Mustafa Köker
Mustafa Köker
02 Ağustos 2017 Çarşamba 16:54
Aladağ Yurt Yangınını Araştırma Komisyonu Raporu Açıklandı
banner560

ALPER ATALAY

ANKARA

Aladağ'daki Yurt Yangınının Araştırılması ve Kamusal Eğitim, Barınma Haklarının Tüm Öğrenciler İçin Yaygınlaştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun raporunda,"Barınma Hizmetleri Çerçeve Denetim Standardı" hazırlanarak, öğrencilere barınma hizmeti veren tüm özel ve resmi kurumların aynı ölçütlerde denetlenmesinin sağlanması gerektiği belirtildi.

Komisyon, hazırladığı raporu TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a sundu.

Raporda, afetin, toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay olarak tanımlandığı anımsatılarak, Adana Aladağ'daki yurt yangınının da çeşitli ihmallerden kaynaklanan doğal olmayan bir afet şeklinde değerlendirilebileceği ifade edildi. 

Öğrencilere barınma hizmeti veren kurumların standartları ve denetimine ilişkin tespit ve önerilere yer verilen raporda, Aladağ Kız Öğrenci Yurdu'nda yaşanan yangın felaketinin, yurtların ve pansiyonların standartları, güvenliği, denetlenmesi ve yönetişimin önemini kamuoyunun gündemine taşıdığı belirtildi.  

- Denetim sorunu 

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunan öğrencilere resmi ve özel barınma hizmeti veren kurumların yanı sıra, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurumları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve belediyeler gibi birçok kurum bünyesinde de resmi yurtlarla pansiyonların açıldığına değinilen raporda, bu kurumlarda iş yeri açma izni ve çalışma ruhsatının alınması, işletilmesi, denetimi ile istenilen kalitede ve güvende barınma hizmeti verilmesi bakımından eşgüdüm sağlanmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Bu kurumların bünyesindeki yurt ve pansiyonların denetiminin, yine kendi denetim elemanlarına yaptırıldığına işaret edilen raporda, bu kurumlarda denetim elemanlarını bağlayan "Barınma Hizmetleri Çerçeve Denetim Standardı" olmadığından, kurumların farklı denetim ölçütlerinde veya kriterlerinde denetlendiği ve farklı yaptırımların uygulandığı belirtildi.

Raporda, "Öğrencilere barınma hizmeti veren tüm özel ve resmi kurumların aynı denetim ölçütlerinde standart denetimi yapılarak, denetim sonu uygulanan yaptırımların da aynı olması için Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurumları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve belediyeler gibi mevcut kurumlarla birlikte 'Barınma Hizmetleri Çerçeve Denetim Standardı' hazırlanarak, denetimin bu doğrultuda yapılması sağlanmalıdır." ifadesine yer verildi. 

"Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliğinde" kurum binalarına ilişkin hükümlerin sadece özel kurumları kapsamasının, bina güvenliğine dair tedbirlerde standardın sağlanmasını güçleştirdiğine işaret edilen raporda, "Elektrik tesisatı, ısınma sistemi, su ve doğalgaz tesisatı gibi sistemlerin her yıl öğretim yılı başlamadan önce öğrenci sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için, periyodik kontrollerinin hangi kurumlar/kişiler tarafından yapılacağının açıkça, kamu ve özel kurumların hepsini kapsayıcı bir mevzuatla düzenlenmesi gerekmektedir. Bu kontrollerin heyet halinde yapılması yönünde tedbirler alınmalıdır." görüşüne yer verildi. 

- "Personelin nitelikleri mevzuatla düzenlensin"

Öğrencilere barınma hizmeti veren kurumların genelinde öğrencilerin kişisel gelişimlerini sağlayabilmeleri amacıyla sosyal, kültürel, eğitsel ve sportif faaliyet yapmalarında fayda olduğu belirtilen raporda, bu faaliyetlere ilişkin planların ve bu etkinliklerde yer alacak eğitmenlerin niteliklerinin ve eğitim içeriklerinin mevzuatla düzenlenmesinin, etkinliklerin amacı dışında yapılmasını önleyeceği vurgulandı. 

Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından paralı veya parasız yatılı okutulacak öğrenciler için açılan pansiyonların okul yöneticileri tarafından yönetildiği belirtilerek, pansiyonların bağlı bulundukları okul veya kurum müdürünün aynı zamanda pansiyonun yönetiminden sorumlu olmasının, beklenen hizmetlerin kalitesini düşürdüğü tespiti yapıldı. Raporda, "Barınma hizmeti veren tüm kurumların yöneticilerinden beklenen hizmetlerin yerinde ve eşdeğer olması için, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmi yatılı okullarda okul yönetimi ile pansiyon yönetiminin ayrı olması veya resmi onayla belirlenen sorumlu yöneticinin bu konuda aranan eğitimleri almış olması sağlanmalıdır." değerlendirmesinde bulunuldu. 

Raporda, barınma hizmetlerinin istenilen kalite ve güvende olması için kurumların işletilmesi, bina güvenliği, çalışan personelin nitelikleri, bina standartları gibi konularda, özel kurumlara getirilen yaptırımların resmi kurumlara da getirilerek, mevzuattaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılmasının sağlanması gerektiği vurgulandı. 

- "Hayati risk içeren eksiklikte faaliyete izin verilmemeli"

Yurtlarda denetim esnasında tespit edilen hususlar sınıflandırılarak hangi hususların öğrenciler için daha belirgin riskler oluşturduğunun mevzuatta açıkça belirlenmesi gerektiği ifade edilen raporda, denetim kapsamında hayati risk içeren eksik hususların tespiti halinde, bu hususlar giderilene kadar kesinlikle yurdun faaliyetlerine izin verilmememesi gerektiği kaydedildi. 

Yaptırımların belirlenen eksikliklere uygun olarak çeşitlendirilmesinde yarar olduğuna işaret edilen raporda, "Ayrıca, kurumun kapatılmasını gerektiren durumlarda kapatılan yurdun yöneticisi, kurucu ve kurucu temsilcisinin belirli bir süre aynı görevi yapması ve yurt işletmeciliği faaliyetinde bulunmasını engellemeye yönelik mevzuat düzenlemesi de yapılmalıdır." ifadesi kullanıldı. 

- "Atıl kapasite oluşması engellenmelidir"

Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından iş yeri açma izni ve çalışma ruhsatı alınırken bölgedeki mevcut yurt sayıları, nüfus bilgileri, bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik durumu gibi hususların göz önünde bulundurulmamasının ihtiyaç fazlası, atıl kapasite yurtların oluşmasına neden olduğuna dikkat çekilen raporda, özel ve resmi barınma hizmeti veren kurumların, öğrenci sayılarına uygun olarak atıl kapasite oluşumunu engelleyecek şekilde açılmasının sağlanması ile resmi veya özel yurt ve pansiyonların uygun yerlerde açılmaları için rehberlik edilerek atıl kapasite oluşmasının engellenmesi, yurt veya pansiyon açılırken bölgedeki yurt sayısı, nüfus bilgisi, bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik durumu gibi hususların dikkate alınması önerildi. 

Devlet yurtlarına başvuru yaparak barınma hakkı kazanamamış yükseköğrenim öğrencilerinin yüksek barınma ücretleri nedeniyle mevzuata uygun olmayan kayıt dışı faaliyet gösteren yurtlarda barınmak zorunda kaldığı anlatılan raporda, ilgili kurumlarca "barınma yardımı veya desteği" adı altında belirlenecek miktarlarda karşılıklı veya karşılıksız maddi destek verilerek, gerekli yasal şartları taşıyan yurtlarda barınmalarının sağlanması gerektiği ifade edildi.

Raporda şu değerlendirmelere yer verildi:

"Gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine ait orta öğretim ve yükseköğretim yurtlarının açılması, yönetilmesi, işletilmesi, devri, nakli, denetlenmesi, kapatılması ile öğrenci disiplin işlerine ilişkin hükümlerin yürütülmesi Milli Eğitim Bakanlığınca yerine getirilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bağlı 3 bin 964 özel öğrenci yurdu bulunmakta, bu yurtlardan bin 697'si yükseköğretim öğrencilerine hizmet vermektedir.

