Üniversiteye girişte yeni sistem açıklandı

YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversiteye giriş sistemine ilişkin düzenlemeleri YÖK'teki basın toplantısıyla açıkladı.

Üniversiteye girişte yeni sistem açıklandı

YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversiteye giriş sistemine ilişkin düzenlemeleri YÖK'teki basın toplantısıyla açıkladı.

Mustafa Köker
Mustafa Köker
12 Ekim 2017 Perşembe 16:32
Üniversiteye girişte yeni sistem açıklandı
banner560

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, yükseköğretime giriş sınavının yeni adının Yükseköğretim Kurumları Sınavı olduğunu bildirerek, "Yükseköğretim Kurumları Sınavı, dil sınavı hariç haziran ayının bir hafta sonu cumartesi günü yapılacak iki oturumlu bir sınavla gerçekleşecek." dedi. 

Prof. Dr. Saraç, üniversiteye giriş sistemine ilişkin düzenlemeleri YÖK'teki basın toplantısıyla açıkladı.

Yükseköğretime giriş sınavının yeni adının 2018-2019 eğitim öğretim yılında Yükseköğretim Kurumları Sınavı olduğunu açıklayan Saraç, adayların iki ayrı oturuma katılacaklarını belirtti. 

İlk oturumda adayların Temel Yeterlilik Testi'ni alacaklarını vurgulayan Saraç, "Bu testte adayların muhakeme, akıl yürütme, mantıklı düşünme odaklı sözel ve sayısal becerilerinin, yani Türkçe'yi doğru kullanma, okuma ve anlama, dil hakimiyeti ile temel matematiksel ilişkilerden yararlanmanın ölçülmesi amaçlanmaktadır. Bunun örnekleri dünyada seçkin yükseköğretim sistemlerinde mevcuttur. Bu sistemlerden istifade ettik." diye konuştu.

Saraç, öğleden sonraki ikinci oturumda ise adayların önceki yıllarda takip edilen usule uygun olarak lise müfredatına dair bilgisinin esas alınacağını ifade eden Saraç, "Yükseköğretim Kurumları Sınavı, dil sınavı hariç haziran ayının bir hafta sonu cumartesi günü yapılacak iki oturumlu bir sınavla gerçekleşecek. Yabancı dil sınavı ise aynı hafta sonu pazar günü tek oturumda gerçekleştirilecek ve soru sayısı 80 olacaktır." bilgisini paylaştı. 

- Birinci oturuma girmek zorunlu

Temel Yeterlilik Testi'nin Türkçe ve temel matematik sorularından oluşacağını belirten Prof. Dr. Saraç, soruların geçen yıllardaki gibi bu sınavda da Milli Eğitim Bakanlığının ortak müfredatına dayalı olacağını bildirdi.

Saraç, tüm adayların birinci oturuma girmesinin zorunlu olduğunu dile getirerek, birinci oturumdan sonra öğle arası verileceğini, bu arada adayların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerinin yanı sıra zihinsel olarak da rahatlamalarını sağlanacağını açıkladı.

Birinci oturumun uygulanması ile ilgili ayrıntıları da paylaşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç, "40 Türkçe ve 40 temel matematik sorularından oluşan Temel Yeterlilik Testi, cumartesi günü sabah oturumunda gerçekleştirilecek. Bu sınavın sonucu, adayların Temel Yeterlilik Testi Puanını (TYT-Puanı) belirleyecek." diye konuştu.  

Saraç, birinci oturumdaki testlerin ağırlıklarının (Türkçe ve Temel Matematik testleri), Temel Yeterlilik Testi Puanı'nın oluşmasına etkisinin eşit olduğunu belirterek, "Temel Yeterlilik Testi Puanı'nda, Türkçe testinin ağırlığı yüzde 50, temel matematik testinin ağırlığı yüzde 50'dir." ifadesini kullandı. 

