On beş gün oldu.. Santral İstanbul’da yapılan müzik festivalinde biranın yasaklanması hâlâ konuşuluyor..

Birçok kişi bunun ahlak dayatması olduğunda hemfikirdi.. İktidar benim ahlak anlayışım budur uymak zorunludur diyordu..

Şöyle yazmıştım..

Anadolu’nun neredeyse tamamına yayılan muhafazakâr iklim Haliç’e indi..
Sırada Boğaz var, Ege var..
Kara kültürü kıyı kültürünü teslim alıyor..
Olan bitenin özeti budur..
(18 Temmuz)

*

Geçen hafta Başbakan festivalde içki yasağının kendi isteğiyle uygulandığını açıkladı.. Üniversite yönetimine bizzat telefon ederek içki satışını durdurttuğunu söyledi..
Mesele bir anda boyut kazandı.. Müdahale eden, yasak koyan bizzat Başbakan’dı..

*

Normal mi?
Serdar Turgut bu meseleye çok farklı açıdan ama çok doğru açıdan bakmış..
12’den vurmuş diyebiliriz.. Sıkı bir Türkiye analizi yapmış..
Sadece içki yasağına değil, her alanda tepkisizliğin nedenini ortaya koymuş..
Birkaç alıntı.. 

*

“Başbakan da, Türkiye’de bir burjuvazi ve burjuva demokrasisi olmadığından, bu yoklukların doğurduğu boşluklardan yararlanıyor ve canı istediği zaman istediğini de azarlıyor.
(...)
Burjuvazinin ve burjuva demokrasisinin var olduğu ülkelerde siyasetçiler üniversite kampusu içine karışmayı düşünemezler, düşünseler bile cevaplarını alacaklarını bilirler. Oralarda bir başbakan bir rektörü telefon açıp azarlamayı düşündüğünde, o rektöre başbakana cevap verme cesaretini veren şey sadece o bilim adamının kendisine duyduğu saygı değil o rektörün arkasında duran burjuva sınıfıdır.
Sınıflar sadece ekonomik varlıklar değillerdir, onlar ekonomik temelin üzerine kendilerine ayrı kültür, kendilerine özgü yaşam felsefesi yaratabilmiş insanlardan oluşurlar.
(...)
O tür toplumlarda başbakanlar kampus ile ilgili bir konuda rektörü aradığı zaman kendisine gereken cevap daima verilir. Oralarda hiçbir başbakan rektör azarlayamaz ve şunu da bilin eğer bir gün azarlama gerektiren bir konu oluşursa o zaman da azarlayan taraf rektör olacaktır.
Bu burjuva demokrasilerinde hep böyle olmuştur ve de olmaya devam edecektir.
(...)
Türkiye’de birçok büyük işadamı olmasına rağmen bir sınıf olarak burjuvazi yoktur, bu yüzden burjuva demokrasisi de olamadı. Onun bireylere yüklediği davranış normlarını bizler hiç bilemedik.
(...)
Türkiye’de hiçbir rektör kendisine telefon açıp azarlayan bir başbakana gerekeni söyleyemez; çünkü işadamları gibi o da devletten korkmaktadır, çünkü siyaset davranışlarında çizgi dışına çıktığında onu gerekirse hizaya getirecek bir burjuva sınıfı yoktur.
(...)
Kuralları koyan bir burjuvazinin olamadığı ve kişisel saygısı nedeniyle minik kahramanlıklar yapma geleneği de bulunmayan bir ülkede başbakanın rektörü telefon açıp azarlaması gayet tabii ki çok normaldir.”
(HaberTürk, 30 Temmuz)


Gül haklıysa anketler üfürme


Eskiden anketleri savunurdum.. Titizlendiklerini düşünürdüm..
Giderek inancımı kaybettim.. İtibar etmemeye başladım..
Elimde belge, bilgi yoktu ama anketler kanalıyla toplum mühendisliği yapıldığı çok belliydi...
Toplum anketler kanalıyla resmen yönlendiriliyordu..
Çoğu tezgâh kokuyordu.. Manipüle amaçlıydı..

*

Cumhurbaşkanı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever’in açıklamasından öğrendik ki bu durumdan Cumhurbaşkanı Gül de rahatsızmış!..
Anket tezgâhı Gül’ü de hedef almış.. Anket tezgâhı Gül’ü de çarpmış..

*

Şöyle..
Konsensüs adlı firma 19 Mart’ta anket sonucu yayınlıyor.. Halk kimi destekliyor?
Yüzde 48.8 ile Abdullah Gül birinci çıkıyor.. İkinci sırada yüzde 16.9 ile Erdoğan var.. Kılıçdaroğlu yüzde 13’lerde...
Aradan üç ay geçiyor..
Konsensüs’ten yeni anket.. Erdoğan yüzde 41.8’e çıkmış, Gül yüzde 20.8’e inmiş..
Üç ayda oy oranı 28 puan düşmüş!..
İnandırıcı mı?
Değil, tezgâh kokuyor, manipülasyon kokuyor..
Cumhurbaşkanı çok alınmış..

*

Ciddi bir meseleyle karşı karşıyayız.. Önümüzdeki dönemde sık sık anketler yayınlanacak.. Gerçek mi, tezgâh mı, kurmaca mı nasıl anlayacağız?
Toplum mühendisliği mi yapılıyor, toplumun nabzı mı tutuluyor nasıl bileceğiz?
Anket şirketleri vebal altındadır..
Ya Gül diyenlerin oranındaki dramatik düşüşü açıklarlar.. Cumhurbaşkanı dahil herkesi tatmin ederler..
Ya da üfürükçü damgası yerler.. 

(Milliyet gazetesinden alınmıştır)