Yükseköğretim yurtlarının açılması, yönetilmesi, işletilmesi, devri, nakli, denetlenmesi ve kapatılmasına ilişkin yetkinin Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumuna verilmesi daha verimli sonuçlar doğurabilir. Bu sayede hem Milli Eğitim Bakanlığının iş yükünün azaltılması sağlanabilecek hem de Kredi Yurtlar Kurumunun 1961 yılından bu yana yükseköğretim yurt hizmetleri konusundaki kurumsal deneyiminden faydalanılabilecektir.

 Denetim birimlerinin denetimlerini yaparken önceden haber verme zorunluluğu bulunmadığından, denetimlerin planlanan ve belirlenen sürelerin dışında da yapılabilmesi mümkündür. Yerel yöneticilerin kurumların denetimlerinden, denetim sonu eksikliklerin giderilmesinden ve bu hususların takibinden sorumlu olduğu açıktır. Bu amaçla yerel yöneticilerin de rutin dışı belli aralıklarla denetim yapmalarına ihtiyaç vardır. Yerel yöneticiler tarafından, kurumların rutin ve periyodik denetimlerinin haricinde kurum yöneticilerine önceden bilgi verilmeden ve mesai saatleri gözetilmeden, öğretim yılı içinde kurumlar en az iki kez rutin dışı denetlenmeli ve bu denetimler rapora bağlanarak etkin bir denetim sistemi oluşturulmalıdır."

- "Yurt binalarında yangın algılama ve otomatik söndürme ile ilgili tedbirler zorunlu hale getirilmelidir"

Aladağ'daki Yurt Yangınının Araştırılması ve Kamusal Eğitim, Barınma Haklarının Tüm Öğrenciler İçin Yaygınlaştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun raporunda, "Ülkemizde çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi, çocuk politikalarının belirlenmesi konusunda yasama süreçlerinde çocukların üstün yararının daha iyi gözetilmesi için, TBMM bünyesinde daimi Çocuk Hakları Komisyonu kurulmalıdır." ifadesi kullanıldı.

Raporda, öğrencilerin iyi oluş haliyle ilgili sorun alanlarına ilişkin tespit ve önerilerde bulunuldu. 

Yurt ve pansiyonlarda kalan öğrencilerin öğrenme başarılarının ve refah düzeylerinin arttırılması amacıyla aileleriyle bağlarının güçlendirilmesine yönelik tedbirlerin alınmasına ihtiyaç olduğunun belirtildiği raporda, yatılı okuyan öğrencilerin aileden, çevreden ve akranlarından almaları gereken sosyal desteğin artırılmasına yönelik eksikler belirlenerek, rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin bu alanlarda geliştirilmesi gerektiği kaydedildi. Raporda, öğrencilerin, yatılı okul ve yurt yönetimlerine daha etkin katılımının sağlanması gerektiği vurgulandı. 

Komisyon raporunun, "Kırsalda eğitim sorunlarına ilişkin tespitler ve öneriler" başlıklı bölümünde ise dünyada olduğu gibi Türkiye'de de nüfusun, kentlerde yaşayan oranı artmakla birlikte önemli bir kısmının da halen kırsal kesimde yaşadığına işaret edildi.  

Kırsal bölgelerin coğrafi özellikleri ve bölgenin üretim faaliyetleri göz önüne alınarak mesleki bilgi ve becerilerin geliştirilmesine yönelik mesleki eğitim imkanlarının artırılması ve yatılı meslek liselerinin açılmasının sağlanması gerektiğine dikkat çekilen raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Bu sayede, uzun vadede göçün önlenmesi, kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve yoksulluğun azaltılması da sağlanabilecektir. Özellikle kırsal alanlardaki öğretmenler için daha iyi ücret/teşvik sağlamak ve kırsal/uzak bölgelerdeki öğretmenler için ulusal ödül konulması gibi farklı ülke uygulamaları; öğretmenlerin aktif öğrenme tekniklerini kullanmasına yardımcı olmak için okul ve sınıf düzeyinde yenilikçi destek sistemleri geliştirmek; hedef grupları etkileyen konularda yeterli veri toplamanın özendirilmesi gibi eğitim biliminin ilgilendiği alanlarda üniversitelerin eğitim fakültelerinin ve enstitülerin araştırmalar yapmaları teşvik edilmeli, uygulamaların hayata geçirilmesinde paydaşların ve sivil toplum örgütlerinin de görüşlerinin alınması sağlanmalıdır." 