- "Bu sene baraj puanlarında bir değişikliğe gidilmeyecek"

Temel Yeterlilik Testi Puanı'nın değerlendirilmesiyle iligili açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Saraç, şunları kaydetti:

"Bu test, önlisans ve lisans programlarının tercih edebilmesi için yükseköğretime giriş baraj puanlarını belirleyecek. Bu sene, geçen seneki önlisans ve lisans programlarının tercih edilebilmesi için gerekli baraj puanlarında bir değişikliğe gidilmeyecek. Adayların bir önlisans programını tercih edebilmeleri için Temel Yeterlilik Testi Puanı'nın (TYT-Puanı) en az 150 olması gereklidir. Temel Yeterlilik Testi Puanı 150'nin altında olan adayların herhangi bir yükseköğretim programını tercih etme hakkı bulunmayacak. 

Temel Yeterlilik Testi puanı 180 ve üzeri olan adaylar ise lisans programlarını tercih etmeye hak kazanacak. Temel Yeterlilik Testi Puanı 200 ve üzeri olan adayların bu puanları, istedikleri takdirde bir sonraki yıl için de geçerli olacak. Bu yıl bu puanı geçen aday sayısı 1 milyon 258 bini aşkındı. Bu da sistem üzerinde ve aday öğrencilerimiz üzerinde bir rahatlama meydana getirecektir."

- İkinci oturumda 4 test olacak

Prof. Dr. Saraç, ikinci oturuma ilişkin de "Bu oturumda, Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya 1, Sosyal Bilimler, Matematik ve Fen Bilimleri olmak üzere 4 test yer alacak. Sorular geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bu sınavda da müfredata dayalı olacak." açıklamasında bulundu.

Cumartesi günü öğleden sonra gerçekleştirilecek ikinci oturumun, 40 Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya (1), 40 Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe Grubu, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi), 40 Matematik ve 40 Fen Bilimleri sorularından oluşacağını belirten Saraç, oturumların süresinin ise geçmiş yıllardaki uygulamalar ve adayların sınav stresi yaşamamaları hususları dikkate alınarak belirleneceğini kaydetti.

- "Özel yetenekle öğrenci alan programlarda geçen sene olduğu gibi baraj puanı bu yıl da aynı tutulmuştur.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na ilişkin, "Yeni sınav daha yalın, sade ve kolay anlaşılabilir ve daha kolay yönetilebilir bir sistemdir. Sınav puan türleri 18'den 5'e indirilmiştir. Sınav 5 hafta sonundan 1 hafta sonuna çekilmiş, 6 oturumdan 3 oturuma indirilmiştir. Türk Yükseköğretim Sınavı'nda önemli bir eşiğe atlıyoruz. Temel Yeterlilik Puanı'nın oluşturulması ve Temel Yeterlilik Sınavı'dır. Türkçe ve temel matematiğin merkezde olduğu Temel Yeterlilik esaslı değerlendirme artık söz konusu olacaktır." dedi.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın ikinci oturumunda sözel puan türünde, Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya-1 testinin ağırlığının yüzde 50, sosyal bilimler testinin ağırlığının da yüzde 50 olacağını belirten Saraç, sayısal puanda ise matematik testinin ağırlığının yüzde 50, fen bilimleri testinin ağırlığını ise yüzde 50 olduğunu bildirdi. 

Saraç, eşit ağırlık puanda da Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya-1 testinin ağırlığının yüzde 50, matematik testinin ağırlığı yine yüzde 50 olduğunu söyledi. 

Ön lisansa yerleştirmelerde ise TYT Puanı'nın esas alınacağına işaret eden Saraç, "Temel Yeterlilik Puanı (TYT Puanı), Türkçe testi yüzde 50, Temel Matematik testi yüzde 50'den oluşmaktadır. Lisans programlarında ise dört puan türü sözel, sayısal, eşit ağırlık ve dil esas alınmakta. Sözel, sayısal, eşit ağırlık ve dil puanları hesaplanırken Temel Yeterlilik Testi'nin etkisi yüzde 40 olacaktır." dedi.

