26 yıl iktidarda olan Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un 78 yaşında hastaneye kaldırılmasıyla ilgili haberler 28 Ağustos’ta basına sızdı. İlk gün Kerimov’un hastalığıyla ilgili net bilgi verilmese de 29 Ağustos’ta, Kerimov’un kızı Lola Kerimov sosyal medya üzerinden babasının beyin kanaması geçirdiğini açıkladı. Farklı yöndeki açıklamalarla geçen birkaç günün ardından ise bugün geldiğimiz noktada Kerimov’un öldüğü haberi kesin olarak doğrulandı. Bazı bölge uzmanları Kerimov’un öldüğü hususunda net bilgilerin gelmediği günlerde dahi Kerimov’un artık yaşayıp yaşamadığının önemli olmadığını, ülkede klanlar arası bir iktidar savaşının hâlihazırda başladığıyla ilgili açıklamalar yaptılar.

İslam Kerimov vefat etmeseydi dahi ülkeyi idare edebilecek durumda olmamasından ötürü Özbekistan Anayasasının 96. Maddesi’ne göre iktidarın Senato Başkanı Nigmatilla Yuldashev’e geçmesi ve ülkenin 3 ay içinde tekrar Cumhurbaşkanı seçimine gitmesi gerekecekti. Bu perspektiften bakınca Kerimov’un çevresinin Cumhurbaşkanı’nın sağlık durumu hakkında bir süre detaylı bilgiler vermemesini, yetkilerin Senato Başkanı’na geçmemesini istedikleri şeklinde yorumlayabiliriz. Anlaşılan böyle bir süreç, Kerimov’un yerine geçmek isteyen gruplar için dengeleri değiştirebilir. Çünkü Yuldashev, Cumhurbaşkanı yetkilerini aldığında Başkomutan konumuna gelecek ve güvenlik güçlerini kendisine bağlayabilir durumda olacak. Böylesi bir durum da haliyle hükümette klanlar arası rekabetin akıbetini derinden etkileyebilir.

Özbekistan’ın iç politikasına dair şunu altını çizmek gerekir: Kerimov’un sert ve otoriter bir rejim oluşturmasından dolayı birçok muhalefet partisi kapatılmış ve liderleri yabancı ülkelere gitmiş durumdadır. Uzun zaman Türkiye’de barınmış muhalefet lideri Muhamed Salih bunun en yakın örneğidir. Ancak öte yandan da İslam Kerimov, Özbekistan’da 26 yıllık iktidarı döneminde sert uygulamalarının arasında her daim klanlar arası bir dengeyi sağlayıp ayakta kalabilmiştir. Kerimov, bu ülkede klanlar arası ilişkilerin iktidarın sürdürülmesinde anahtar faktör olduğunun farkındaydı. 

Klanlar ise coğrafi nitelikli olup soy bağlarına dayanmaktadır. Özbekistan’ın en güçlü klanları Taşkent, Semerkant ve Fergana kökenli olanladır. Bununla birlikte ülkede kayda değer bir varlığa sahip dört küçük klan da mevcuttur: Cizzak, Kashkadarya, Harezm ve Karakalpak. Özbekistan bağımsızlığını kazandıktan sonra Kerimov, sistematik bir şekilde Ferganalıları iktidardan uzaklaştırdı. Bunun sonucu olarak da Özbekistan’da hükümet içinde rekabet, zaman içerisinde, Taşkent ve Semerkant klana mensup gruplar arasında yaşanır hale geldi. İslam Kerimov da bir Semerkantlı olmasına rağmen bu rekabeti kontrolü altında tutabilmek için klan üstü, dengeleyici ve sınırlayıcı politikalar gütmüştür. Tabi Özbekistan’da klanlar olarak adlandırdığımız yapıların arasındaki “elit geçişkenliği” de bu süreçte önemli bir faktör olmuştur. Yani örnek olarak, Semerkantlı ve Taşkentli yönetici kesim aileleri arasında evlilikler yoluyla bağlar kurulabilmiştir.

***

İslam Kerimov’un sağlık problemleri sebebiyle iktidardan uzaklaşmasında sonra ülke içinde cumhurbaşkanlığını devralabilecek isimler Orta Asya, Rusya ve Batı basınında hararetli şekilde tartışılmaya başlamıştır. Bu tartışmalarda en muhtemel görülen isimler Özbekistan Başbakanı Şövket Mirzoyev, onun yardımcısı Rustam Azimov ve Milli Güvenlik Kurulu Başkanı Rustam İnayatov’dur. Rustam İnayotov; Özbekistan’da polis, asker ve istihbaratı elinde tutarak Kerimov rejiminin ayakta durmasını sağlayan kilit isimdir. Yerel kaynaklar İnayotov’un 72 yaşında olmasından dolayı cumhurbaşkanlığı için aday olmayacağını ama arka planda nüfuzunu kullanan bir isim konumuna geçip diğer adaylardan, Başbakan Mirzoyev’i destekleyeceğini belirtmektedir.

