Acem Tiyatrosu ikinci perde: Bab-ül Mendep

ABD/İsrail-İran Savaşı’nda tuhaflıklar dizisi devam ediyor.

Başkan Trump’ın, sabahtan akşama ‘İran’ı yok edeceğiz’den, ‘savaşın sonu yakın’a evrilen söylemlerinden bahsetmiyoruz. Zira onları kanıksadık.

Giderek kabak tadı veren bu tuhaf savaş, Acem Tiyatrosu kıvamında uzatmaları oynuyor.

Tarafların duruşunu ana hatlarıyla gözden geçirirsek, tabloyu ve tarafların hâl lisanını şöylece özetleyebiliriz:

ABD: İran’ı perişan ettik, ordusu filan kalmadı, bizimle anlaşmak için yalvarıyorlar.

İran: ABD, masaya koyduğumuz taleplerimizi kabul etmediği sürece, müzakere filan yapmayacağız. Hem azıcık daha vursaydınız. Kemal Sunal’ın tokadı gibi, stres filan bırakmıyor. Hem coğrafyadaki süksemi iyice yükseltiyor.

TERCÜME-İ HÂL

İsrail: Ahan da böyle yaparız! Savaşı başlatır, burnuna halka taktığımız ayıyı cepheye sürer, sonra geriye çekilir, saman altından su yürütürüz. Daha bir şey görmediniz; biz bu savaşı, sonu gelmeyecek Sünnî-Şiî savaşına dönüştüreceğiz.

Suudi Arabistan: Ya sabır… Nereden başımıza sardık bu ‘ABD koruma şemsiyesini’? Şemsiye değil, sanki paratoner.

Ürdün: Şu ana kadar ölü taklidini iyi yaptık. Herkes varlığımızı unuttu bile. Allah vere de İsrail bizi darlayacak bir hamle yapmasa.

Suriye: Had bildireceğim bildirmesine de, hem dar yerde yakalandım, hem de ipin ucu puştun elinde.

Mısır: Boynumu bir çevirebilsem, ben bu Siyonistin yanına bırakmam. Allah’tan Türkiye var da durumu iyi idare ediyor.

Birleşik Arap Emirlikleri: Bize tam olarak ‘Fitneci Arap Emirlikleri’ derler. Uğradığımız yerde bet bereket kalmaz. Şu Yemen’i de kardeşlerimizin başına bela edelim, o zaman İsrail’i temize çekmiş oluruz.

HUSİLER KİME ÇALIŞIR?

Yemen Husileri: Bize İran’ın ‘vekil gücü’ diyorlar. Ne yapalım yani? Menfaatlerimiz İran ve İsrail politikalarıyla örtüşüyorsa, kabahat bizim mi? Hem biz ABD ile zımnen anlaştık. Biz onların gemilerini vurmuyoruz. İsrail’e, kofti olanlar dışında füze atmıyoruz. Onlar da bize dokunmuyor. Bizim hasmımız Suudi kardeşlerimizdir.

Türkiye: Mahallenin abisi yetişmek üzere; dayan ey Ümmet-i Muhammet. Bir 3 yıl daha yıkılmayın. Sonrasını, yıkılacaklar düşünsün.

Evet, biraz mizahî bakınca, yangın bölgesindeki ülkelerin hâl tercümeleri böyle.

Savaşın doğrudan ve dolaylı tarafı olan ülkelerin ‘algoritmalarında’ bazı tuhaflıklar var.

Sıralayalım bunları:

KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?

Savaş, İsrail’in dürtmesiyle ve ABD ile birlikte İran’a saldırmasıyla başladı.

Başlangıçtaki hedefini bulmayan füzelerini saymazsak, şimdilerde İran, baş düşmanı saydığı İsrail’e mantar tabancası bile doğrultmuyor. Fakat, ABD üslerine ev sahipliği yaptıkları gerekçesiyle, Basra Körfezi’ne kıyıdaş olan bütün ülkelere saldırıyor.

İsrail de savaşın müsebbibi saydığı İran’a ilişmiyor; Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’ye sataşıyor. Sıkletinde olmadığını bildiği Türkiye’ye fiilî saldırı için maçası yemeyince, Yunanistan üzerinden hareket çekmeye çalışıyor.

İran’ı düşman sayan Birleşik Arap Emirlikleri, kankası olan İsrail’e karşı yalancıktan da olsa bir tepki göstermiyor. Tam tersine, Suudi Arabistan’a saldıran, İran’ın vekil gücü Husilere açıktan veya örtülü destek veriyor.

Husiler, güya İran hesabına İsrail’le kan davalısı ayaklarına yatarken, Siyonist katillerin ekmeğine yağ sürecek saldırılar düzenliyor.

DAYANIN EY MAZLUMLAR!..

ABD, bir yandan Hürmüz Boğazı’nda abluka uygulayarak, dünya petrol fiyatlarını yükseltiyor; öte yandan, güya Hürmüz’ü kapatan İran’ı bundan vazgeçmeye zorluyor. Hürmüz üzerinden tüm dünyayı terbiye eden ABD, elindeki dehşetengiz silah gücüne rağmen, Husilerin Kızıldeniz girişindeki adaları işgal etmesine ve Bab-ül Mendep Boğazı’ndaki gemi trafiğini kesmelerine göz yumuyor.

Özetin de özetini yaparsak…

ABD, İsrail, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen’deki Husiler, Hürmüz Boğazı’nda birinci perdesini oynadıkları Acem Tiyatrosunun ikinci perdesini de Bab-ül Mendep Boğazı’nda oynuyor.

Tiyatronun senaristi İsrail ile yönetmeni ABD, İran’ın balon şişkinliğindeki egosunu da kullanarak, dünya ekonomisine bizzat çaktıkları kazığı çıkaracak ‘kahraman’ pozları kesiyor.

Sıkın dişinizi ve dayananın, ey coğrafyamızın saf ve mazlum ülkeleri!.. Ağabey Türkiye sahne almak için gün sayıyor.

Türk Devleti sahne aldığında, Acem Tiyatrosunun ucuz figüranları, kendi hudutlarına çekilmek zorunda kalacak. Coğrafyamız da rahat bir nefes alacak.