banner815

Modern bir toplumda ilk kez bu kadar ürktüm…

Organizeli, modern, bireyselleşmiş, özgür, kurumsallaşmış, plan ve programlı ve dahi devletin her alana hakim olduǧu düşünülen bir toplumun bir bireyi olarak, ilk kez bu kadar derin bir şekilde ürktüm. Cuma namazının iptali, saat onyedi sularında alışık olduǧumuz otobana giriş ve çıkışlardaki uzun araç kuyruklarının olmaması, marketlerin kasalarında otuz metre uzunluǧunda kuyruklar, rafların boşalması, şehir meydanlarındaki sessizlik insanı ürkütmeye yetip ve artıyor.

Pazar yerleri, tren istasyonları, stadyumlar, havaalanları, şehir meydanları anlaşılmaz bir şekilde sessiz ve sakin. Süpermarket müdürleri, hatta başbakan Rutte’nin televizyonlardan ‘panik yapmaya gerek yok, yeterli malzemiz var’ türünde yaptıkları açıklamalara raǧmen, halk marketlerin raflarını boşaltmaya devam ediyor. Şeker, un, yumurta, prinç, aǧrı kesiciler yok satıyor adeta.

Sosyal ilişkilerin minimum düzeye indirilmesi, karşılaşınca el sıkılmaması, çocukların yaşlılarla aynı mekanda mümkün mertebe bulundurulmamaları, ellerin sık sık yıkanması, insanların ısrarla evlere mahkum edilmesi, ister istemez, dünya nereye gidiyor sorusunu hatırlatıyor. Uçakların iptal edilmesi, sosyal, kültürel, bilimsel etkinliklerin iptali veya ileri bir tarihe ertelenmesi, okulların bir süreyle tatil edilmesi, evden çalışmanın önerilmesi gibi beklenmeyen gelişmeler yeni bir yaşam şeklinin habercisi gibi.

Evet, bütün bu yaşananlar bir kaç haftadır dünya gündeminde olan ve her geçen gün etkisi daha da artan Koronavirüsü’nün insanlar üzerindeki etkileri. Saat başı verilen haberler ve özel televizyon programlarında Koronavirüsü’ne karşı alınacak tedbirleri sıkça duyuyoruz. Ancak, bir de Koronavirüsü’nün bize hatırlattıkları ve öǧretileri bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Trouw gazetesi muhabiri Florentijn van Rootselaar'ın iki filozof, Marli Huijer ve Haroon Sheikh ile söyleşi yapmış. Ayrıca, Slovenyalı kültür teorisyeni ve filozof Slavoj Zizek’in, Koronavirüsü’yle mücadelede yaptıǧı teklif de önemli. Kısaca deǧinelim.

Koronavirüs’den öǧrenilecek önemli dersin, ‘birbirimize ne kadar baǧlı ve muhtaç olduǧumuzdur’ diyen Haroon Sheikh, bu dersle birlikte ’17. Yüyılda Fransız filozof Descartes tarafından ortaya konan modernitede de bir kırılma yaşandıǧını’ söylüyor. Oysa ‘biz insanı özgür ve baǧımsız, diǧer insanlar ve çevresiyle fazla baǧı olmayan, hatta bedensiz bir yaratık olarak görmeye başladık’ diyen Haroon Sheikh, ‘modernitenin tarif ettiǧi bireyselliǧin soyut, özgürlüǧün ise ruhsal yani konuşma ve düşünce özgürlüǧünden ibaret’ olduǧuna dikkat çekiyor. Daha da ileri giderek, ‘bedenlerimizden ayrılarak, hayaletler olarak internet ortamında dolaşmaya başladımızı’ söyleyen Haroon Sheikh, ‘Koronavirüsü ile bedenlerimizle de birbirimize baǧlı olduǧumuzu öǧrenmiş olduk’ diyor.

Koronavirüs’ünün, ‘her ne kadar olumlu olmasada, bir başka olayı yani rejim ve iktidarın halkı disipline sokmasına imkan tanıdıǧını’ söyleyen Marli Huijer, Michel Foucault’ın biyopolitik olarak tanımladıǧı gibi, ‘hastalıkların tedavisinde devletin vatandaşın yaşamına güçlü şekilde müdahale edebileceǧinin, müşahade edildiǧine’ dikkat çekiyor. ‘Virüsle mücadelenin vatandaş üzerinde devletin gücünün denendiǧi, toplulukların nasıl yönlendirildiǧi, karantinaların nasıl genişletildiǧini yani halkın daha iyi kontrol altına alınabileceǧinin görülebileceǧini’ söyleyen Marli Huijer, ‘uygulamada öǧnenilen tekniklerin başka alanlarda, dostluk ve özgürlüǧü kısıtlayıcı olarak kullanılma tehlikesinin olduǧuna’ dikkat çekiyor.

‘Koronavirüsü yayıldıkca, “Panik yapmayın!” diye tekrar eden medyada daha sonra öyle haberlere ulaşıyoruz ki paniği artırmaktan başka bir şey yapmıyorlar’ diyen Slavoj Zizek, ütopyacı olmadıǧını, ancak, ‘mevcut kriz, küresel dayanışma ve işbirliğinin tek tek hepimizin hayatta kalabilmesi için nasıl gerekli olduğunu, yapılacak tek rasyonel bencilce şeyin bu olduğunu net şekilde gösteriyor’ diyor. Yani ‘ya güçlü olanın hayatta kalma ilkesinin en vahşi mantığını kabul edeceğiz ya da küresel koordinasyon ve işbirliğiyle yeni bir komünizm icat edecek ve onu uygulamayı seçeceğiz’ diyor Zizek.

Evet, bir tarafta Koronavirüsü etkisiyle panik halinde, başı boşmuş gibi, nereye savrulduǧu belli olmayan insanlar, diǧer tarafta günlük yaşamda beklenmedik, aniden, öngörülmeyen deǧişimler ve korkular. Bütün bunlar yeni bir insan tipinin habercisi mi acaba. Modern ve özgür bir toplumda ilk kez bu kadar ürktüm…

Veyis Güngör
14 Mart 2029

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat Tuncel
Murat Tuncel - 3 hafta Önce

Günümüzü aydınlatan ve kaygılarımızla korkularımızı hatırlatan anlamlı bir makale. Elinize sağlık.

banner647

banner521

banner814

banner559

banner646