Belli programlar için getirilen başarı sıralaması şartına devam edileceğini açıklayan Saraç, "Özel yetenekle öğrenci alan programlarda geçen sene olduğu gibi baraj puanı bu yıl da aynı tutulmuştur. Temel Yeterlilik Testi'ne giren ve Temel Yeterlilik Testi puanı en az 150 olan adaylar, özel yetenekle öğrenci alan lisans programlarını tercih edebileceklerdir." şeklinde konuştu.  

Saraç, "Ortaöğretim Başarı Puanı'nın hesaplanmasında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Yerleştirme puanlarına etkisi geçen seneki gibi aynı oranda olacaktır. Meslek lisesi mezunlarına geçen seneki alan odaklı ek puan uygulamasına devam edecektir. Engelli adaylara yönelik düzenlemelerin uygulanmasına devam edilecektir. " bilgisini paylaştı. 

- Oturumlar 3'e düşürüldü 

Yekta Saraç, "Yeni sınav daha yalın, sade ve kolay anlaşılabilir ve daha kolay yönetilebilir bir sistemdir. Sınav puan türleri 18'den 5'e indirilmiştir. Sınav 5 hafta sonundan 1 hafta sonuna çekilmiş, 6 oturumdan 3 oturuma indirilmiştir. Türk Yükseköğretim Sınavı'nda önemli bir eşiğe atlıyoruz. Temel Yeterlilik Puanı'nın oluşturulması ve Temel Yeterlilik Sınavı'dır. Türkçe ve temel matematiğin merkezde olduğu Temel Yeterlilik esaslı değerlendirme artık söz konusu olacaktır." değerlendirmesini yaptı. 

Mesleki eğitimi önemseyen ve bu kapsamda tek bir puanla farklı Meslek Yüksek Okulu (MYO) programlarını tercih etmeye imkan veren bir sistem olacağına işaret eden Saraç, "Ortaöğretim kazanımlarını ve sürecini odağına alan ve önemseyen, önceki sistemde orta öğretim üzerinde 4 ay baskı oluşturarak, eğitimi aksatan olumsuzluğu ortadan kaldıran ve öğrenciler üzerindeki sınav kaygısının etkilerini azaltan bir sistemdir." dedi.

 "Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nı bu sene uygulamaya başlıyoruz"

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın Temel Yeterlilik Testi'ne ilişkin, "Türkçe dil hakimiyeti, onu kullanma, okuduğunu anlama ve kavrama, muhakeme, bunları sorgulama burada ön planda. Matematikte de lisedeki ileri matematik konuları değil, daha temel bilgilerin sorgulanması önemli." dedi.  

Saraç, üniversiteye giriş sistemine ilişkin düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın haziran ayında okullar kapandıktan sonra mı yapılacağının sorulması üzerine Saraç, kendilerinin de tercihinin bu istikamette olduğunu ancak ÖSYM'nin bir sınav takvimi olduğunu ve merkezin sadece YÖK'ün sınavlarını yapmadığını, bu nedenle sınavın okulların kapanmasından sonra yapılması konusunu ÖSYM Başkanı ile müzakere edeceklerini söyledi. 

Temel Yeterlilik Testi puanı 200 ve üzeri olan adayların bu puanlarını, istedikleri takdirde bir sonraki yıl için de kullanabilmelerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Saraç, Temel Yeterlilik Testi'ne ilişkin yurt dışındaki başarılı örnekleri masaya yatırdıklarını, bu çerçevede bu kararı aldıklarını anlattı.

Son sınavda 180 üzerinde puan alan 1,5 milyon aday öğrenci bulunduğu bilgisini veren Saraç, 1 milyon 400 bin dolayında da 200 puanı aşan aday olduğuna işaret etti. 

