İçi boş övünme ya da ah vah edip dövünmelere sığınarak gerçeklerden kaçamayız. Ben köşe yazarıyım, haddimi bilirim. CHP gibi 11 milyon 270 bin seçmenin oyunu almış (son seçimde) bir partiye, onun siyaset ustası olmuş kadrolarına, ona gönül vermiş, inanmış, temiz, dürüst, vicdanlı, bağımsız adaletten ve ileri demokrasiden yana gerçek üyelerine akıl verecek değilim.
Gördüğümü söylerim.
Acı olsa da söylerim.
Bugünkü tabloya bakınca; CHP’nin bir yıl sonra yapılacak milletvekili seçimlerinde oy oranının yüzde 20’ye gerileyebileceği ve 5 yıl sonra yenilenecek belediye seçimlerinde ise sadece Çanakkale, İzmir, Muğla, Aydın şehirlerini kazanan ve koca Türkiye haritasında sadece 4 ile sıkışıp kalan bir parti haline geleceğini görürüz.
Gidiş bu yöndedir.
Gerçek acıdır.


* * * *


Şartlar yeterince vardı.
İşsizlik alev olmuştu.
Fakir sayısı inmemişti.
Ekonomik kriz kapıdaydı.
Aileler borçla yaşıyordu.
Rüşvet, hırsızlık tavandaydı.
4 bakan rüşvetçilikten gitmişti.
Başbakan oğlu karakolluktu.
İktidar partisi, rüşvet oğlanı yapılmış oğullarını adaletten kaçırmak için 5 bin polis ile 150 savcı ve hakimin yerini değiştiriyordu. Başbakan’ın 35 yıllık siyaset arkadaşı, yoldaşı eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, istifa ederken şunları söylemişti: Başbakan ve çevresinde onun ipine sarılarak varlığına varlık katan dar despotçu kadro, Türkiye’yi Suriye batağına itmişti. Türk Ordusu çökertilmiş, PKK’ya teslim olunmuş, Abdullah Öcalan ile ittifak yapılmış Türkiye “bölünme uçurumuna yuvarlanmış” kıvranmaktaydı. Böyle bir tablo; iktidar partisini sandıkta eritebilmek için milyonda bir gelebilecek fırsattı.


* * * *


Bu şanslı durumda; halkın sandıkta muhalefet partisi CHP’ye güvendiğini göstermesi gerekirdi.
Halk, CHP’ye güvenmedi.
Seçmen, İstanbul ve Ankara’nın üç-dört dönemdir (15-20 yıldır) aynı isimlerin elinde yürütülen; “şehir rantından kendi zenginini yaratma belediyeciliğini” iktidardan alıp, CHP adaylarına vermedi. CHP’nin kalesi olan Trakya şehirlerinde bile iktidar partisi AKP’nin oyları arttı. AKP oyları, bir sonraki seçimde, Trakya’yı bile CHP’nin elinden alacak büyüklüğe geldi. İstanbul’u alamayan ve Ankara’yı da son bin sandıktaki oyların yeniden sayılması umuduna bırakan CHP, kendi elindeki Antalya’yı, Ordu’yu, Artvin’i (AKP’ye), Mersin’i (MHP’ye) kaptırdı. Zonguldak‘ı Ecevit’in bu şehir için yaptıklarının tortusu sayesinde, Eskişehir’i Yılmaz Büyükerşen‘in bin bir emek modeli yüzü suyu hürmetine koruyabildi. Eskişehir’de bile AKP oyları gelip şehir duvarlarına dayandı. CHP, Hatay’ı aldı ama kendi gücüyle değil…


* * * *


Niçin böyle oldu?
CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal’in bir sözü var; “Tarihte yarılmamış ve yarılmayacak cephe yoktur” diyor. CHP, kendi kurucusunun öğüdünü tutamıyor.
Yanlışı var.
Eksiği fazla.
Nedeni olmalı; halkı aptaldır, koyundur, güce tapar, düşünmez itaat eder, düşünmez iman eder, düşünmez ezberler, gider oyunu AKP’ye verir diye suçlayamazsın. CHP sözcülerinin ve CHP’li kalemlerin halkı hor, aşağıda gören tavırlarıyla; “Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğe tam gaz giden dar oligarşik cephesini” yaramazsın.
Kendin dibe vurursun.
Seçim sonuçları bağırıyor.
CHP dibe vurdu.


* * * *


Beni bağışlayın.
Akıl satacak değilim.
CHP’nin sorunu lider sorunu değil. Lideri değiştirmek çözüm değil. Kemal Kılıçdaroğlu çalışıyor ama yetmedi. Örgüt enerjisini halkın sorunlarına odaklanmaktan, gençlikten, kadından ve iyi eğitimli beyin emeğinden alamıyor. CHP’nin kendini yenileyen bir taban gücü bulunmuyor.
Zenginlik yaratma.
Zenginliği eşit paylaşma.
Modeli yok.
50 yıldır iktidar olamadığı için halka göstereceği bir devlet hizmeti olamadı. 50 yıldır elinde tuttuğu belediyelerde de, Eskişehir hariç, “İşte CHP Belediyeciliğinin farkı” diyebileceği bir model bulamadı, gösteremedi.
İktidarın yanlışını anlatıyor.
Cumhuriyet değerlerinden yana.
Bunlar tamam.
Fakat modeli ne, o yok.
Dibe vurdu.