- "Alternatif eğitim yardımları geliştirilmeli"

Raporda, kırsal bölgelerde görev yapan öğretmen, çalışan ve yöneticilerin, bulundukları yerin coğrafi ve kültürel koşullarını bilerek öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarına destek olabilmelerinin önem taşıdığın hatırlatıldı. Raporda, kırsal bölgelerde okuyan öğrencilere devletin yaptığı mevcut yardımlara ek olarak alternatif eğitim yardımlarının geliştirilmesi, "Topluluk Multimedya Merkezleri ve Bilgi İletişim Teknolojileri" kullanımı yoluyla uzaktan öğrenmenin yaygınlaştırılması, sağlıklı beslenmeleri ve gündüz bakımı gibi projeler yoluyla kızların eğitim olanaklarını sınırlayan kültürel değerlerin belirlenmesi gibi alanlara odaklanılması amacıyla yerel yönetimler, uluslararası kurumlar ve eğitim odaklı sivil toplum kuruluşları ile işbirliği ve alternatif modellerin tartışılacağı çalıştayların yapılmasının faydalı olacağı belirtildi. 

"Eğitim, farkındalık ve bilinçlendirme sorunlarına ilişkin tespitler ve öneriler" başlıklı bölümünde ise başta tüm kamu görevlileri ve öğrenciler olmak üzere toplumun tüm kesimlerine verilecek, yangın önleme ve söndürme ile diğer sivil savunma tedbirlerine ilişkin eğitimlerde standart ve güncel bir eğitim programının uygulanmasına ihtiyaç olduğu ifade edilerek, standart ve güncel bir eğitim programı, afet, yangın gibi kriz durumları öncesi ve sonrasına ilişkin tedbirlerin etkin uygulanmasına da katkıda bulunacağı kaydedildi. Raporda, "Ayrıca Komisyonumuzun çalışmaları esnasında tatbikatların usulüne göre yapılmadığı ve belgelendirilmesi konusunda sorunlar yaşandığı da tespit edilmiştir." değerlendirmesinde bulunuldu. 

Komisyon raporunda Türkiye'de çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesi, çocuk politikalarının belirlenmesi konusunda yasama süreçlerinde çocukların üstün yararının daha iyi gözetilmesi için, Meclis bünyesinde daimi "Çocuk Hakları Komisyonu" kurulması gerektiği vurgulandı. Raporda, "Aladağ’daki yurt yangını olayı ve diğer benzer yangın olaylarında ihbar hatlarının aranmadığı veya geç arandığı bunun da müdahaleyi geciktirdiği görülmektedir. Toplum genelinde ihbar hatlarına yönelik farkındalık çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır." ifadesi kullanıldı. 

- Öneriler

İlgili mevzuatta yurt binalarında meydana gelebilecek yangınlara karşı alınması gerekli önlemler konusunda özel düzenlemeler yer almadığı için etkin sonuç elde edilemediği vurgulanan raporda, şu önerilere yer verildi:

"Binanın havalandırma koşullarının uygun olması ve yangının gelişip büyümesine engel olacak şekilde planlanmasına yönelik tedbirlere yer verilmelidir. Eski bina ve dönüştürülerek yurda çevrilen binaların durumu ayrıca ele alınmalıdır. Elektrikle ilgili sistemlerin yurt binasına uygun planlanması yapılmalıdır. Yüksek yoğunluklu kullanımlara hizmet eden etüd salonu gibi yerlerin ihtiyacını karşılayacak kapasite ve özellikte kablo tesisatlarının düzenlenmesi sağlanmalıdır. Yangına dayanıklı veya yandığında halojen ve zehirli gaz çıkarmayan kablolar ve tesisata izin verilmelidir. Kullanılan ışık kaynaklarının ısı üretmeyen türde olanlarına yer verilmesi zorunlu hale getirilmelidir. Yurt binalarında yangın algılama ve otomatik söndürme ile ilgili tedbirler zorunlu hale getirilmelidir. Mutfak gibi pişirme alanlarında davlumbazda söndürme sistemi olması sağlanmalıdır. Engelli öğrencilerin binayı kullanma ve acil durumda tahliyeleri gözetilerek planlama yapılmasını sağlayacak önlemlere yer verilmelidir.