- Temel Yeterlilik Testi 2 yıl geçerli

Sınavların önündeki yığılmaları da hafifletmek istediklerini dile getiren Saraç, ikinci oturumdaki skorun ikinci defa kullanılmayacağını belirtti. Saraç, şu açıklamayı yaptı:

"Temel yeterlilikleri, yani zeminin sağlam olduğunun ispatı halinde ikinci yıl yani müteakip sene aday bu puanını kafi görüyor ise o sınava girmeyebilir, önceki yıl aldığı puanı kullanabilir. İyi uygulamaları örnek almanın yanı sıra sınav stresini de azaltıcı çok önemli bir karardır bu. Öğrenci kendini denemek istiyorsa girer ama 'Girdiği takdirde peki ne olacak?' sorusu da gündeme gelir. Daha düşük bir puan aldı diyelim, o zaman istediği puanı ile müracaat eder. Mümkün olduğunca ebeveynleri ve öğrencileri rahatlatan bir sistem getiriyoruz." 

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nı ilk sınavda uygulayacaklarını açıklayan Prof. Dr. Saraç, "Kararlarımızı aldık. Bütün risk analizleri yapıldı. Uzun müddetten beri çalışıyoruz. Mevcut sistemi koruyarak sınav yapmaktan çok daha rahat, riski, mevcut sisteme göre çok daha az olan yeni bir sisteme geçiyoruz, öğrenci ve bu sınavı yönetenler açısından. Bunun için hiç vakit kaybetmeden bu sene uygulamaya başlıyoruz." dedi.

1998 ile 2005 arasında üniversite giriş sisteminin tek aşamalı olduğunu, daha sonra iki aşamalıya dönüldüğünü hatırlatan Saraç, şöyle konuştu:

"Mevcut sistem kurgulanırken 'İnsan hayatı hiç o kadar dakikaya sığar mı?' denilmişti. Bunun üzerine böyle bir tercihte bulunulmuştu. O dönemde ben de vardım Yükseköğretim Kurulu'nda. Hatta bu sistemi getiren komisyonun da bir üyesiydim. O esnada dile getirilen endişelerin aslında eski sistemden daha fazla artması sonucunu sahadan, alandan verilerle gördük. Lise sondaki öğrencilerimizin birinci sınavdan sonra o sınavdaki başarı durumlarına, hissiyatlarına bağlı olarak bütünüyle derslerini bırakmaları söz konusu oldu. Bu geri bildirimler de bu kararı almamızda etkili oldu." 

- "Güvenlik ile sınav konforu arasında bir denge oluşturulacak"

Prof. Dr. Saraç, şunları kaydetti:

"Sınavı gevşeterek, yayarak, gün içerisine soru sayılarını, dakikalarını yayarak, ilk aşamasını daha kısa tutarak gerçekleştiriyoruz. Dünya üzerinde en mükemmel sistem diye bir sistem yok. Yükseköğretim dinamik, üniversitelerimizin önündeki öğrencilerimizin, adaylarımızın beklentileri, birikimleri yıldan yıla da değişiyor. Bu değişkenler dikkate alındı. Bu sistem o şekilde kurgulandı." 

Sınavın sahibi olan Yükseköğretim Kurulu olarak ÖSYM Başkanıyla da bu hususu masaya yatırdıklarını aktaran Saraç, "Zannedersem geçen sene yaşanan sıkıntılı durumların örnekleri bu sene yaşanmayacak ya da daha asgari düzeyde yaşanacak. Elbette ki güvenlik endişelerini dikkate almak durumundayız ama bu güvenlik endişesiyle sınav konforu arasında denge tutturmamız lazım. Az sayıdaki muhtemel sıkıntının, kanun dışı muhtemel olaylar dolayısıyla 2 milyon 200 bin kişinin sınavını da sıkıntılı hale getirmememiz lazım. Güvenlik ile sınav konforu arasında bir denge oluşturulacağı hususunu ben ÖSYM Başkanımızdan duydum ve bundan da tabii ki mutluluk duyduk." ifadelerini kullandı. 

"Bu, saat uygulamasından vazgeçiliyor anlamına gelir mi, 09.45 mağdurları için?" sorusu yöneltilen Prof. Dr. Saraç, sınavın başlama saatinin ayrı bir husus olduğunu, başladıktan sonra gelişen ve olumsuzlukları doğuran örneklerin farklı olduğuna işaret etti. Saraç, ikinci hususta bir iyileştirme olacağını düşündüğünü söyledi. 

