Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün tarihi bir oylama gerçekleştirildi. “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki çerçevesini oluşturması beklenen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Genel Kurul’daki görüşmelerin ardından kabul edilerek kanunlaştı.
Saat 11.00’de başlayan görüşmelerde teklifin 12 maddesi iki bölüm halinde ele alındı. İlk altı maddenin kabul edilmesinin ardından ikinci bölümün görüşmelerine geçildi. İkinci bölümün de kabul edilmesiyle teklifin tamamı yapılan son oylamada 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla Meclis’ten geçti.
Böylece kamuoyunda haftalardır “Çerçeve Yasa” olarak tartışılan düzenleme yasama sürecinin en kritik aşamasını tamamlamış oldu.
Sürecin hukuki zemini oluşturuluyor
Yasanın temel amacı, PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesi sonrasında uygulanacak hukuki mekanizmaları belirlemek olarak düzenleniyor.
Düzenlemede, mekanizmanın devreye girmesi için önemli bir ön koşul bulunuyor. Örgütün fiili varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, ardından bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Bu şart gerçekleşmeden yasanın öngördüğü soruşturma, kovuşturma ve infaz erteleme mekanizmalarının uygulanması mümkün olmayacak.
Soruşturma ve davalarda 5 ve 10 yıllık erteleme
Yasanın en dikkat çeken hükümlerinden biri, belirli suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini öngörüyor.
Buna göre, kapsam dahilindeki ve üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlar için soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar bakımından ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek.
Aynı şekilde belirli koşulları taşıyan hükümlülerin cezalarının infazı da 5 veya 10 yıl süreyle ertelenebilecek.
Erteleme süresi içinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde verilen erteleme kararı kaldırılarak yargılama veya infaz süreci yeniden işletilecek.
Hangi suçlar kapsam dışında?
Düzenlemede bazı ağır suçlar açık biçimde kapsam dışında bırakılıyor.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar için öngörülen erteleme hükümleri uygulanmayacak.
Bu nedenle düzenleme, hükümet tarafından genel bir af yasası olarak değil, belirli şartlara ve belirli suç kategorilerine bağlı özel bir hukuki mekanizma olarak çerçevelendiriliyor.
Uygulamayı takip edecek kurul oluşturulacak
Yasanın uygulanmasının koordinasyonu için ayrıca özel bir kurul kurulması öngörülüyor.
Kurula Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanlarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri yer alacak.
Kurulun, sürecin uygulanmasını takip etmesi, gelişmeleri değerlendirmesi ve gerekli görülmesi halinde yeni hukuki veya idari düzenlemeler konusunda talepte bulunması öngörülüyor. Kurul ayrıca çalışmalarına ilişkin TBMM’ye düzenli bilgi verecek.
Meclis Başkanlığı bünyesinde de uygulamayı izleyecek bir İzleme Komisyonu oluşturulacak.
Silah teslimi için ayrı mekanizma
Yasanın bir başka önemli bölümünü ise silah ve malzeme teslimine ilişkin hükümler oluşturuyor.
Düzenleme kapsamında teslim edilen veya beyan edilen silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemelerin kayıt altına alınması öngörülüyor.
Bu uygulamanın usul ve esasları ise güvenlik kurumlarının görüşleri alınarak İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarınca belirlenecek.
Yasadan yararlanmak için altı aylık süre
Kanunun uygulanması açısından dikkat çeken bir diğer düzenleme ise başvuru süresi.
MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından, kanun kapsamındaki hükümlerden yararlanmak isteyenlerin altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı başvuruda bulunması gerekiyor.
Dolayısıyla Meclis’ten geçen yasa tek başına otomatik bir tahliye veya infaz değişikliği anlamına gelmiyor. Düzenlemenin fiilen işletilebilmesi için yasada belirtilen güvenlik ve MGK şartlarının yerine getirilmesi gerekiyor.
Yasa nasıl bu noktaya geldi?
Çerçeve Yasa çalışmaları, TBMM bünyesinde oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının ardından hız kazandı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, temmuz ayında siyasi partilerle yaptığı görüşmelerde düzenlemenin Meclis tatile girmeden yasalaştırılması için temaslarda bulundu. O dönemde teklifin 12-14 maddeden oluşması ve ağustos ayının ilk yarısında Meclis’ten geçirilmesi hedefleniyordu.
Teklif 5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Yaklaşık 18 saat süren görüşmelerin ardından 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’ndan geçti ve bugün Genel Kurul gündemine taşındı.
Meclis’te geniş destek, siyasi tartışma da devam ediyor
Oylama sonucu, düzenlemenin Meclis’te geniş bir siyasi destekle kabul edildiğini ortaya koydu. Buna karşın yasa sürecin başından bu yana muhalefet partileri ve kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oldu.
Özellikle düzenlemenin “af” niteliği taşıyıp taşımadığı, hangi hükümlülerin yararlanabileceği ve sürecin güvenlik boyutunun nasıl yürütüleceği konusunda farklı değerlendirmeler yapıldı.
Muhalefet cephesinde bazı partiler düzenlemenin içeriğine yönelik eleştirilerini sürdürürken, bazı partiler ise “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hukuki bir çerçevenin oluşturulmasına destek verdi.
Böylece siyasi tartışmaların ardından Meclis aşaması tamamlanmış oldu.
Gözler şimdi uygulama aşamasında
Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesiyle birlikte gözler artık Meclis’ten çıkacak düzenlemenin uygulama takvimine çevrildi.
Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından en kritik aşama, PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edildiğine ilişkin güvenlik kurumlarının tespitinin yapılması olacak.
Bu tespitin MGK tarafından teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanması, yasanın öngördüğü hukuki mekanizmaların fiilen başlaması açısından belirleyici olacak.
Meclis’te bugün kabul edilen düzenleme, bu yönüyle yalnızca bir kanun değişikliği değil, Türkiye’nin yıllardır devam eden terör sorununa ilişkin yeni sürecin hukuki altyapısını oluşturan temel adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
468 oyla kabul edilen Çerçeve Yasa’nın bundan sonraki aşaması ise Meclis’teki oylamadan çok, sahadaki uygulamanın nasıl gerçekleşeceği ve yasada belirtilen şartların ne zaman yerine getirileceği olacak.