İstanbul'daki Kapalı Çarşı benim için dünyanın en gizemli yeridir. İçine adımımı attığım an tarihte yolculuğa çıkmış gibi hisseder, kendimi kaybederim  

 

İstanbul'un fethinden hemen sonra 1461 yılında inşasına başlandı ve günümüzün alış veriş merkezlerinin atası. 64 cadde ve sokağı, iki bedesteni, 16 hanı, 22 kapısı ve yaklaşık 3600 dükkanı ile dünya da bir ilk. İşin doğusu dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezi Kapalı Çarşı. Dünyaya bir Osmanlı mirası.

 

Geçen sene ekim ayında, hem dekorunu hem de sattığı eşyaları çok beğendiğim bir dükkanın sahibi ile alış veriş sonrası yaptığım sohbette, dükkanını ve sattığı eşyaları çok beğendiğimi söylediğimde "Emanetçiyiz beyim" diye yanıtlamıştı beni.

 

Önce hiç anlamamıştım ne demek istediğini. "Neyin emanetçisi acaba" diye de aklımdan geçirmiştim sözlerini birkaç kez. Sonra aradan günlerin, haftaların, ayların geçtiği süreç içinde kendi kendime en az bin kere sordum bu gizemli soruyu; "Neyin Emanetçisiydi acaba" diye.

 

Sonra yavaş yavaş, araştıra okuya bu gizemli yanıtın içeriğine ulaşmayı başardım.

Beşeri dünyada hiç bir şey insanlara ait değildi. Yaşadıkları süreç içinde bazı şeylerin sadece "emaneten" sahibi olmaktaydılar, o da sadece yaşam süreleri kadar.

 

Asıl sahibi oldukları, arkalarından bıraktıkları evlatları, eserleri ve hoş sedaları. Bu dünyaya veda edince mal mülk el değiştiriyor ama evlatları da onun, eserleri de onun, yazdıkları da, bıraktığı hoş seda da.

 

Dün eşim Suna Atun'u kaybettim. Yanındaydım. Adım adım Mevlası'na kavuşmasının şahidi oldum. Huzur içinde veda etti bizlere ve bu dünyaya. Ruhu şad olsun, cenneti mekan olsun, nurlar içinde yatsın.

 

Arkasında iki tane her zaman öğündüğü ve gururunu yaşadığı, gördüğü vakit yüzünde güllerin açıldığı iki evlat bıraktı. İkisi de birbirinden kıymetli ve değerli iki evlat. Çok emeği geçti onlara.

 

Kurucusu olduğu SAMTAY (Suna ve Ata Atun Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın) Vakfı, kuruluşundan günümüze, Kıbrıslı Türklerin Edebiyatı, Kültürü, Tarihi, Sporu ve Sosyal Yaşamı ile ilgili tam 46 adet kitap yayınladı. Genelde sayfa adetleri 300 ile 600 arasında değişen araştırmaya dayalı "Referans" kitapları. Bunlardan 21 tanesinin imzası Suna Atun'a ait.

 

Özellikle Doğu Akdeniz Üniversitesinde Türk Edebiyatı okutan hocaların "Kıbrıs Türk Edebiyatı" yoktur söylemleri kendisini çok incittiği için bu konuda seneler süren bir araştırma yaptı ve "Kıbrıs Türk Edebiyatı" kitabını yarattı.

 

Eğitmen olarak yıllarca görev yaptığı Doğu Akdeniz Üniversitesi, yazdığı kitabının ders kitabı olarak okutulmasını onaylayarak, edebiyat dünyamıza ışık saçmasının yolunu açtı. Kıbrıs Türk Edebiyatı'nın varlığını araştıran ve kitaplaştıran ilk Kıbrıslı Türk araştırmacı yazardır Suna Atun.

 

1914-1918 yılları arasında Orta Doğu ve kuzey Afrika'da İngilizlere esir düşen Osmanlı Ordusu askerlerinin "Savaş Esiri" statüsünde Mağusa'daki Karaolos kampında kaldıkları süre içinde yaşananları, olayları ve bu güne değin hiç bir yerde yayınlanmamış bilgileri İngiliz Arşivlerinde bularak tarihimize kazandırma çalışmasını da sonlandırmak üzereydi. Bir tarih hazinesi olacak olan bu kitabı, arkasında bıraktığı önemli eserlerden bir tanesi olacak. Vakfımız en kısa sürede bu kitabı Suna hanımın bitirdiği şekli ile yayınlayacaktır.

       

Arkasında bıraktığı hoş sedayı, cenaze törenine katılarak son görevlerini yerine getiren binlerce seveni ve sayanı gök kubbeye yaydı.

Çok az kişiye nasip olur böylesi bir yaşam, takdir edilen bir amel, büyük bir saygı, engin bir sevgi ve görkemli veda... Nur içinde yat, mekanın Cennet olsun.