Hollanda’nın Rotterdam kentinde bir kilisenin Papazı Diyanete bağlı Laleli Camisi Başkanını arıyor ve diyor ki:
“Biz cemaatimizle birlikte Camiye gelsek bize İslam’ı anlatır mısınız?
Başkan: “Evet,” diyor ve hemen Lahey Din Hizmetleri Müşavirini arıyor. Ve ona diyor ki:
“Bizim camiye kilise papazı cemaatiyle gelecek. Siz de gelip onlara kutsal dinimiz İslam’ı anlatır mısınız?”
Müşavirimiz: “Benim Hollandacam İslam’ı anlatacak kadar yeterli değil. Onun için gelemeyeceğim,” diyor.
Cami Derneği Başkanı ile görüşerek camiye gelecek kilise papazı ve cemaatine İslam’ı benim anlatmama karar verdik.
Kilise papazı camiye gelmeden önce e-maille bizden aşağıdaki soruları cevaplamamızı istedi. Sorular:
1) İslam nedir? Tek bir cümle ile İslam nasıl anlatılır?
2) İslam, Hz. İsa’ya nasıl bakıyor?
3) İslam, Hıristiyan ve Yahudilere nasıl bakıyor?
İSLAM KONFERANSI
Beklenen gün geldi. 1 Mayıs 2012 tarihinde kilise papazı ve cemaati birlikte Laleli Camisine geldiler. Gelenleri kapıda karşıladık. Gelenlerin yarısı bayandı. Önce tanıştık. Hepsi üniversite mezunu, akademisyen, öğretim üyesi ve doktor idiler.
Tanışma faslından sonra ben konuşmaya başladım. Tabii önce kendimi tanıttım onlara.
“Ben öğretmenim. Hollanda’da üç ayrı akademiyi okuyup bitirdim. Ve burada 27 yıl öğretmenlik yaptım. Bunun 8 yılı Hollanda Milli Eğitim Bakanlığında Türkçe Halk Eğitimi Başkanlığı görevi ile geçti. Ayrıca Güney Hollanda Eyalet Milletvekilliğinde de bulundum.
Sizin sorularınıza cevap vererek konuşmama başlamak istiyorum. Sizin birinci sorunuz: İslam nedir? Bu soru İslam Dininin Peygamberi Hz. Muhammed’e sorulduğunda O şöyle bir cevap veriyor: ‘İslam, güzel ahlaktır. Bu cümleyi üç kez tekrar ediyor ve sonunda diyor ki: ‘Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.’
Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Emrolunduğu gibi dosdoğru ol.” (Hud Suresi 112. Ayet)
Konuklarımız hemen bu Ayet ve Hadisi yazdılar.
Ben devamla: “İslam, güzel ahlaktır. İslam, bir sevgi, kardeşlik, barış, yardımlaşma ve dayanışma dinidir. İslam aynı zamanda bir eğitim ve medeniyet dinidir. İslam, toplum için bir zenginliktir. İslam; iyilik yapmaktır. Doğruluk ve dürüstlüktür. İslam Dini; aynı zamanda insanın inanma ihtiyacına bir cevaptır.
Bugün dünyada gördüğümüz İslam’ı şiddetle ilişkilendirmenin gerçek İslam ile hiçbir ilişkisi ve bağı yoktur.
İslam’ın ana kaynağı ve temel kutsal kitabı Kur’an’dır. Bakara Suresi 208. ve 209. Ayetlerinde Allah şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. … Eğer barıştan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah azizdir, hâkimdir.”
Gelelim ikinci sorunuza: “İslam, Hz. İsa’ya nasıl bakıyor?”
Kutsal kitabımız Kur’an bakınız bu konuda ne buyuruyor?
Bakara Suresi 285. Ayette: ‘Allah peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırmıyor.’
Bu demek ki Allah peygamberler arasında bir ayrım yapmıyor. Bütün peygamberler Allah’ın peygamberleridir. Biz Müslümanlar da bütün peygamberlere inanıyoruz.
Şimdi üçüncü sorunuza gelelim. Sorunuz şöyle: ‘İslam, Hıristiyan ve Yahudilere nasıl bakıyor?’
Bu sorunun cevabını da yine kutsal kitabımız Kuran şöyle veriyor: Bakara suresi 62. Ayette Allah şöyle buyuruyor: “Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler bunlardan her kim Allah’a ve ahret gününe iman edip, salih amel işlerse elbette onlara Rableri katında mükâfat vardır. Ve onlar için korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir de.”
Ayrıca konuklarımıza İmanın altı şartını ve İslam’ın beş şartını da anlattık.
