Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Semerkant'ın ev sahipliğini yaptığı Türk Devletleri Teşkilatı'nın önemine ve teşkilatın tarihçesine ilişkin bir değerlendirmeyi AA Analiz için kaleme aldı.

***

SEMERKANT ORTA ASYA'NIN ZÜRİH'İ OLDU

Semerkant bu yıl arka arkaya üç önemli zirvenin ev sahibi olarak adını duyurdu. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) devlet başkanları zirvesinden sonra 11 Kasım’da Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) devlet başkanları zirvesi de Emir Timur’un imparatorluğuna başkent olan Semerkant’ta toplanacak. Türk Devletleri Teşkilatı adını aldıktan sonra gerçekleşen ilk zirvenin Özbekistan'da yapılması birçok bakımdan önemli kabul ediliyor.

Geçen yıl İstanbul’da eski adıyla Yassıada, bugünkü adıyla “Demokrasi ve Özgürlük Adası”nda düzenlenen toplantıyla TDT adını alan teşkilatın yeni gündemi, üye ülkeler arasında ticaret ve yatırımların artırılmasına yönelik olacak. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye arasında enerji iş birliği noktasında yeni kararların alınması da söz konusu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC), Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci olarak ilk katılımı da bu zirvede gerçekleşecek. TDT’nin gelecek 20 yıllık yol haritasına ilişkin Strateji Belgesi de yine bu zirvede ele alınacak. Ayrıca, üye ülkeler arasında gümrük işlemlerinin kolaylaştırılmasına yönelik yeni adımlar atılacak ve Türk Yatırım Fonu kurulması karara bağlanacak.

TDT: NEREDEN NEREYE?

TDT ortak bir dil, kültür ve dayanışma temelinde inşa edilmiş olsa da bugün bölgesel ve uluslararası iş birliğinin etkin bir teşkilatı olmuştur. TDT’nin kuruluş aşamaları üçe ayrılabilir. İlk olarak, SSCB dağılıp Türk cumhuriyetleri bağımsızlığını kazandığında, 1992 yılında Türkiye’nin öncülüğünde Ankara’da “Türkçe Konuşan Devlet Başkanları Zirvesi” toplandı. İkinci aşamada, 2009 yılında ise Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi yani Türk Keneşi kuruldu. Türk Keneşi uluslararası teşkilatlar içinde "mütevazi" hedefler edinerek yola çıktı ve zaman içinde başarılı neticeler aldı. Bu bağlamda ekonomi, eğitim, ulaştırma, kültür, turizm ve dış politikaya yönelik kayda değer projeler elbirliği ile hayata geçirildi. Üçüncü aşamada, Türk Konseyi 12 Kasım 2021’de İstanbul’da gerçekleştirilen 8. Zirvesi’nde tarihi bir karar vererek adını Türk Devletleri Teşkilatı olarak belirledi.

İstanbul zirvesinde sadece organizasyonun adında değil içeriğinde de değişiklikler yapıldı. 2040 yılı için Türk Dünyası Vizyonu adıyla stratejik bir belge kabul edildi. Bu belgedeki hedefler dört alanda açıkça tanımlandı. Bunlar siyasi, ticari-ekonomik, halklar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Türk devletlerinin uluslararası toplumla ilişkileridir. Bu teşkilatın temel görevi Türk ülkeleri arasında çeşitli alanlarda ilişkileri geliştirmek, karşılıklı güven ortamı oluşturmak ve uluslararası ilişkilerde birbirini desteklemektir.

İdeolojik yaklaşımların kutsandığı rejimler ve kapalı ekonomi, yerini küreselleşme ve özgürlük çağına bıraktı. İçinde bulunduğumuz internet çağında insanlık, yerel kimlikler özelinde ayrışmak yerine ortak kimlikler temelinde birbirine daha da yakınlaşacak imkanlara sahip. Bugün Slav dünyasındaki parçalanmaya yol açan Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışma, bu çağın ikilemleri arasında. Bu koşullar altında Türk dünyasının TDT çatısı altında siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliği çerçevesinde bir araya gelmesi bölgesel istikrar açısından oldukça dikkat çeken gelişmelerden biri.

Son iki asırda en büyük değişimlerin yaşandığı Avrupa ve Asya eski dünyanın en önemli iki kıtasıdır. Dünya nüfusunun beşte üçünden fazlası bu kıtalarda yaşar ve buradaki en büyük halklardan biri de Türklerdir. Türkler tarihin bu evresinde yeni fırsatlar edindi. 20. yüzyıl Türkler için bir trajedi yüzyılıydı. Çünkü Türkiye hariç tüm Türk ülkeleri işgal altındaydı. Özellikle Orta Asya ülkeleri bağımsızlık ve özgürlüklerini önce Çarlık Rusyası'na daha sonra da Sovyetler Birliği'ne teslim ettiler. 1992’de bağımsız olan 7 Türk devleti bir araya gelerek bir teşkilat kurdular. Bu teşkilat 2021’de yeni bir hamle yaptı.

