Bu yol ayrılığa çıkar

Ortasından karpuz gibi ikiye bölünen CHP’de taraflar, taktik hamlelerle, karşı tarafın hareket alanını daraltmaya çalışıyor.

Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu kanadı, mevcut delegelerle seçim yapabilmek için, kurultayın acilen toplanmasını istiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu kanadı ise, mevcut delegelerle gidilecek kurultaydan, ‘başa dönme sonucu’ çıkacağından emin. Dolayısıyla, kurultaydan önce delege yapısını değiştirmeyi planlıyor.

Taraflar arasındaki taktik hamleler, bayramlaşma trafiğini bile şekillendiriyor. Dahası, CHP dışındaki siyasî partilerden gelen kutlama aramaları veya mesajları dahi, tarafların ‘meşruiyetine’ dair karine sayılıyor.

Partinin; Genel Merkez/TBMM Grubu şeklinde ayrışması, durumun ciddiyetine dair ipucu veriyor. Nitekim Özgür Özel, ortada ‘iki ayrı CHP olduğunu’ ifşa etti.

Yaşanan ayrışmalarda 2 temel mesele, tarafların durduğu yeri ve neye niyetli olduğunu işaretliyor.

Bu temel meseleler; kurultayın toplanması ve arınmanın nasıl gerçekleşeceği noktasında şekilleniyor.

ACİL KURULTAY ZOR

Kurultayın zamanlaması, elbette CHP’de hangi tarafın galebe çalacağını belirlemede başat rol oynayacak. Acil ve olağanüstü yapılacak bir kurultay, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin tasfiyesi anlamına gelecek.

Kurultayın geciktirilmesi ve olağan statüde yapılmasıysa, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu kanadının tasfiyesine kapı aralayacak.

Özel-İmamoğlu grubu, acil kurultayı zorlamak için, imza toplamak dâhil bazı yolları deneyecek gibi.

Buna mukabil, Kılıçdaroğlu kanadının, kurultayı öteleme imkân ve kabiliyeti var. Özgür Özel, İstinaf Mahkemesinin verdiği butlan kararını temyiz etti. Yargıtay’ın temyiz başvurusunu ret veya kabul etmesi, acil yapılacak kurultayın da butlan konusu olmasının yolunu açabilir. Kılıçdaroğlu, bu hukukî durumu, kurultay çağrısını ret gerekçesi yapabilir.

Bir diğer husus, acil kurultay için yeterli imza toplansa dahi, Kılıçdaroğlu, en erken 1 yıl sonra yapılacak şekilde bir kurultay takvimi açıklarsa, acil kurultay çağrısı boşluğa düşer.

Önümüzdeki süreçte, kavganın büyüğü ‘arınma’ mevzusunda yaşanacağa benziyor.

TASFİYE

Kemal Kılıçdaroğlu, günlük verdiği mesajların içine, ‘arınma’ ve ‘kuruluş kodlarına dönme’ söylemini yerleştiriyor. Bunun anlamı; başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere, hakkında yolsuzluk-rüşvet-irtikâp-görevi kötüye kullanma ve benzeri suçlamalar ve davalar bulunan tüm Genel Merkez yöneticileri ile belediye başkanlarını CHP’den ihraç etmektir.

Elbette böyle bir hamle, partideki bölünmeyi daha da keskinleştirecek ve Özel-İmamoğlu kanadının CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurmasını kaçınılmaz hale getirecektir.

Siyasette yaşanan çatışma ve tartışmalar, genellikle belli bir noktada uzlaşmayla sönümlenir. Buradan hareketle, CHP’deki tarafların, aradan biraz zaman geçince, ortadaki ayrışma ve çatışmayı, tatlıya bağlayıp, uzlaşabileceklerine dair yorumlar yapılıyor.

Elbette tartışma ve çatışmanın konusu, ideolojik ve siyasî görüş ayrılıkları olsaydı, taraflar belli bir noktada uzlaşı sağlayabilirdi.

Oysa aradaki çatışmanın konusu, kirlenme, arınma, ahlâkî yozlaşma, kuruluş kodlarına dönme gibi ağır suçlama ve savunmalara dayanıyor.

ARAYA KAN DAVASI GİRDİ BİR KERE

Daha basit anlatımla; CHP’de taraflar arasına ‘kan davası’ girmiş durumda. Dile getirilen seçenekler, nihayetinde iki taraftan birinin tasfiyesine gidecek kapıyı aralıyor.

Bu çatışma ve tartışmaların gidip varacağı yer, ‘ayrılık’tır. Mesele; bu ayrılığın sorumluluğunu, tarafların birbirlerinin üzerine yıkma çabalarında düğümleniyor.

Özgür Özel ve ekibinin, CHP’de yaşananların sorumluluğunu AK Parti ve iktidara yamama çabaları da, ileride kurgulanacak siyasî çizginin ‘altlığının hazırlanması’ olarak değerlendirilmelidir.

Elbette; davalısı da, davacısı da, tanığı da, itirafçısı da CHP’li olan böyle bir meselede, ‘Sarayın yargısının kararı’ gibi ucuz bir çarpıtmaya tenezzül etmek, CHP’deki iktidar kavgasında kimseye bir yarar sağlamaz.

Bu arada, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve ekibinin ne yapacağı merak konusudur. Mevcut tabloda Yavaş, bir bakıma ‘Üçüncü Dünyacı’ bir çizgiyi benimsemiş görünüyor. Muhtemelen, kim galip gelirse, direksiyonu o tarafa kıracaklar. Ya da ‘zoraki CHP’lilik’ görevini sonlandırıp, ayrı bir yola girecekler.