Bunca servet sizi korkutmuyor mu?

Önce iki soru:

Ne için para kazanılır/biriktirilir?

Mutluluk parayla mı elde edilir?

İktisat teorisinin temel tezi; sınırsız ihtiyaçların, sınırlı kaynaklarla, en üst düzeyde sağlanması…

Para; takası kolaylaştırma ve elde edilen değeri saklama aracıdır.

Elbette ‘para’ derken, sadece devletlerin basma hakkını elde tuttuğu banknot veya sikkeleri kastetmiyoruz. Altın, gümüş, pırlanta ve günümüzdeki kripto varlıklardan tutun, gayrimenkulden değerli sanat eserlerine kadar bir yığın ‘para karşılığı varlık’ sayılabilir.

Birinci sorumuzun cevabını; “Para, elde edilmek istenen şeylerin bedelini ödemek amacıyla kazanılır ve elde tutulur.” cümlesiyle özetleyebiliriz.

Paranın mutlulukla ilişkisine gelince… Klasik fakat cevabı asırlardır net olarak verilemeyen sorudur; “Parayla mutluluk olur mu?”

Liselerde gruplar halinde tartışması yapılır. Bir grup paranın mutluluk getirebileceğini, karşı grup ise getirmeyeceğini savunur. Tabi, dersine iyi çalışan grup münazarayı kazanır; fakat anılan soru, asırlardır cevabını bulamaz.

SAHİ, NEDİR MUTLULUK?

Belki, ‘mutluluk’ kavramının ne olduğu ve neyle elde edilebileceği üzerinden gidilirse, biraz daha sonuca yaklaşılabilir.

Bilimsel tanımlamayı erbabına bırakarak, kendi öznel tanımımızı şöyle yapalım:

Mutluluk, kişinin akıl, ruh ve beden olarak tatmine ermesidir.

Peki, her arzu ettiğine kolayca ve emeksizce erişebilmek, o ‘tatmini’ getirir mi?

Yaşadığımız tecrübeler bize şunu öğretti: İnsan, hiçbir emek ve başarı ortaya koymaksızın, arzu ettiği her şeyi hazır buluyorsa, orada aklî, ruhî ve bedensel tatmin olmuyor.

Başka bir ifadeyle; kişinin ‘tatmin’ duygusunu karşılayan, kişisel gayretle elde edilen ‘başarı’dır.

Akşam ailesinin yiyeceği ekmeği, sırtındaki kürtünle kazanan bir hamal, gaye edindiği ‘başarıyı’ yakalamıştır.

Başını sokacak evi, koyduğu her tuğlayı ‘başarı’ kabul ederek inşa eden insan, gayesine erişmiştir.

Yolda arabasının patlayan lastiğini değiştirme becerisini gösteren kişi, ‘başarının hazzını’ o anda yaşar.

İhtiyacı olmayan büyük büyük paraları, hazine odalarına kürekleyen süper zengin ise, elindeki dehşet verici serveti korumanın ve büyütmenin derdine düşer. Ki, bu insanın mutluluğu yakalaması çok da kolay olmaz. Belki, ‘büyük paralar kazanma başarısı gösterdiği’ için, birazcık tatmin ve buna bağlı mutluluk yaşayabilir.

AKLI DURDURAN SERVETLER

Büyük başın büyük ağrısı olduğu gibi, büyük paraların da beraberinde getirdiği riskler vardır.

Bunca girizgâhı niye yaptık?

Efendim, geçtiğimiz günlerde, dünyanın en büyük servet sahibi 10 kişisi açıklandı. Bloomberg’in verilerine göre, dünyanın en zengin 10 kişisinin bugün itibarıyla servet toplamı 2 trilyon 536 milyar dolara ulaştı. İlk 10’un servetindeki bir yıllık artış ise; 558,9 milyar dolar. Yani, yüzde 28’in üzerinde bir artış…

Rakam büyüklüğünün anlaşılması için, Türkiye’nin 2024 yılı Gayrisafi Yurtiçi Hasılasının 3,8 trilyon dolar olduğunu belirtelim.

86 milyonluk Türkiye’nin, bir yıl içerisinde ürettiği bütün mal ve hizmetlerin toplam değeri, brüt 3,8 trilyon dolar.

Dünyanın en zengin 10 kişisinin şahsî serveti, koskoca Türkiye’nin yıllık brüt üretim değerinin 3’te 2’sini aşıyor.

Bu arada, Nisan 2025 itibarıyla dünyamızdaki dolar milyarderlerinin sayısı, 3 bin 28’e ulaşmış.

EN TEPEDEKİLER NEREDEN KAZANIYOR?

Servet sıralamasında yer alanların, ağırlıklı olarak bilişim teknolojilerinden para kazandıklarını, aklımızın bir kenarında tutalım.

Liste şöyle sıralanıyor:

1- Elon Musk: 638 milyar $ (Teknoloji)

2- Larry Pagi: 265 milyar $ (Teknoloji)

3- Sergei Brin: 247 milyar $ (Teknoloji)

4- Jeff Bezos: 246 milyar $ (Teknoloji)

5- Larry Ellison 238 milyar $ (Teknoloji)

6- Mark Zückerberg: 229 milyar $ (Teknoloji)

7- Bernard Arnaud: 202 milyar $ (Moda)

8- Steve Ballmer: 166 milyar $ (Teknoloji)

9- Jansen Huang: 153 milyar $ (Teknoloji)

10- Warren Buffet: 153 milyar $ (Finans)

Dikkat buyurunuz… Dünyanın servetini avuçlarının içine almış olan bu zevatın kazancı, klasik tarım ve sanayi üretimlerine dayanmıyor. Kimisi bilgisayar yazılımı geliştiriyor, kimisi internet üzerinden onun bunun ürünlerini falana filana pazarlıyor. Yani kurduğu sanal pazarda, alandan da satandan da ‘baç’ kesiyor.

Tabi, çağımız insanının ‘başkalarınca beğenilme’ takıntısı üzerine bina ettikleri ‘moda’ üzerinden deveyi havuduyla yutanları ve parayı sağmal inek gibi nasıl sağacaklarını çok iyi bilen ‘finans Çıfıtlarını’ da iyi belleyelim.

PEKİ, BU SERVET SİZİ KORKUTMUYOR MU?

Çalıp çırpmadan kazandılarsa, insanların zaaflarını kullanarak yasal soygun yapanların servetlerini ‘gayrimeşru’ hanesine yazacak değiliz. Mizan terazisi, her şeyi şaşmadan tartacaktır.

Yukarıda amatör ruhla tanımlamaya çalıştığımız ‘para/mutluluk ilişkisi’ bağlamında, dünyanın en zenginlerini teşrih masasına yatıracak halimiz de yok. Herkes, mutlu olup olmadığına kendisi karar versin.

Bizim kafamıza takılan şudur:

8 küsur milyarlık dünya nüfusunun en az 1 milyarı açlıkla boğuşurken…

Dünyadaki insan evladının, muhtemelen yarıdan fazlası yoksulluk sınırının altında yaşarken…

Milyonlarca insan, tahammül edilemez hayatlarını değiştirmek umuduyla, ölümü de göze alarak, başka ülkelere akın ederken…

Bu servet manyağı insanlar, acaba bunca zenginlikten korkmuyor mu?

Tevbe Suresi, 34 ayetin son cümlesi: Rasûlüm! Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onları elem verici bir azap ile müjdele!”