Akbank Kurumsal Bankacılık'tan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Hakan Yüksel, ''2023 yılında dünyanın en büyük onuncu ekonomisi olursak bankacılık sektörü toplam aktiflerinin 6 trilyon lira olması bekleniyor'' dedi.

     İstanbul'da 8.'si düzenlenen ''Türkiye'de Nakit, Hazine ve Risk Yönetimi - Dünya krizleri mali yönetiminizde olumlu bir değişim sağlayabilir'' konulu Euro Finance konferansında konuşan Yüksel, konferansın bankalar açısından Nakit Yönetimi; şirketler açısından Hazine ve Risk Yönetimi konularında Türkiye'de düzenlenen tek konferans olması bakımından büyük önem taşıdığını belirtti.

     Yüksel, konferansın, uluslararası ekonomide çalkantıların sürdüğü bir dönemde riskleri daha iyi ölçme ve yönetme, nakit akışını koruma ve karlı büyümeyi finanse etme konularındaki gelişmelerin değerlendirildiği bir düşünce ve tartışma platformu olarak şirketlere önemli katkılar sağlayacağını belirtti.

     Türkiye'nin yüksek büyüme potansiyeliyle bölgesel güç olma yolunda ilerlediğine işaret eden Yüksel, Türkiye'nin milli geliriyle dünyanın 17. Avrupa'nın 8. en büyük ekonomisi olduğunu, yüksek büyüme performansına sahip bulunduğunu belirtti.

     Yüksel, Türkiye'nin sorunsuz kamu kesimi ve özel sektör bilançolarına, avantajlı demografik yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, ''Türkiye bölge ülkelerden gelen yatırım projeleri ve tüketim malları talebini karşılayacak birikim ve altyapıya sahip tek ülke, aynı zamanda 2015 yılında toplam geliri 26 trilyon dolara ulaşması beklenen bir pazarın ortasında bulunuyor'' diye konuştu.

     Alper Hakan Yüksel, artan dış ticaret hacminde son 10 yılda 4 kat artış sağlandığını, Türkiye'nin uluslararası alanda rekabetçi ve çeşitlendirilmiş sektörleri bulunduğunu söyledi.

     Yüksel, ''İstanbul'un artık Bölgesel Bir Finans Merkezi olarak gösterilmesi bile başlı başına Türkiye'nin uluslararası arenada artan gücü ve öneminin işareti'' dedi.

     Sürdürülebilir büyüme gösteren, güçlü Türk bankacılık sektörünün Türkiye'nin son uluslararası çalkantıları hazırlıklı karşılamasında önemli rol oynadığını vurgulayan Yüksel, bankacılık sektörünün finansal sektörün yaklaşık yüzde 90'ını oluşturduğunu söyledi.

     Kredilerdeki yüksek büyüme performansına karşı, kredi/GSYİH oranının Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkelerdekine kıyasla hala düşük seviyelerde olduğunu belirten Yüksel, ''Bu durum krize karşı bir şemsiye görevi de gördü'' dedi.

   

     -''Bankacılık sektörü hala yüksek büyüme potansiyeline sahip''-

   

     Türk bankacılık sektörünün hala yüksek büyüme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Yüksel, temel bankacılık ürün ve hizmetlerinde düşük penetrasyon oranların olduğunu, hala 19 milyon bankasız nüfusun bulunduğunu, mortgage kredilerinin GSYİH'ya oranının düşük olduğunu (yüzde 6), yatırım fonlarının GSYİH içindeki payının (yüzde 5,2) yetersiz olduğunu ve emeklilik fonlarının GSYİH'ye oranının yüzde 2,6 ile düşük seviyede olduğunu belirtti.

     Yüksel, ''Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı olan 2023 yılında dünyanın en büyük onuncu ekonomisi olursak bankacılık sektörü toplam aktiflerinin 6 trilyon lira olması bekleniyor'' dedi.

     Ekonomik atılımların gerçekleştirmesi ve yeni istihdam alanlarının yaratılmasında girişimcilik ve KOBİ'lerin kilit rol oynadığını vurgulayan Yüksel, başta KOBİ'ler olmak üzere şirketlerin yeni finansman kaynaklarına erişimlerinin artırılması gerektiğini belirtti.

     KOBİ'lerin tüm işletmeler içindeki yerinin neredeyse yüz 100 civarında, istihdam içerisindeki payının yüzde 80, yaratılan katma değer içindeki payının yüzde 60 civarında olduğunu dile getiren Yüksel, ancak toplam kredilerden aldıkları payın yüzde 24 düzeyinde kaldığını vurguladı.

   

     -''KOBİ'lerin kredilerden aldığı payın artırılması gerekiyor''-

   

     Yüksel, ''KOBİ'lerin toplam üretim ve istihdam içindeki paylarını göz önüne aldığımızda kredilerden aldığı payın kesinlikle artırılması gerekiyor'' dedi.

     Girişimciliğin desteklenmesinde, verimliliğin yükseltilmesinde ve Türkiye'nin büyüme potansiyelinin geliştirilmesinde diğer bir kilit adım ise halka açıklığın artırılması olduğunu vurgulayan Yüksel, KOBİ'lerin ve girişimciliğin gelişiminde kredilerin yanı sıra diğer finansman alternatiflerinin de öne çıktığını bildirdi.

     Halka açıklıkla ilgili olarak Türkiye'nin Brezilya ekonomisinin 3'te biri büyüklüğünde olduğunu belirten Yüksel, ''İki ülkenin borsalarında işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerlerine bakıldığında ise Türkiye'de 300 milyar dolar iken Brezilya'da 1,5 trilyon dolar. Dolayısıyla borsamız ülke ekonomisine oranla önemli büyüme potansiyeline sahip ve daha fazla şirketin halka açılmasına imkan tanıyabilir'' dedi.

     Türkiye'nin girişim sermayesi açısından birçok gelişmekte olan ülkenin gerisinde kaldığını dile getiren Yüksel, son 10 yılda girişim sermayelerinin Türkiye'de toplam yatırım miktarının 10 milyar dolar ve Hindistan'da aynı dönemde gerçekleşen girişim sermayesi yatırımın 60 milyar dolar olduğunu ifade etti.

     Yüksel, ''Türkiye büyüyor, sermaye ihtiyacı artıyor. Türkiye'nin global girişim sermayesi piyasasından daha fazla pay alması gerekiyor. KOBİ'lerin ve diğer şirketlerin ihtiyaçlarını sadece borçlanma ile karşılamak yerine, girişim sermayesi gibi muhtelif piyasa araçlarını kullanarak finansal kaynaklara erişmeleri gerekiyor'' diye konuştu.

AA