Şımarıklık değil beyin hastalığı

Depresyon ve aşırı davranışların ataklar hâlinde görüldüğü hastalık, olumsuz kişilik özellikleriyle karıştırılıyor. Hastalar “damgalanma” endişesi ile tedaviye başvurmuyor.

Şımarıklık değil beyin hastalığı

Depresyon ve aşırı davranışların ataklar hâlinde görüldüğü hastalık, olumsuz kişilik özellikleriyle karıştırılıyor. Hastalar “damgalanma” endişesi ile tedaviye başvurmuyor.

Tugs Enkh
Tugs Enkh
31 Mart 2018 Cumartesi 16:47
Şımarıklık değil beyin hastalığı
banner560

Depresyon ve aşırı davranışların ataklar hâlinde görüldüğü hastalık, olumsuz kişilik özellikleriyle karıştırılıyor. Hastalar “damgalanma” endişesi ile tedaviye başvurmuyor.

Toplumda “manik depresif” ya da “iki uçlu duygu durum bozukluğu” olarak bilinen bipolar hastalığını yaşayan kişilerin cümleleri bunlar. Bipolar bozukluk, depresyon ve mani adı verilen aşırı davranışların bir arada yaşandığı bu hastalık. Bu hastalığı yaşayan  kişilerin hayatlarını altüst oluyor. Görülme sıklığı yüzde 4-6’le arasında değişen bipolar hastalığının teşhisinde yaşanan problemler ve hastaların “damgalanma” korkusu yüzünden tedaviye başvurmaması sebebiyle bu hastalar, toplumda farklı şekillerde algılanıyorlar. “Uyumsuz”, “hayatta dikiş tutturamamış”, “şımarık”…
Bipolar Yaşam Derneği, Bipolar Bozukluklar Derneği  ve Türkiye Psikiyatri Derneği, GSK Türkiye’nin desteğiyle toplumda çok iyi bilinmeyen bipolar bozukluklarla ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla kısa bir film hazırladı. #anlatkibilinsin hashtag’i ile sosyal medyadaki yerini aldı.

Her gün babam ölmüş gibi
"
Bana ne hissediyorsun diye soruyorlar. Ne mi hissediyorum? Her gün babamı kaybetmişim, her gün evim yanmış da üzerine bir bardak su dökememiş kadar acı hissediyorum. O kadar canım yanıyor ki… Bunların sebebi olmadığını biliyorum ve bunların sebebi olmadığını bildiğim için de daha çok acı çekiyorum… " - O.I. Tiyatrocu

Kediye bile âşık olabilirim
"
İyi yönetebilirseniz bipolar bozukluğun iyi tarafları da var… Bir televizyon reklamı vardı hani. Reklamdaki genç ‘kahveyi bile aşkla yapıyorum’ diyordu. Yaptığınız her şeyden o kadar keyif alıyorsunuz ki, her şeyi seviyorsunuz. Tabiatı, hayatı, sokaktaki insanı… Hatta kediye bile âşık olabilirsiniz o dönemde…" N.Ü. 26

Sanki boğuluyorum
"
Bundan 12 yıl önce tanıştım bipolarla. Depresyon atağından sonra intihar teşebbüsü sonrasında bipolar teşhisi kondu. Bipolar Tip 2’yim. Mani atağı hiç geçirmedim. Depresyon ataklarım çok uzun sürüyor. Senede 2-3 kere hastaneye yatıyorum. Yeri geliyor 5 dakikam, 5 dakikama uymuyor. Sürekli uyumak istediğim zamanlar ya da hiç uyuyamadığım günler. İçime giren sıkıntılar ve bu sıkıntılar sonucu geçirilen kasılma krizleri. Boğuluyormuş gibi olmalar, bayılmalar… " B.K. 29, EREĞLİ

13 yıllık eşimden ayrıldım
"İlk teşhis 2010 yılında konuldu. Mani geçirdiğim sırada kendimi Kenan İmirzalıoğlu zannetmeye başladım. Şu anda ne kadar saçma gelse de o an bundan adınız gibi emin oluyorsunuz. İlaç kullandığım sürede çok büyük atak geçirmedim ama ilaçlarımı bıraktığımda 2 defa mani ve bir de hipomani geçirdim. İşlerimi kapatmak zorunda kaldım ve 13 yıllık eşimden ayrıldım. İki yıl tamamen asosyal yaşadım. Borçlarımdan dolayı 3 ay cezaevinde yatmak zorunda kaldım…" S.D. 42, Makine Mühendisi, KOCAELİ

30 bin liram ve işim gitti
"İlk atağımı 2014’te mani olarak geçirmiştim. Hastanede devlet memuruydum. Atak gelince bende aşırı bir öz güven ve sinir bozukluğu oluştu. Hastalarla ve çalışanlarla, hatta en yakın arkadaşlarımla tartışır olmuştum. Kendimi onlardan yüksekte görüyordum. “Zengin olmak için dükkân açmalıyım” diyordum. Hastanede amirlerimle bir sürü problem yaşıyordum. Onlar ne derse tam tersini yapıyordum. Sonunda bir hediyelik eşya dükkânı açtım. 30 bin lira param gitti. Üç ay sonra kendimde bir değersizlik ve tükenmişlik hissetim. Dükkânı açtığıma pişman olup ağladım. Memurluk da gitti, 30 bin lira da… " M.A. 30, İnsan Kaynakları Yardımcısı, ALANYA