- "Daha iyiye kavuşma maksadıyla yeni sistemi kurguladık"

Temel Yeterlilikler Sınavı'nın dünyadaki en yaygın kullanılan sistemle benzerlik gösterdiğini dile getiren Saraç, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Türkçe dil hakimiyeti, onu kullanma, okuduğunu anlama ve kavrama, muhakeme, bunları sorgulama burada ön planda. Matematikte de lisedeki ileri matematik konuları değil, daha temel bilgilerin sorgulanması önemli. İki hususun yükseköğretim sistemimizde, hatta bütün eğitim sistemimizde bütün konular önemli olmakla birlikte öne çıkarılmasında yarar vardır diye düşünüyoruz. Birincisi anadili yetkin bir şekilde kullanma ve bütün bilimlerin temeli olan matematikteki yetkinlik. Bunlar önemli. Fakat üniversitede 4 yıllık programlara yerleştirmek tabii ki temel yeterlilik ve yetkinliklere sahip olmakla sınırlı değil, lise düzeyindeki bütün derslerin de sorgulanması, oradaki müfredatın esas alınması da önemli." 

Üniversiteye girişte daha iyiye kavuşma maksadıyla yeni sistemi kurguladıklarını anlatan Saraç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bununla birlikte çok farklı puan türleri ile kurallar, kararlar, sistemin yönetilebilir olmasını da zorlaştırdı. Dolayısıyla zaman zaman, bu sene de yaşandı. ÖSYM'deki hesaplamalardaki birtakım hataların olmasını, biraz da bu sistemin karmaşık yapısıyla da ilişkili diye düşünüyoruz. Onun için daha sade, daha anlaşılır hatta bizim için de daha kolay anlatılabilir bir sisteme geçiyoruz. Testlerin ağırlıklarına baktığımızda bunu görüyoruz, oturumların yayılışına baktığımızda bunu görüyoruz. Dolayısıyla daha sade, daha yalın, anlaşılabilir bir sisteme geçtiğimizi ifade edeyim. Bu daha çağdaş, yükseköğretimde ileri ülkelerde uygulanan bir sistemin bir kısmını buraya nakletmiş oluyoruz." 

Saraç, bir başka soru üzerine de hukuk özelinde bir değişiklik olmayacağını, bu programa eşit ağırlık puanı ile girileceğini söyledi.

Çeşitli programlarda sözelden eşit ağırlığa doğru bir talep söz konusu olduğuna işaret eden Saraç, şu açıklamalarda bulundu:

"Matematiksel düşünme, sözel puanı ile girilecek programlar için de önemli. Bu temel yeterlilikte matematiğin yer alması, diğer bütün programlar için de bir katkısının, payının bir ölçüde artması anlamına geleceği için bu türdeki talepleri de karşılayacaktır. Dolayısıyla bu sistemi bir ay içerisinde toparladığımız anlamında anlaşılmaması lazım. Bir yıldır geçen senelerdeki verilerin, şikayetlerin ve taleplerin hepsi değerlendirildi. Netice olarak da bu sistemi kurguladık. Sistemin özelliği pek çok kısıtın ortadan kaldırılması." 

- Sınavın isminin kısaltılmasını kamuoyu belirleyecek

Prof. Dr. Saraç, Yükseköğretim Kurulu Sınavı'nın isminin kısaltmasını kamuoyunun belirleyebileceğini belirterek "Biz Yükseköğretim Kurulları Sınavı yapıyoruz. Lafızdan ziyade mazrufa önem veren birisiyim. Mazrufun iyi olarak oluşturulduğunu düşünüyorum. Bu sınavın kısaltılması 'Y' diye de başlayabilir, YKS'de olabilir. Bu kendiliğinden kamuoyunda oluşur. Önemli olan sistemin doğru olması ve doğru sonuçlar üretebilmesi ve gelişmeye de açık olması." dedi.