Özbekistan’ın yeni cumhurbaşkanı Mirzoyev’in olması hususunda Rus basınında çok açık destek sunan analizlere rastlamak mümkün. Örneğin Rus bölge uzmanı Aleksandr Dubnov, “Cumhurbaşkanı Mirzoyev olursa Özbekistan’ı “Kollektif Güvenlik Örgütü (KGÖ) geri döndüreceklerini ve Avrasya Ekonomik Birliğine (AEB) üye yapacaklarını” yazdı. Mirzoyev’in Cumhurbaşkanı olmasını, Milli Güvenlik Başkanı Rustam İnayatov’un da desteklediğini varsayarsak bu isimlerin dahil olduğu Taşkent klanının Senato Başkanı’na yetkilerin geçmesinden neden rahatsız olacağını kavramak mümkün olacaktır. 

31 Ağustos’ta Kerimov’un hastalanmasından dolayı Özbekistan Bağımsızlık Günü kutlamaları iptal edildi. Aynı zamanda Başbakan Mirzoyev, bağımsızlık abidesi önüne gelerek gül çelenk koydu. Halbuki Cumhurbaşkanı görev başında olmadığında yahut herhangi bir etkinliğe katılamadığında temsil görevi Senato Başkanı’na verilmeliydi. Bu hareketi, Özbekistan hükümetinin yeni cumhurbaşkanı olarak kimi görmek istediğiyle ilgili bir mesaj olarak okuyabiliriz. 

Diğer öne çıkan cumhurbaşkanı adayı, Başbakan Yardımcısı Rustem Azimov’un ise Oxford’da eğitim almış olmasından ve Avrupa ile ABD ziyaretlerinde Kerimov tarafından görevlendirilmesinden dolayı Batı yanlı bir siyasetçi olduğu düşünülmektedir. Özellikle Orta Asya bölgesi ile ABD arasında C5+1 platformunda Özbekistan’ın temsilcisi olduğunu burada hatırlamak gerekiyor. Son dönemlerde Başbakan Mirzoyev’den çok Azimov yurtdışı temaslarında görevlendiriliyordu. Ayrıca Rustam Azimov, Kerimov Ailesi’ne yakınlığı ile de bilinmektedir. Bir Taşkentli olmasına rağmen Semerkant klanı ile de aile bağları vardır.

***

Tüm saydığımız olgulara rağmen 21. yüzyılda, Özbekistan’daki olası iktidar değişimini salt klanlar üzerinden okumak doğru olmayabilir. Özellikle son 20 yılda iktidarda olan klanlar arası aile bağlarının kurulmuş olması ile rekabetin şekli de değişmiş ve giriftleşmiştir. Güç kimin elinde daha çok toplanmışsa onun etki kapasitesinin daha yüksek olduğunu varsayabiliriz. Bu bağlamda da Milli Güvenlik  Başkanı Rustam İnayatov’un güvenlik güçlerini elinde tutmasından dolayı son sözü söyleyen kişi olacağını öngörebiliriz. 

Özbekistan’da iktidar değişiminin yumuşak mı yoksa sert mi olacağı konusunda ise şimdiden bir şey söylemek zor. Bu biraz da iktidara geçen grubun diğer gruplarla nasıl bir ilişki kuracağına bağlı olacaktır. Yakın geçmişte Orta Asya bölgesinde Türkmenistan’da yaşanan yumuşak iktidar değişimi de bir örnek olarak önümüzde durmaktadır. Tabi yine de Özbekistan ile Türkmenistan’ın sosyal, siyasi ve ekonomik dinamiklerinin çok farklı olduğunu da akılda tutmak lazım. Sonuç olarak, Özbekistan içinde klanlar arası bir uzlaşı ile yeni bir lider ortaya çıkabilirse, ilk etapta yumuşak bir geçişin olacağını söyleyebiliriz. Ancak böyle bir başlangıç da yeterli olmayacak ve sonrasında yeni liderin aynı Kerimov gibi hassas dengeleri gözetmesi mühim olacaktır. Aynı zamanda Batı’ya yahut Avrasya Ekonomik Birliği’ne olacak bir entegrasyon da Özbekistan’ın dünyaya açılımını hızlandıracaktır. İşte bu sonraki aşamada klanlar arası denge ile demokratik açılımın birlikte ve doğru yönetilmesi Özbekistan’ın geleceği açısından çok önemlidir.

Kaynak:www.karar.com