BİR BAŞARI HİKAYESİ
Hayata bakışımı değiştirdim iyileştim

Nur A. 35 yaşında ve kimyager… Çocukluğunda da hüzünlü bir çocukmuş. Bipolarla tanışması 29 yaşında bir depresyon atağı geçirmesiyle başlamış. Nur, o anki duygularını söyle anlatıyor: Küçüklüğümde de sebepsiz yere canımın çok sıkkın olduğu anlarım olurdu. Ama 29 yaşında kendimi tanıyamayacak hâle geldim. Ağır bir depresyon atağıyla hastaneye kaldırıldım. Üç hafta hastanede yattım. Çıktığımda elimde bir poşet dolusu ilaç vardı. Teşhis Bipolar Tip 2 ve Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu. Beraber yaşamayı öğrenmem gereken iki yeni gerçek. Bu hastalık bana önemli bir şey kattı. Yaşama şeklimi değiştirmeden önce hayata bakışımı değiştirdim. Verilen ilaçları kullandım. Psikiyatristim ve psikoloğum ne dediyse yaptım. Hayatımı düzenli şekilde yaşamayı, kendi başıma vakit geçirip ayakta durmayı öğrendim. Yemeğimi, uykumu ve egzersizlerimi düzenledim. Kolay oldu mu? Hayır ama sonunda oldu. Dört yıl sonunda artık kendimi hayatımın direksiyonunda hissediyorum… Aile, dostlar, maddi ve manevi şartların hepsi önemli ve büyük destek. Fakat insan kendi istemedikçe, umut edip pozitif düşünüp çabalamadıkça hiçbirinin faydası yok maalesef…

Tedavinin önündeki engel “damgalanma”
Tedavi başarısında damgalanma konusunun çok önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Sibel Çakır, kişilerin damgalanma korkusu yüzünden hastalığı kabullenmediğini ve toplumdan sakladığını belirterek. Hastalarda ilaç kullanmak, atakları durdurmak ama sonrasında da topluma tekrar kazandırmak çok önemli. Özellikle medyada zaman zaman yer alan gerçek dışı ya da eksik bilgiye sahip vaka öyküleri, intihar, uyuşturucu madde, aşırı alkol kullanımı gibi birçok haberin bipolar bozuklukla ilişkilendirilmesi damgalamayı körüklüyor” diye konuştu.

Psikiyatrinin en iyi tedavi edilen hastalığı
Bipolar bozukluğun psikiyatrinin tedavinin en iyi sonuçlarının alındığı hastalıklarından biri olduğunu söyleyen Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Timuçin Oral “Ömür boyu süren düzenli ilaç tedavisi, psikoterapi ve düzenli bir hayatla hiç atak gelişmeden yaşamak mümkün. Ancak hastalığın farkında olmak ve tedaviye başvurmak gereklidir” dedi. Bipolar bozukluğun psikiyatrinin en yüz güldüren ama aynı zamanda en can sıkıcı hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Oral “En yüz güldüren hastalığıdır; çünkü hiçbir hastalık yok ki, delilik seviyesinde olsun ve kişi iyi bir tedavi ile tamamen sağlıklı normal hâle gelsin. En can sıkıcı hastalığıdır; çünkü hastalık tamamen düzeldiği için hastalar, hastalık sırasında yaşadıklarını unutmazlar ve bunun acısını hissederler” diye konuştu.

Her yaşta ortaya çıkabilir
Bipolar bozukluğun kişilik özellikleri ile çok karıştırıldığını söyleyen Bipolar Bozukluklar Derneği Başkanı Prof. Dr. Kaan Kora,  bazı kişilik özellikleri bipolar bozuklukta da görmeyi beklediğimiz birtakım belirtilerle benzerlikler gösterebilir ama bunları asla bir hastalık olarak kategorize etmemek gerekir. Ama bipolar bozukluk herhangi bir kişilik özelliğine has bir bozukluk değildir. Çoğunlukla gençlik döneminde ortaya çıkan  ama her kişide, her cinsiyette ve yaşta başlamasını beklediğimiz bir bozukluktan bahsediyoruz. Hastalığın sebeplerine gelince birden fazla sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Genetik faktörler de burada kuvvetli faktörler diye bakabiliriz ama bir ebeveynin bipolar bozukluk hastası olması çocuklarında da bipolar bozukluk olduğu anlamına gelmez” dedi.

Bu depresyon mutlaka ilaçla tedavi edilmeli
Bipolar depresyonun, diğer depresyonlarla karıştırılmaması gerektiğini söyleyen Bipolar Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sibel Çakır “Bipolar bozuklukta görülen depresyon; hayati, ciddi riskleri olan ve mutlaka ilaçla tedavi edilmesi gereken bir tablodur. Bipolar bozukluğu olan kişilere ‘İlaçlarını kes, bunlar bağımlılık yapar’ gibi tavsiyelerde bulunulmaması gerekiyor” dedi.  Hastalıkta genetik bir yatkınlık olmasına rağmen çoğu durumda ailenin diğer fertlerinde hastalığın ortaya çıkmadığını belirten Prof. Dr. Çakır “Hastalık kuşaklarca sessiz kalabiliyor. Bazen uyarıcı yoğun bir stres, fiziki travma, madde kullanımı, hızlı bir yaşam, az uyuma, uyarıcıların kullanılması, bazen de hiçbir şey olmadan direkt belli bir yaşta ortaya çıkabiliyor. Kişiden kişiye farklılıkları çok görüyoruz. Bazı hastalar depresyon ağırlıklı devam ederken, bazı hastalar mani yaşıyorlar. Şiddet yine hastadan hastaya değişebiliyor. Bunun kimyasal bir bozukluk olduğunu, genetik etkenlerle ortaya çıktığını, beyinde duyguları, davranışları kontrol eden pek çok ağda problem yaşattığını biliyoruz” dedi.

Ziyneti Kocabıyık

Ajanslar

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner521

banner559

banner646