O’ndan O’na, Herman Kappers ve Ramazan...

Yıllar önceydi. Fakültenin son sınıfındayım. Amsterdam’ın Westerpark mahallesinde Türkevi Derneğini kurmuştuk. Derneğin amaçlarından biri de mahalledeki Türklerle Hollandalılar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunmaktı. Bu yönde faaliyetler yapıyorduk. Ve yine bir ramazan ayıydı. İftar saat 17.30 gibi açılıyordu. Türkevi olarak organize ettiğimiz Ramazan etkinliklerine belediye memurları iş çıkışı çok rahatlıkla geliyorlardı. Mahalle sakinleri de. O yıllarda Hollandalı gazeteci Mohamed El Fers’le birlikte ‘Ramadan meer dan het vasten’ –Razaman Oruç tutmaktan ibaret değildir- başlıklı bir kitapçık hazırlamıştık. Bu kitapçığın yayınlanmasına o günkü Kültür Bakanı ve şimdi TBMM Başkanı İsmail Kahraman bey mütevazi bir katkıda bulunmuştu...

Gelelim, O’ndan O’na kitabı ve Herman Kapper meselesine. Güneşin erken battığı günlere rastgelen bir Ramazan’da Türkevi’nin iftar programına Westerpark mahalle sakinleri de katılmıştı. İftar saatinden on dakika sonra, üç Hollandalı bayan ve bir erkek birlikte içeri girdiler. Biz yemeğe başladığımız için, onlar da diğer misafirler gibi masanın bir köşesinde yerlerini aldılar. İftar’dan sonra Leiden Üniversitesinden Hollandalı bir doktora öğrencisi, müslüman gençlerle ilgili sunum yaptı. Soru ve cevaplar bölümünden sonra üç bayan ve bir erkek yanıma geldiler. Tanıştık. Ben de kendimi tanıtırken, Konya’lı olduğumu söyledim. Konya’dan bir kaç isim sordular hemen. Ben de siz Konya’dan ‘Kılcı Nuri Efendiyi tanıyor musunuz’? der demez Hollandalı bayan bir çığlık attı. Anlam veremedim ilk önce. Devamla siz de mi tanıyorsunuz dedi. Ortak tanıdığımız çıkınca, sıcak bir hava oluştu. Ayakta epey sohbet ettik. Hollandalı erkek, Herman Kappers çantasından Türkçe bir kitap çıkardı. Kitabın adı: “O’ndan Ona”ydı. Bu kitabı size hediye etmek istiyorum, kabul buyurun dedi. Herman mahalledeki halk kütüphanesinde çalışan birisiydi. Kitabı aldım. Yirmi yılı aşan bir süreyle, ne zaman bir can istemezliğine düşsem, O’ndan O’na kitabını açar karşıma çıkan bölümünü okurum. Her seferinde dikkatimi çeken mesele ise; ‘Besmele’nin, her işte varoluşun amacı içinde dilekte bulunmak olduğu, varoluş amacının da bilinmek olduğu, yani “Besmele ile iman ehli’nin Seni görmek istiyorum” niyazıdır’ gerçeğidir.

Hollandalı Herman Kappers’ın bana hediye ettiği kitap, O’ndan O’na, Mehet Rasim Mutlu efendi tarafından kaleme alınmış. Eserdeki tüm konular tasavvuf sohbetlerinden oluşuyor. Elimde olan nüsha ikinci baskı olup 1997 yılında, Türkiye Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından yayınlanmış. Onbeş bölümden oluşuyor kitap.

Birbirinden ilginç ve bir o kadar da tatlı anlatılan mevzular insanı bu dünyadan alıp gidiyor çoğu zaman. İnsanı düşünmeye, tefekkür etmeye, her oluş ve harekette O’nu görebilmeyi teşvik ediyor. Tasavvufdaki "ilmel-yakin, 'aynel-yakin, 'Hakkel-yakin” süreçlerini anlatıyor.

Mehmet Rasim Mutlu efendi, bu kıymetli eserinde içinde bulunduğumuz Ramazan’la ilgili ilginç yorumlarda da bulunuyor. Yazar; ‘Oruç bir hareketlilik, bir değişme, halden hale geçiş ve ilahi bir alışveriştir’ diyor. ‘Binbir hikmetten yalnız biri’ başlığını taşıyan yorumunda şu ifadelere yer veriyor: “Ramazan... Oruç tutmayanın bile çevresinden algıladığı büyük değişiklik... îş temposunun, yemenin içmenin, olaylara bakış açısının alışılmışın dışında bir biçime dönüşmesi... Bunlar değişikliklerin çok yüzeysel olanlar... Bir de iç âlemimiz var ki, asıl âlem, ondaki hareketlenme bambaşka, îşte. Oruç ayının binlerce hikmetinden biri: Alışılmış olandan, durgun olandan sıyrılma, hareket akış... Varoluşun temel gerçeklerinden biri bu değişme, bu hareket, bu akıştır. Bakın çevrenize: Herşey içinde bulunduğu şartlardan başka şartlan özler. Zamanı kovalayışımız bundandır, hep yarını arzulayışımız bundan! . „

Evet. O’ndan O’na kitabı yıl boyu okunup insanı yeniden heyecanlandıracak, harekete geçirecek bir kitap. Ama Ramazan’da da sindire sindire, düşünerek, bir çok cümlenin altınını kırmızı kalemle çizerek okunacak bir kitap aynı zaman da. Allah Ramazan ayında, millet olarak neredeyse iki yüzyıl hasretini çektiğimiz düşünme ve idrak etme faaliyetimizin yeniden kazanılmasını nasip eylesin. Ramazan, yeniden ‘Allah ahlakıyla ahlaklanmanın’ sebebi, eğitimi olsun. Herman Kappers’a bu vesileyle bir kez daha teşekkür etmeyi kendime bir borç bilirim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Dut
Mehmet Dut - 2 yıl Önce

Ramazanin bir diger faydali yönünü de öğrendim Allah razi olsun
Başarılar dilerim

Mehmet Dur
Mehmet Dur - 2 yıl Önce

Bütün ibadetlerin amacı insanda davranış değişikliklerine sebep olacak ve bu şekilde güzel ahlakın gelişmesine yardımcı olmaktır. (51 Ez Zariyat Suresi Ayet 56 )”Ve mââ Ĥaleagtül cinne Vel İnse İllââ Li yea büdûûûûn• (Sadegallaahül Azıiiim.”) Buyurdun.(Bu ayeti Kerimenin Türkçe açıklamasında mealen C. Allah ):” Ben insanları ve cinleri bana kulluk ( ve ibadet) ve itaat etsinler diye yarattım.” Buyurdun. Bu kulluk etsinlerin içinde beni bilsinler, beni bulsunlar ve olsunlar sırrı da kuşkusuz saklı bulunmaktadır. Kuran-ı Kerimdeki,” Vemâ Ĥalaktüm cinne vel inse illâ li yabüdün.” Ayeti kerimesi, hakkında, Efendimizin çok sevdiği ve övdüğü ve amcası Abasın da oğlu olan, Abdullah, şöyle bir tefsir yapar. Sonradan, Muhyittin Arabi Hazretleri de aynısını yapar.” Burada Liyabüdün var, İşte o mübarek insan, Abdullah İbni Abbas diyor ki; bu liyabüdün, aslında Liyarufun” dur, yani ben insanları ve cinleri, beni bilsinler diye yarattım Öyleyse hikmetin başı, Allahı tanımaktır. Allahı bilmektir

banner647

banner521

banner559

banner646