banner890

Ekşi Mayalı Ekmek

Üç dört ay önce "Bütün dünyalılar kendi dört duvarının arasına çekilecek, mahkûm kalacak" deselerdi kim inanırdı? Hayat o kadar karmaşık ki artık; endişe, ümit karmaşa, kaygı, heyecan, beklenti belirsizlik... Bir ay içinde bu kadar çok şey yaşamak.

Günler birbirini kovalarken aslında hep aynı günün tekrarını yaşıyor gibi hissediyorum. Haftalardır ilk kez çıkıyorum dışarı. Sokaklar bomboş, terk edilmiş her köşe. Pencereler kapılar korkudan kapatılmış. Balkonlara bakıyorum birini görebilme ümidiyle. Selamlaşmaya tebessüme hasretim. Mahallede kedileri en çok seven Aliye ablayı fark ediyorum. Birbirimize anlamlı anlamlı kafa sallıyoruz. Tek tük insan görmeye başlıyorum ilerde ama adımlarım hızlanamıyor. Eldivenli ve maskeli insanları görmek ürpertiyor. İki metre uzakta kalacak şekilde ayarlıyorum mesafemi. Onlar da benden farklı değil. Kaçıyoruz birbirimizden.

En son buna benzer bir sahneyi  Walt Disney stüdyolarında görmüştüm. Bu çok başka bir şey. Nasıl anlatayım. Sanki seyirci değil de filmin tam içinden geçiyorum gibi bir hisle irkiliyorum. Sokağın sonundaki caminin avlusundan aşağıya Salacak sahiline iniyorum. Kuşlar cıvıldaşmıyor. Onlarda mı terk etmiş ağaçlarını.

Canlı kalabalık sahil şeridine ağır bi sessizlik çökmüş. Birkaç polis aracı dışında kimseler yok. Salacak diyorum. Kızkulesi sahili burası. Beni duyuyor musunuz? Basamakların birinde durup Galataya dikiyorum gözlerimi. Kızkulesiyle muhabbeti kalmamış. Kavuşmak için kıyametin kopmasını bekliyorlar belki de. Uzaktan gelen martıların gürültüsü dikkatimi dağıtıyor. Maviye olan özlemimi hatırlıyorum. Ama yok. Deniz bende o eski heyecanını yaratmıyor. Gördüğüm ne varsa yaşamla alay ediyor sanki. Her zaman keyif aldığım Üsküdar burası mı gerçekten? Tamamen yabancı bir dünyayı keşfetmeye çalışıyor gibiyim. 

İngilizler “Yeni normalimiz bu artık” diyor. Hong Kong’da bir duvar yazısında “Normale dönemeyiz çünkü eski normal sorunun kendisiydi” yazıyor. Bu nasıl bir bilmece. Yeni dünya düzeni gelecek. Hiçbir şey eskisi olmayacak deniyor.

Korkuyorum. Ortalık yatışınca sevdiklerimin dokunma korkusundan korkuyorum. Kendi kendine evde ekşi mayalı ekmek yapmak mı yeni normalimiz. Genlerimize işlemiş muhabbet peki o ne olacak, açlık güvencesi hissini tatmin ediyoruz ancak. "Ekmek yapıyorsam aç kalmam" düşüncesi. Başka türlüsü de mümkün. İnsan durağanlığa karşı her daim baş kaldırmış. Mutfağında ekşi mayalı ekmek yaparak mücadele etmesin mi. Garip zamanlar, korkuyla, kaygıyla, sindirilerek robot insana döneceğiz. Dönüştürüleceğiz.

Sadece bu düşüncelerin  içimde yaşadığını biliyorum. Yüzümü gökyüzüne çeviriyorum. Gözlerimi kısıp dünya havasız kalacakmış gibi hırsla nefes alıyorum. Bütün bu olup biteni algılamakta zorlanıyorum. Sakin ve rahat telkinleriyle evin yolunu tutuyorum.

