayrılması gündeme gelebilir.
Tüm bunların ötesinde, CHP’li belediyeler hakkında devam eden davalar kapsamında Özgür Özel ve bazı milletvekilleri hakkında dokunulmazlık fezlekeleri düzenlenirse, dananın kuyruğu tam olarak kopabilir.
O fezlekeler TBMM’ye gelir ve oylamaya sunulursa, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin tavrı ne olacak? Dokunulmazlıkların kaldırılmasını reddetseler, ‘arınma’ söylemleri boşa düşer.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ‘evet’ deseler, bu defa kendi Grup Başkanı ve milletvekillerinin yolsuzluktan yargılanmasına destek çıkmış olurlar.
Hâsılı kelam, CHP’deki kavga, Türkiye’ye ve ülke siyasetine ciddi zararlar vermektedir.
Tarafların bir an önce kendilerini toparlamaları lazım.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin, bu saatten sonra CHP içinde siyaset yapmaları pek mümkün görünmüyor.
Dolayısıyla bir an önce kararlarını verip, kavgayı daha da çirkinleştirmeden, CHP ile yolarını ayırmalarında ülke siyaseti için yarar vardır.