Diyarbakır'da, ekranlara kilitlenmiş milyonlar gibi tarihe tanıklık ettim.

Tarih, yarınlarda kitaplarda değil herkesin gözü önünde yazılıyordu.

Gözler önünde, gönül diliyle, gözyaşlarıyla...

Ne seçim ne geçim yatırımı değildi.

Kardeşlik geleceğe taşınıyordu.

***

Başbakan Erdoğan'ın daveti üzerine,

Barzani Irak Kürdistanı'ndan,

Şivan 37 yıllık gurbetinden gelmişti...

Ak yaşmaklı teyzeler, hem ölenlere hem de artık ölmeyecek evlatlarına ağladı.

Düşmanlık yerini umuda, huzura, barışa, geleceğe devretmişti artık...

***

Diyarbakır'ı yerli-yabancı 800 gazeteci takip etti.

Türkiye değil, dünya Diyarbakır'a odaklanmıştı.

Fakat birileri sadece kendi derdine odaklanmıştı.

Dershane meselesi, Çözüm sürecinden de Diyarbakır'da yazılan tarihten de önemliydi.

***

Bazı Tv ve gazetelerin yanısıra sosyal medyada "kırıcı" bir dershane tartışması vardı.

"Dershaneler kapansın" isteyebilirsiniz.

Dershaneleri, hayati görüp devamından yana olabilirsiniz.

İkisi de demokratik hak.

Ama ya akan kanın durması, barışın pekişmesi, çocuklarımızın geleceği?

Bunlar, dershane tartışması kadar yer tutmadı bazılarının gündemlerinde.

***

"Bu üslupla, kavgayla, sövgüyle, gönül kırarak yapmayın" diyenlere kızdılar.

Dedik, "Yapmayın, Hocalar, abiler, büyükler, kardeşlik hukukuyla çözer bu işi, siz utanırsınız!"

Yine kızdılar. Ağız dolusu kızdılar...

Ben kızdılar diyeyim siz anlayın!

***

Oyunu görmek çok mu zor?

Darbeyle indiremedikleri,

sandıkta yenemedikleri,

hizmetlerini engelleyemedikleri insanları.

Fitneyle, yalanla, kavgayla bitirmek istiyorlar...

Ne darbeler, muhtıralar, planlar, Ergenekonlar, Balyozlar, Gezi'ler yaptılar.

Tüm oyunları boşa çıkardı Hükümet.

İşte yüz yıllık yaraya merhem olmak için didiniyor.

Dershane meselesini mi çözemeyecek HÜKÜMET?

Ordudan, okuldan, üniversiteden atılan erlerini hayata katıp tüm dünyayı eğitim çemberine aldı gönül erleri.

Dershaneler kapanınca mı tüm varlığını yitirecek HİZMET?

Mesele hal yoluna girince, oyun bozulunca utanmamak için uyanık olalım...

(Aktuel'den)