Chester Charles Rennie Mackintosh

Minimal ama sembolik süsleme, uzun ve dikey formlar, organik çizgiler ile Avrupa Art Nouveau akımını İskoç geleneksel mimarisi ile birleştiren Charles Mackintosh 150 yıl önce bugün doğdu.

Bu fırsatla İskoç geometrik disiplini, iç mekanların mobilya ile oluşturduğu uyum, ışık kullanımı, şiirsellik, sade ama zarif desenleriyle nasıl bir şey geliştirdi bakmak gerekir.

Ne de olsa yaşamında çok ciddi bir maddi kazanç edemese de modern mimarlığın öncülerinden ve ilk temsilcilerinden biridir.

Doğaya ve çizim yapmaya yönelen ve bunu çocukluk dönemi sağlık sorunlarından dolayı yaptığı düşünülen bir mimardır. Tabi daha sonra Glasgow Güzel Sanatlar Okulu’nda okudu.

Art Nouveau tarzını kontrollü bir şekilde geometrik bir uyum vererek çalıştı ki kareler, dikdörtgenler, siyah ve beyaz kontrastlar ile ritmik bir görüntü sundu.

Tabi sadece bina tasarımcısı değil Macintosh, en iyi anlamak için Edinburgh ve Glasgow’da hala daha çay evi olarak kullanılan o muazzam tasarımlarını, mobilya, sandalye, aydınlatma, vitray uyumunu görmek gerekir.

İç mekanda kullandığı açık renkler, gölgeler, pencere ile sunulan sakin bir atmosfer onun iç mekan anlayışını iyi yansıtır.

En önemli eseri tabi Glasgow Güzel Sanatlar Okulunun tasarımıdır ki ağır taş kütlelere yerleştirdiği ince demir detayları çok beğenilir. Büyük pencereler endüstriyel bir katılık sunsa da aynı zamanda şiirseldir.

Yani dışı ağır ve sade ama içi zarif ve detaylıdır.

Charles Macintosh önemlidir çünkü Art Nouveau ile Modernizm arasında bir köprü kurdu. Minimalist tarzın öncülerinden biri kabul edilir. Japon estetiğine yakın sade bir anlayış sergiledi. Bunu yaparken de geometrik bir sadelik, işlevsel bir mekan kontrolü diyerek modern mimariye ciddi etkiler bıraktı.

Tabi…karısından bahsetmemek olmaz. Heybetine vurgu yapmadan bitirmemeliyim.

Çünkü ‘The Four’ denilen ve sembolizm, geometrik tasarım ile art nouveau alanında yenilikçi tasarımlar yapan grubunun diğer bir üyesi Margaret MacDonald ile evlendi. Karısı kendisinden büyüktü, Glasgowlu bir çay plantasyonu sahibinin kızı idi.

Macintosh üzerindeki etkisinin çok olduğuna inanılır ve karısına yazdığı mektupta belirttiği ‘mimarlık çalışmalarımda dörtte üçünde değilsen yarısındasın.’

Ayrıca Gustav Klimt tarafından dahi beğenilen karısı için ‘Margaret’in dehası var, benim ise yalnızca yeteneğim’ diyerek Art Nouveau tarzının Avrupa'da gelişmesine yaptığı katkıya vurgu yapmıştır.

Az ama anlamlı detaylar, işlevsellik ve estetik uyumu, ışığın mimarideki rolü derseniz Charles Mackintosh tarifinde bulunursunuz.

Glasgow Willow Tea Rooms içinde bir çay içecek kadar vaktiniz olursa ince uzun sandalyeler, beyaz gümüş tonlarıyla zarif geometrik bir kompozisyonu ile çok karakteristiktir; Glasgow Tarzı budur.