Bundan sonra da Hollanda kaynaklarından yararlanarak “Öncü İslam Yazısı” ile dünyada medeniyet yaratan tek din olduğunu anlattık.
ÖNCÜ İSLAM YAZISI
Hollandalı Bilim insanı Simon Rozendaal, 10Aralk 2005 tarihli Elsevier dergisinde ÖNCÜ (ilerici) İSLAM başlıklı makalesinde şu önemli bilgileri yazdı.
“İslam dünyada birinci uygarlık olduğu 8. ve 15. asırlar arasında İslam Kültürü, entellektüel, liberal, hoşgörülü ve aydınlatmacıydı. Bin yıl önce Bağdat’ta Müslümanlar, cebiri buldular. Hastane ve robot müslümanların buluşudur.
Dünyanın hiç bir yerinde müslümanlar kadar kitap okuyan bir millet yoktu. Bağdat kütüphanelerin merkeziydi. Hz. Muhammed, bilim adamlarının teröristlerden çok ama çok daha değerli olduğunu söylüyordu. O zamanlar, Batı dünyası geri, İslam dünyası ileri ve öncü bir medeniyeti temsil ediyordu.
Orta Çağ’da Hıristiyan dünyası kış uykusunda iken, Bağdat’ta müslüman bilim adamları, Yunan klasiklerini, Arapça’ya çevirip okuyorlardı. İslam bilim adamlarının geliştirdiği robotlar, eğlencelerde misafirlere hizmet sunuyorlardı.
Camilerin yanında gökyüzünü rasat eden rasathaneler vardı. Bilimin her dalında müslümanlar ileri bir konumdaydı. Çünkü Kuran’ın 6.000’den çok olan ayetlerinin 750 si insanı, tabiatı incelemeye davet ediyordu. (Yani İslam, Müslümanların ilimle, bilimle uğraşmasını emrediyor.) İslam peygamberi, “Alimlerin mürekkebi, şehitlerin kanından daha kutsaldır” diyordu.
Sonuç olarak; İslam güzel ahlak, terbiye, doğruluk, eğitim, bilim ve barış dinidir. İslam kılıç değil; kalem ve alim dinidir. İslam cahillik değil, eğitim ve öğretimi emreden bir dindir. “Bilim, Çin’de de olsa gidin alın. Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu? Beşikten mezara kadar bilim öğrenin.” diyen bir dindir.
Bugünkü Batı Medeniyetinin anası da İslam Medeniyetidir. Bu demek ki İslam Âlemi eğer isterse yeniden büyük bir medeniyet yaratabilir. Bunun da yolu dini ilimlerle akli ilimleri yani tabiat bilimlerini birlikte öğretmek olmalıdır.
Sözümü bitirdiğimde Papaz hemen söz alıp bana şunları söyledi:
“Biz bu İslam Medeniyeti konulu makaleyi Hollanda dergisinde okumadık. Bize hem bu makaleyi hem de yaptığınız sunumun metnini gönderir misiniz?
Ben de “Elbette gönderirim,” dedim ve toplantıdan sonra gönderdim.
Fakat ben de Papazdan şöyle bir ricada bulundum: “Siz de bu konferans hakkında cemaatinizle istişare yapıp bize bir geri bildirim (feedback) gönderir misiniz?”
Bu konferanstan sonra papaz’ın bize gönderdiği değerlendirme yazısında şöyle diyordu: “Cemaatimizin yarıdan çoğu camiye gelmeden önce İslam’a karşı negatif önyargılıydı. Ancak sizin konferansınızdan sonra bu negatif önyargıların yerini pozitif önyargılar aldı. Bu bakımdan size çok teşekkür ederiz.”
ÖNERİLERİMİZ
Avrupa’da ırkçılık ne yazık ki ekonomik ve siyasi krizle birlikte yükselişe geçti. Irkçıların hedefinde İslam ve Müslümanlar var.
Onun için bu anlatıları çoğaltamak ve bütün Avrupa’ya yaymak gerekir.
Hollanda’nın meşhur bir atasözü şöyle diyor: “Tanınmayan sevilmez”.Çok doğru bir söz. Bizler İslam’ı Hollanda o arada Batı kamuoyuna anlatıp tanıtmazsak bunu ırkçılar negative bir şekilde yapacaklardır ki yapmaktadırlar.
Biz de bunu diyoruz ve istiyoruz. İslamofobiye karşı en etkili yöntem İslam’ı doğru bir şekilde Avrupalı’ya anlatmak olsa gerek.
Bekir CEBECİ
(Eski Güney Hollanda Eyalet Milletvekili)
Gümüşhane, 10 Ağustos 2026
e-mail: 1nfo@bekircebeci.com