Bulgaristan Türkleri, yüzyıllardır Türk Dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün ise aynı zamanda Avrupa Türklerinin de önemli bir bileşeni. Yani artık sadece bir azınlık değil, çok katmanlı bir kimliğin taşıyıcısıdır.
Özellikle 2001 sonrası başlayan göç dalgası, 2014 itibarıyla yeni bir aşamaya geçti. Avrupa Birliği içinde serbest dolaşım ve çalışma hakkının genişlemesiyle birlikte Bulgaristan Türkleri için göç artık geçici bir tercih olmaktan çıktı, kalıcı bir hayata dönüştü.
Resmî rakamlar 250 binin üzerinde bir göçü işaret ediyor. Ancak gayri resmî tahminler bu sayının 1,5 milyonu aştığını söylüyor. Bu, küçümsenecek bir sayı değil. Aksine, ciddi bir demografik ve sosyolojik güçten söz ediyoruz.
Bu kadar geniş bir nüfusa rağmen Avrupa’daki Bulgaristan Türklerinin yeterince organize olduğunu söylemek zor. Dernekler var, girişimler var. Ama etki sınırlı, görünürlük zayıf, koordinasyon eksik.
Bilindiği gibi, Bulgaristan seçimlerinde Avrupa’daki Bulgaristan Türkleri de oy kullanabiliyorlar. Yani sistemin dışında değiller. Hatta teorik olarak ciddi bir etki gücüne sahipler.
Ama pratikte durum farklı.
19 Nisan tarihinde yapılacak seçimler öncesinde yurtdışında yaşayan ve oy hakkına sahip vatandaşlardan sadece 8.300 kişinin başvuru yapmış olması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. En azından fazla talebin olması o bölgede sandık açılmasını sağlardı. Gerçi geçerli kimlik kartı (liçina karta) ya da pasaportu olanlar oy kullanabiliyorlar.
İnsan yine de sormadan edemiyor: bu bir ilgisizlik mi? yoksa bir kırgınlık mı? Belki de daha derin bir şey: Güven kaybı ve siyasal yorgunluk.
Nitekim Bulgaristan uzmanlarının bu konudaki görüşleri ülkede hakim olan siyasi istikrarsızlık, belirsizlik, sosyal gerginlik yönünde. Popülizm de var.
Durum böyle olunca, böyle bir ortamda sandığa gitmek, artık sadece bir “görev” değil.
Bir tavır. Bir tercih. Hatta bir müdahale biçimidir.
Peki Bulgaristan Türkleri ne yapmalı? Geri mi çekilmeli? Yoksa oyunun içinde kalıp oyunu mu değiştirmeli?
Yine uzmanların görüşlerine göre; Bulgaristan Türklerinin stratejik oy kullanmalarıdır. Seçime giren partilere şartlar koşmaktır. Türkçe eğitimden kültürel haklara, yerel kalkınmadan belediyelerde temsile gibi. Gençlerin göçünü durduracak ekonomik politikalardan diaspora seçmeninin haklarının genişletilmesine kadar somut başlıklar üzerinden bir siyasi duruş gösterilmelidir.
Aslında bu yaklaşım, edilgen bir seçmen profilinden aktif bir siyasal özneye geçişin de anahtarıdır.
Çünkü gerçek şu: Sayı var. Potansiyel var. Ama bu potansiyelin güce dönüşmesi için irade gerekiyor. Örgütlü, bilinçli ve stratejik bir irade.
Aksi hâlde, milyonluk bir kitle olsanız bile, siyaset sahnesinde görünmez kalabilirsiniz.
Ve unutulmamalı: Sandığa gitmemek sadece bir tercih değildir. Aynı zamanda temsil hakkından vazgeçmektir.
O yüzden; 19 Nisan Pazar günü Avrupa ülkelerinde yaşayan Bulgaristan Türkleri seçimlere mutlaka katılmalıdır. Bölgelerindeki Bulgaristan Büyükelçilikleri, Konsolosluklar ya da varsa açılan sandığa giderek oylarını kullanmalıdır.
Veyis Güngör
10 Nisan 2026