“Avrupa Türkleri” kavramı, Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan ve sayıları altı milyona ulaşan, Türkiye Türkleri için kullanılmaktadır. “Avrupa Türkleri” kavramı; yıllarca Türkiye’de kullanılan “Gurbetçi, Almancı, Avrupalı” kavramlarının yerine, Avrupa’da da “misafir işçiler, göçmenler, azınlıklar” gibi kavramların yerine üretilmiş bir kavramdır.
“Avrupa Türkleri” ya da “Batı Avrupa Türkleri” kavramı, hafızam beni yanıltmıyorsa ilk defa 1980’li yılların sonlarına doğru, Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) kongresinde kullanılmıştır. Kongreye, Türkiye’den misafir olarak katılan Prof. Dr. Mim Kemal Öke tarafından da ilk kez ‘Türkiye Gazetesi’ndeki köşe yazısında yer almıştır.
Kavram, 1990’lı yılların başında Hollanda Türk Akademisyenler Birliği Vakfı yayınları arasında çıkan, “Batı Avrupa Türkleri: Göçmenlikten Yerleşik Hayata Geçiş” kitabıyla göç literatürüne girmiştir. Aynı yıllarda ATİB de “Batı Avrupa Türkleri” adında bir kitap yayınlamıştır.
“Avrupa Türkleri” kavramı ile ilgili kitap yayınları yanı sıra, 1992 yılında Hollanda Türk Akademisyenler Birliği Vakfı ile İLESAM tarafından, Ankara Ulus’taki Yüzüncü Yıl Konferans Salonu’nda “Batı Avrupa Türkleri Sempozyumu” organize edilmiştir. Sempozyumda tebliğler sunulmuş ve Akademisyenler Birliği yayınlarında çıkan kitap da tanıtılmıştır. Kitap, dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk başta olmak üzere, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’e, siyasi partilere, milletvekillerine, ilgili bakanlıklara, akademisyenlere ve medya temsilcilerine takdim edilmiştir.
Bu ve benzeri çalışmalara rağmen; “Batı Avrupa Türkleri”, “Avrupa Türkleri” ya da “Avrupalı Türkler” kavramı, uzun yıllar kabul görmemiştir. Kavramın başta Ankara olmak üzere, karar vericiler, medya mensupları, araştırmacılar ve akademisyenler tarafından kabul edilmesi ve kullanılması, yaklaşık 25 yıl sürmüştür. Bu süreçte onlarca sempozyum, yayın, televizyon programı ve konferans organize edilmiştir.
Günümüze geldiğimizde, yani “Avrupa Türkleri” kavramının güncellenmesi meselesinde, şunları ifade etmemiz gerekmektedir: “Avrupa Türkleri” kavramı, 30 yıl önce Avrupa’daki Türkiye Türklerini merkez alarak düşünülmüş bir kavramdır. Ancak bugün, Avrupa’da yaşayan Türkler incelendiğinde, ezici çoğunluk, “Türkiye Türkleri” olmakla birlikte, “Azerbaycan, Uygur, Kazak, Özbek, Batı Trakya, Kuzey Kıbrıs, Nogay, Bulgaristan Türkleri” gibi farklı toplulukların da bulunduğu görülmektedir.
Avrupa ülkelerindeki bu çeşitlilik, ister istemez “Avrupa Türkleri” kavramı tanımının yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle dünyadaki gelişmeler ve hatta Türk dünyasındaki gelişmeler, iş birlikleri ve dayanışma dikkate alındığında, “Avrupa Türkleri” kavramına, Avrupa’daki tüm Türk topluluklarının dahil edilmesi kaçınılmazdır.
Dolayısıyla, otuz yıl önce üretilen ve anlamlandırılan “Avrupa Türkleri” kavramı, Avrupa’daki Türk boylarını da içine alacak şekilde yeniden tanımlanmalıdır.
Bu yeni tanımlamada, her geçen gün dada gelişen Türk Dünyası iradesi ve perspektifi belirleyici olacaktır. Bu doğrultuda yapılacak güncelleme sürecinde, Avrupa’daki Türkiye kökenli STK’lara da ciddi sorumluluklar düşmektedir.
Avrupa’daki Türkiye Türklerinin STK’ları, Avrupa’daki diğer Türk topluluklarının kendileri gibi kurumsal olarak örgütlenmiş olmadıklarından hareket etmelidirler. Bu nedenle, gerçekleştirilen etkinliklerde tüm Türk topluluklarının yer alması, Türk boyları arasında iş birliği ve dayanışmanın geliştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılırken Türk Dünyasında yaşanan gelişmeler, artan iş birlikleri ve yeni yönelimler göz önüne alınmalıdır.
Değerli dostlarım; otuz yıl önce düşünülen “Avrupa Türkleri” kavramı, günümüzde yalnızca Türkiye’den Avrupa’ya yapılan tarihsel bir göç tanımının dışına çıkmalıdır. Kavram tanımı yeniden ele alınmalı ve güncellenmelidir.
Veyis Güngör
3 Mayıs 2026