İnsan süpermarkete gideceği için heyecanlanır mı, heyecanlanırmış. Raflarda ekmek mayası bulunamayınca da üzülürmüş.

Bitişlerle aram iyi değil biliyorum. Kayıpla başa çıkamıyorum. Hiç değilse şu soğuk kırılsaydı. O da değil, salgından ziyade zihinlerdeki hezeyan ve eşlik eden hisler öldürecek insanları. Bu kötü sesi kısmak istiyorum. Isınacak ortalık, geçecek hepsi diyen tarafıma kulak veriyorum.

Mutfak penceremi hafiften aralıyorum. Herşeyin kısıtlandığı, mananın değiştiği güvensizlik ortamında ekmegin güvenli kucağına sığınıyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

YORUMLAR
Sema
Sema - 4 ay Önce

Her konuda mukemmel bi psikologsunuz diger sosyal hesaplarinizdanda severek takip ediyorum.Yasemin hanim keske daha fazla tanisma firsatimiz olsaymis(guzel yemekler yapardim size)Londradan selamlar xx

K.Melles
K.Melles - 4 ay Önce

Yazmak, duygularını kalem ile bütünleştirilebilmek de maharet. Tebrikler.
Salgınlar geçer, hayatlar normale döner. Çokta kasmamalı. Bu dünya, nice savaşlar, salgınlar, devrimler, sürgünler görmüş. Biz belki yeniyiz, alışmadık/alışamadık ama herşey aslına rücû edecek.

Asıl sorun, hayata bu kadar bağlanmış, içselleştirmiş yaşam standartlarımızda. Dünyevileşmiş Müslümanlarda ve insanlıkta düşünce ve tefekkür eksikliği çok fazla. Yoğunlaşıp, içinde kaybolduğumuz hayatın koşturmacası arasında bizi durduracak bir şeyler gerekliydi. Durup, düşünmek gerek. Hayatın sonlu ve bu dünya hayatına dair herşeyin bizi terkedeceği bir günün varlığına dair. Düşünmek ve tefekkür etmek. O zaman denizde, güneşte, sevdiğimiz tad aldığımız yerlerde, dostlarımız, hasbihal etmek, sarılmak, gülmekte yerli yerine oturuverir.

ENVER SEÇKİN
ENVER SEÇKİN - 4 ay Önce

YAZMAK KONUSUNDAKİ AZMİNİ TAKDİR EDİYOR VE HIZLI VE KARARLI GELİŞMELERİ GURURLA İZLİYORUM. BU HARİKA YAZI İÇİN AYRICA TEBRİK EDERİM.

Elfiye saadet altınel
Elfiye saadet altınel - 4 ay Önce

Duygularıma tercüman oldun
Ama hala kendimi bu salgın hastalığa alıştıramadım
Hani bazen elektirikler kesilince
Elindeki süpürge çalışmaz
İşin yarım kalır
biraz durursun boş durmuştum vari ütü yapıyım
Tam ütü masasını açarken aklına elektirik kesik olduğu aklına gelir
Az sonra olayı unutursun bari makinada çamaşır yıkıyım gibi gibi yaşayıp gider
Bu salgınıza ben elektirik kesildiğinde
yapamadığım işlere benzettım
Markete gıdıcem olmaz iradi karabalık
Bari bankadaki işimi halletsem oda olmaz
İki dakka karşı komutanı geçsem
En iyisi senin dediğin gibi EKŞİ MAYALI EKMEK YAPMAK

Betül Eren
Betül Eren - 4 ay Önce

Çok güzel bir yazıydı. Hislerimize tercüman olmuşsunuz. Teşekkürler...

Fatma Saka
Fatma Saka - 4 ay Önce

Elinize yüreğinize sağlık
içimizi karartmadan durumu izah ettiniz
Rabbim idrakımızı artırsın bu felaketten herkes kendi nefsini sorgulayıp ahlakını Allah'ın emir ve rızasına uygun hale getirsin inşaAllah

banner647

banner646

banner814

banner559