Elektrik prizlerinden çoklu kullanım amacıyla harici hat ve uzatma kablosu kullanımı yasaklanmalıdır. Isıtıcı ve benzeri ekipmanın kullanımı önlenmelidir. Şamdan türü altlıklar olmaksızın mum kullanımı yasaklanmalıdır. Yemek yapma eyleminin sadece izin verilen alanlarda gerçekleştirilmesi için gerekli koşullar oluşturulmalıdır. Bu alanlar dışında pişirme eylemine izin verilmemelidir. Bacaların yıllık periyodik temizliğinin itfaiye teşkilatı tarafından veya yetkilendirilen kuruluşlarca yapılması sağlanmalıdır. Konteynerlerin bina içi ve bina dışında konumlandırılacağı yerler belirlenmelidir. Bu yerler; acil durum halinde tahliyeye engel olmayacak veya konteyner kaynaklı yangın çıkması halinde ise binaya sıçraması ve yayılmasını engelleyici şekilde belirlenmelidir. Yangın ihtimaline karşı konteynerlerin sıklıkla boşaltılması sağlanmalıdır. Yurtta kalan tüm öğrencilerin ve yurt personelinin belirli aralıklarla önceden belirlenen tahliye senaryosuna göre tatbikat yapmaları zorunlu hale getirilmelidir. Engelli öğrencilerin tahliyesi ile ilgili koşullar oluşturulmalı ve tatbikatta yerine getirilmesi sağlanmalıdır."

Yurtta kalan öğrencilerin kaldıkları binayı yeterince tanımaları ve yangın gibi acil bir durumda nasıl davranmalarının öğretilmesi gerektiğine işaret edilen raporda, yangın durumunda tahliye ve söndürme görevlerine itfaiye gelinceye kadar etkin katılımların sağlanması için personele eğitim verilmesi önerildi. Raporda, "tüm resmi ve özel öğrenci barınma hizmeti veren kurum yöneticilerine işletme, kurum yönetimi, kurumun fiziki, hizmet ve güvenlik standartları ile iletişim becerileri gibi genel konularda eğitim/sertifika alma zorunluluğu getirilmelidir. Ayrıca çalışanlarda aranacak şartlar belirlenmeli, görevlerine uyumlu olarak bu konularda eğitim alma zorunluluğu getirilmelidir. Bu eğitimler belirli periyotlarla tekrarlanmalıdır." tespitlerinde bulunuldu.

-"Yurtlarda en büyük risk yangın"

Aladağ'daki Yurt Yangınının Araştırılması ve Kamusal Eğitim, Barınma Haklarının Tüm Öğrenciler İçin Yaygınlaştırılması amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun raporunda, yurtlarda meydana gelen kazalarda en büyük riskin seyyar ısıtıcılar, elektrik tesisatı ve mutfak araç ve gereçlerinden kaynaklı yangınlar olduğuna dikkat çekildi.  

Raporun, "Yurtlarda karşılaşılan sorunlar ve riskler" başlıklı bölümünde yurtlarda meydana gelen yangınlara ve nedenlerine yer verildi.  

Halihazırda hizmet veren yurtların birçoğunun halen yangın algılama, uyarma, yangın söndürme gibi insan sağlığını ve can güvenliğini garanti altına alacak teçhizatlar ile donatılmadığına işaret edilen raporda, yangın algılama sistemlerinin veya yangın merdivenlerinin farklı nedenlerden dolayı devre dışı bırakıldığının veya kilitlendiğinin bilindiği vurgulandı. 

Özellikle birçok kamu veya özel öğrenci yurtlarında hem yangın çıkma hem de elektrikle öğrencilerin temas etme riskine karşı aktif koruma sağlayan kaçak akım rölelerinin bulunmadığına işaret edilen raporda, "Yurtlarda okullara göre öğrencilerin daha fazla vakit geçirdiği, gece konaklaması sebebiyle burada alınacak önemler açısından kritik önem arz etmektedir. Okullarda karşılaşılacak risklere ek olarak yurtta gece meydana gelebilecek özel riskler de bulunmaktadır." ifadesine yer verildi. 