Daha önceki yıllara bakıldığında bu tür bir sınavın ara verilmeden yapıldığını vurgulayan Saraç, oturumların arasına fasıla koyduklarını, isterse adayın ikinci oturuma girmeyebileceğini söyledi.

- "Meslek liselerini de teşvik edici bir sistem"

Saraç, MYO'lara girişte de önemli çalışmalar yapacaklarına dikkati çekerek MYO'lara daha önceden tek bir puanla girilmediğini, önlisanstaki boşlukların önemli bir kısmını bu ilgili programların önündeki aday havuzunun daralmasından kaynaklandığını söyledi. Saraç, şöyle devam etti:

"Öğrencilerin girdi esaslı başarıları da önemli. Ama sisteme dahil olduktan sonra gösterecekleri performans da önemli. Onun önünü kesmemek lazım. Adaylar kendi aralarında yarışacaklar. Sıralama olacak. Sistemin bütün değerlendirmesini yaptık. Bu sistemin, MYO'lardaki niteliği arttıracağı düşüncesine sahibiz. Tabii ki meslek liselerini de teşvik edici bir sistem olduğunu da düşünüyoruz."

- "Çalışma yöntemlerini değiştirmesinler"

YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Milyonlarca öğrenciye ve ailelerine belirtmek isteriz ki ailelerimiz ve öğrencilerimiz, asla tedirgin olmasınlar, endişeye kapılmasınlar. Yükseköğretim Kurulunun asli görevi, bilimde kalite çıtasını yükseltmek ve eğitim öğretimin niteliğini artırmak olmakla birlikte bu gayeyi tahakkuk için gayret sarf ederken toplumu sarsmayacak, endişeye sevk etmeyecek bir üslup ve yöntemi benimsemesi de lazımdır. Biz, bu üslubu benimsiyoruz. Eğitim ve öğretimdeki her bir değişiklik, anne ve babaların canlarına yani çocuklarına dokunmak demektir. Bu durumun farkındayız ve azami dikkatle hareket ediyoruz.

Yöntem olarak da tedriciliği esas alıyoruz. Öğrencilerimiz, çalışma yöntemlerini değiştirmesinler, sadece sıkı sıkıya derslerine sarılsınlar. YÖK olarak toplum için doğru olanı tespit ve tatbik etmemiz icap ettiğinden bu yeni düzenleme ile dünyadaki iyi uygulamaları da dikkate alarak sınavı öğrencilerimiz, aileleri, rehber hocaları ve bu sistemi yöneten bizler için daha yalın, daha sade ve daha sistemli, yönetilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz."

Saraç, gelecek günlerde doçentlikle ilgili düzenlemeye ilişkin de basın açıklaması yapılacağını kaydetti.

- Açık uçlu aynı şekilde devam edecek

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda, geçen yıl yapılan sınavda olduğu gibi aynı nitelikte, aynı sayıda açık uçlu soru sorulacağı ve açık uçlu soruların kelime bazlı olacağı bildirildi. 

Temel Yeterlilik Testi'nden sonra verilecek aranın ise 2 saate yakın olarak planlandığı, bu sürede öğrencilerin istediği gibi hareket edebileceği aktarıldı. Yeni sistemde, sayısal derslerde Türkçe'nin etkisinin, sözel derslerde ise matematiğin etkisinin artacağı kaydedildi.

Sözel, Sayısal, Eşit Ağırlık ve Dil puanları hesaplanırken Temel Yeterlilik Testi'nin etkisi yüzde 40 olacak. 5 puan türünün ağırlıkları ise şöyle belirlendi:

SÖZ: [Temel Yeterlilikler Testi (yüzde 40)] + [Sözel Test (yüzde 60)]

SAY: [Temel Yeterlilikler Testi (yüzde 40)] + [Sayısal Test (yüzde 60)]

EA: [Temel Yeterlilikler Testi (yüzde 40)] + [Eşit Ağırlık Testi (yüzde 60)]

DİL: [Temel Yeterlilikler Testi (yüzde 40)] + [Yabancı Dil Testi (yüzde 60)]

AA

banner606
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner518

banner521

banner559

banner30

banner565