Türk devletlerinin iş birliği, tarih ve jeopolitik gerçeklerin gerektirdiği bir durumdur. Bu ülkelerin her birinin farklı ekonomik zenginliklerinin ve güçlü yönlerinin yanında, karşılanması zaruri olan farklı ihtiyaçları vardır. Semerkant Zirvesi bu açıdan önem taşıyor. TDT, gündeminde öteden beri ilk olarak güvenlik konularını öne alarak terörizm, aşırılık ve bölücü akımlarıyla mücadeleye odaklandı. Ticari-ekonomik potansiyeli artırmak ve kültürel ilişkileri geliştirmek diğer önemli gündem noktaları olarak öne çıkıyor. Türk ülkeleri arasındaki en büyük tehlike DEAŞ, PKK ve benzeri terör örgütleridir. Bugün Nahçıvan/Zengezur koridoru Türk ülkelerini doğrudan birbirine bağladığı için çok önemli. Öte yandan, lojistikte bürokratik engelleri kaldırmak için alınması gereken basit önlemler var. Böylelikle tarihi İpek Yolu da canlanacaktır.

TÜRK DÜNYASININ JEOPOLİTİK DEĞERİ YÜKSELDİ

ABD, Afganistan'dan ayrıldıktan sonra bölgenin jeopolitik parametreleri bağlamında, Özbekistan ve Orta Asya iki yönden önem kazandı. Birincisi küresel güvenlik, ikincisi ise bölgedeki jeopolitik durum. ABD ve AB, Batı ittifakı adına Rusya ve Çin'in bölgede çok güçlü olmasını istemediğini gizlemiyor ve bölge ülkelerinin egemenliğinin korunmasından yana bir siyaset ortaya koyuyor. Geçen yıl 21 Ağustos'ta ABD ve müttefikleri Afganistan'dan çekilmek zorunda kaldı. Bu yüzden, bölge ülkelerinin dikkati bu yöne odaklandı ve Afganistan’dan çevre ülkelere yayılacak herhangi bir istikrarsızlık unsuru dikkatle izlenmeye başlandı.

Diğer yandan, Soğuk Savaş sonrasında dünyanın dikkat kesildiği en büyük savaşlardan biri Rusya ile Ukrayna arasında yaşanıyor. Savaşın başlangıcında, Sovyet geçmişi olan devletlerin saldırgan bir Rusya tarafından baskı altına alınması, hatta yutulma tehlikesi çok yüksek bir tehdit olarak görüldü. Savaşın ilk günlerinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin kaçması beklendiğinden birçok ülke ona sığınma teklif etti. Aradan 9 ay geçtikten sonra jeopolitik değerlendirmelerin odak noktası değişti. Bu bağlamda, Türk dünyası ülkelerinin birlik ve beraberlik iradelerinin önemi bir kez daha ortaya çıktı.

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI'NIN BİRİNCİ HEDEFİ TÜRK DÜNYASININ BÜTÜNLEŞMESİ

Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasındaki ilişkiler tarihsel olarak kardeşlik ve dostluk üzerine kurulu. Örneğin Karabağ'ın Azerbaycan tarafından kurtarılmasında Türkiye'nin büyük yardım sağlaması TDT üyelerini sevindiren bir gelişme olmuştur. Öte yandan, Türk devletleri kendi aralarındaki sorunları, özellikle Orta Asya’daki sınır anlaşmazlıklarını karşılıklı anlayış ve diplomatik müzakereler yoluyla çözmektedir. Bu konuda Özbekistan’ın duyarlı yaklaşımı oldukça kabul görüyor. Türk devletleri ile diğer devletler arasındaki ihtilaflı konular gün geçtikçe azalıyor.

KKTC, TDT’YE GÜÇ VERECEKTİR

KKTC’nin gözlemci üye olarak TDT bünyesine girmesi büyük bir gelişme olarak nitelendirilebilir. Bu gelişme, Türk dünyasının son yıllardaki dayanışma vizyonunun gerçek bir örneğidir. Böylece kardeş Türk devletlerinin yan yana, sırt sırta olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Azerbaycan savaştayken başta Türkiye olmak üzere tüm Türk ülkeleri onun yanındaydı. Türk ülkelerinin diğer ülkelerle çatışması ne olursa olsun, TDT üyeleri kardeşlerinin yanında pozisyon almaya devam edecektir. Bu noktada Türkiye’nin her bakımdan katkısı kayda değerdir. Özbekistan’ın Orta Asya’nın en güçlü devleti olarak TDT zirvesine ev sahipliği yapması bölge ve Türk birliği açısından tarihi öneme sahiptir.

[Prof. Dr.. Süleyman Kızıltoprak, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tarih Bölümü]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryel politikasını yansıtmayabilir.