Raporda, "Yurtlarda meydana gelen kazalar incelendiğinde, en büyük riskin yangın olduğu dikkat çekmektedir. Yangınların, nedenlerine bakıldığında, yurtlarda bulunan seyyar ısıtıcılar, elektrik tesisatı, mutfak araç ve gereçlerinden kaynaklandığı görülmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. 

Komisyon raporunda, yurtlarda karşılaşılabilecek muhtemel riskler de anlatıldı.

Raporun, "Mevzuat açısından sorun alanları" bölümünüde ise Türkiye’deki yurtlarda öğrencilerin sağlığı ve güvenliği konusu mevzuat yönünden değerlendirildiğinde, kamu ve özele ait yurtlar olarak ikiye ayrılabileceği, yurtlarda barınan tüm öğrencilerin sağlığı ve güvenliği konusunda hazırlanmış yürürlükte olan müstakil bir mevzuat veya bir standartın bulunmadığı kaydedildi.

Öğrencilerin sağlığı ve güvenliğine Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nde kısmen yer verildiği belirtilen raporda, Aralık 2016'daki yasal değişiklikle özel öğrenci yurtlarına ruhsat verme yetkisinin belediyelerden alınarak tamamen Milli Eğitim Bakanlığına verilmesinin ardından Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği'nin yürürlüğe girdiği hatırlatıldı. 

- "Yeni düzenlemeler ciddi değişiklikler içermektedir"

Yönetmeliğin, ortaokul, imam-hatip ortaokulu ve ortaöğretim kurumları ile yükseköğretime devam eden öğrencilere barınma hizmetleri sunmak amacıyla açılan ve işletilen öğrenci yurdu, öğrenci pansiyonu, öğrenci apartları ve öğrenci stüdyo dairelerine ilişkin iş ve işlemlerle bu kurumlarda barınma hizmeti alan öğrencilere ilişkin disiplin iş ve işlemlerini kapsadığı anımsatıldı.

Yeni düzenlemelerin öğrencilere sunulan barınma hizmetinin kalitesinde ciddi değişiklikler içerdiği vurgulanan raporda, özellikle barınma hizmeti veren yerlerin yangın riskine karşın gerekli önlemleri alması noktasında detaylı maddelere yönetmelikte yer verildiği bildirildi.   

Komisyon raporunda, yeni yönetmeliğin, yurt hizmeti veren binaların her öğretim yılı öncesinde yangın güvenliği, gaz ve elektrik tesisatı, ısınma sistemi güvenliği açısından ilgili kurumlarca denetlenmesi ile binaların iç ve dış duvarları ile tavan döşemelerinde ahşap ve yanma özelliği yüksek malzeme kullanılamaması gibi hususları içerdiği hatırlatıldı. Raporda, yönetmelikte öğrencilerin sağlığı ve güvenliği açısından yer alan yeni düzenlemelerle birlikte özellikle yangın riskine karşı gerekli önlemlere detaylıca yer verildiği belirtildi. 

- Okullarda meydana gelen kazalar

Raporun, "okullarda karşılaşılan sorunlar" bölümünde, kazaların en çok okul bahçesinde olduğu ifade edildi.  

Kazaların genellikle "önce çocuğun kendisinden, sonra arkadaşından ve okuldaki çevresel önlemlerin yetersizliğinden" kaynaklandığı tespitine yer verilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Kaza geçiren erkek çocukların oranı kız çocuklarından daha fazladır. Bu durum, erkeklerin kızlara göre daha fazla risk alabilmelerine, fiziksel aktivitelere katılımlarının daha fazla olmasına, erkeklerin birbiriyle olan davranışlarının ve oynadıkları oyunların daha hareketli ve sert olmasına bağlanabilir. İlköğretimin ilk kısmında kaza geçirenlerin oranı daha yüksektir. Bunu ana sınıfındaki kazalar izlemektedir. Bu durum, ilköğretimin ilk kısmında ve anaokulunda okuyan çocukların daha hareketli olmasına ve tehlikelerin farkında olmamalarına bağlanabilir. Kaza geçiren çocuklar arasında düşme en yüksek orandadır."

Son Güncelleme: 02.08.2017 19:00
Anahtar Kelimeler:
Aladağ Yurt YangınıAdana
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner518

banner521

banner559

banner30

banner565