banner890

İngiltere, Kovid-19 Ölümlerinde Avrupa’nın Zirvesinde

İngiltere'nin Kovid-19 ile mücadelesi "sürü bağışıklığıyla" başladı, ölümlerde Avrupa'nın zirvesine tırmandı.

İngiltere, Kovid-19 Ölümlerinde Avrupa’nın Zirvesinde
banner864

HASAN ESEN

LONDRA

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı ölümlerde Avrupa'da ilk sırada, dünyada ABD'nin ardından ikinci sırada yer alan İngiltere'de salgınla mücadele skandallarla başladı, skandallarla sürüyor.

Başbakan Boris Johnson'ın virüs kaparak ölümün kıyısına geldiği ülkede, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 261 oldu.

Avrupa'da salgın nedeniyle yaşamını yitirenlerin en çok olduğu ülke konumunu son bir aydır sürdüren İngiltere, dünya da ABD'nin ardından ikinci sıraya yer alıyor.

ZAMAN BOŞA HARCANDI

İngiltere'yi bu kötü noktaya taşıyan hatalar zinciri, hükümetin İspanya ve İtalya'nın aksine salgına hazırlanmak için zamanı olmasına rağmen "sürü bağışıklığı" stratejisi takip ederek zaman kaybıyla başladı.

İlk vakanın 31 Ocak'ta kayıtlara geçtiği İngiltere'de ilk ölüm ise 6 Mart'ta görüldü. Başbakan Johnson, 6 Mart'taki açıklamasında ilk ölüme rağmen işlerin eskisi gibi olacağını söyledi ve sert tedbirler almak yerine sadece halka ellerini 20 saniye boyunca yıkamayı tavsiye etmekle yetindi.

UÇUŞLAR YASAKLANMADI

Türkiye 3 Şubat'ta Çin'den, 28 Şubat'ta da İtalya'dan tüm uçuşları durdururken, İngiltere herhangi bir yasak getirmedi. Hatta hükümetin bilim danışmanları uçuş yasağının salgın üzerinde çok az etkisi olacağını savundu.

MART ORTASINDA VAKA TAKİBİ BIRAKILDI, TESTLER SINIRLANDIRILDI

12 Mart'ta İtalya'da ölümler bini geçerken, İngiltere'deki toplam can kaybı 10'a ulaştı. O gün Başbakan Johnson, "Cobra" adı verilen hükümetin acil durum komitesi sonrası yaptığı açıklamada, 4 aşamalı salgın planında "kontrol altında tutma" aşamasından "virüsün yayılmasının geciktirilmesi" aşamasına geçildiğini duyurdu.

Böylece İngiltere, vaka temas takibini bırakıp, test yapılmasını sadece hastanede olup da semptom gösterenlerle sınırlandırdı.

Ülkenin, en kötü kamu sağlığı krizlerinden birini yaşadığını vurgulayan hatta "Daha birçok aile, zamanlarından önce sevdiklerini kaybedecek." diyen Johnson, karantina ya da benzer bir karar almaktan kaçındı.

OKULLAR KAPATILMADI, RESTORANLAR, BARLAR AÇIK KALDI

Johnson'ın yaptığı tek şey, en ufak belirti gösterenlerden en az 7 gün kendilerini tecrit etmelerini, bir aile üyesinin belirti göstermesi halinde diğer bireylerin de evden çıkmamalarını istemek oldu.

Okullar kapatılmadı, restoranlar, barlar müşterilerini, tiyatrolar seyircilerini ağırlamaya devam etti. Çin, İtalya, İspanya'dan uçuşlara yasak getirilmezken, büyük çaplı etkinlikler hız kesmedi.

MAÇLAR VE YARIŞLARDA ON BİNLER STATLARA DOLDU

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanş maçında Liverpool-Atletico Madrid karşılaşmasını 3 bini İspanya'dan gelen 52 bin taraftarın izlemesine izin verildi.

10-13 Mart'ta yapılan Cheltenham At Yarışı Festivali'nde 125 binden fazla kişi bir arada bulundu.

Başbakan Johnson, 16 Mart'taki açıklamasında ise halktan bar, kulüp, restoran ve tiyatro gibi mekanlara gitmekten kaçınmasını istedi ancak yine de bu tür mekanları kapatma yönünde bir kararı almak için erken olduğunu söyledi.

SKANDAL STRATEJİ BİR RAPORLA DEĞİŞTİ

Tüm bu süre zarfında İngiltere, esasen "sürü bağışıklığı" stratejisi izledi. Virüsün toplumun yüzde 60-70'ine yayılmasına izin vererek hem ikinci dalgayı hem de ekonomik zararı önleyebileceğini düşünen hükümetin bu politikası, bir raporla çöpe atıldı.

Londra Emperyal Kolejinin 16 Mart tarihli raporunda yer alan toplumsal bağışıklık stratejisinin 300 bine yakın ölümle sonuçlanabileceği uyarısının ardından hükümetin stratejisi de değişmeye başladı.

OKULLAR, RESTORAN VE BARLARIN KAPATILMASI 50 GÜN SÜRDÜ

20 Mart'ta ikinci bir duyuruya kadar tüm okulların kapatılmasına karar verildi. Aynı gün restoran, bar, kafe, sinema ve tiyatrolar gibi yerler kapatıldı. Başbakan Johnson, gerekli olmadıkça sokağa çıkılmaması tavsiyesinde bulundu. Böylece ilk vaka ile okullar, restoran ve bar gibi yerlerin kapatılması arasında 50 gün geçmiş oldu.

23 MART'TA SOKAĞA ÇIKIŞLAR SINIRLANDIRILDI

Bu sırada 16 Mart'ta 35 olan can kaybı bir hafta sonra 171'e çıktı ve hızla tırmanmaya başladı. Uyarıların dinlenmemesi üzerine 23 Mart'ta kısmi karantina uygulamasına geçildi.

Kararlar kapsamında vatandaşların ancak temel ihtiyaçlar için alışverişe gitmesi, tek başına veya hane halkıyla günde bir kez spor yapması, ihtiyacı olanlara yardım etme ve işe gitmesine izin verildi.

Ayrıca eczaneler ve marketler harici tüm ticari işletmeler kapatılırken, cenaze törenleri hariç tüm sosyal etkinliklere de yasak getirildi.

Bu sırada yine de uçuşlar durdurulmadı. Mart ayında sadece Londra'daki Heathrow Havalimanı'ndan ülkeye 3,1 milyon kişi giriş yaptı.

BAŞBAKAN ÖLÜMÜN KIYISINA GELDİ

Mart ayı bittiğinde can kaybı 1789 olurken vaka sayısı da 25 bini geçmişti. Bu vakalar arasında İngiltere'de tahtın varisi Galler Prensi Charles, Başbakan Johnson ile Sağlık Bakanı Hancock da vardı.

İlerleyen günlerde durumu kötüleşen Johnson, 5 Nisan akşamı hastaneye kaldırıldı, ertesi gün de yoğun bakıma alındı. 9 Nisan'da yoğun bakımdan çıkan ve 12 Nisan'da taburcu edilen Johnson, ancak 27 Nisan'da görevine dönebildi. Bu süre zarfında ülkenin salgın politikası vekalet usulü yürütüldü.

Başbakanlık sürekli "morali yerinde" açıklaması yapsa da Johnson, ölümü halinde acil durum planlarının yapıldığını, hatta doktorlarının ölümünü duyurmaya hazırlandığını söyledi.

TEST YAPMADA GERİ KALDI

Testleri sadece hastanelerdeki hastalarla sınırlı tutan, sağlık çalışanlarına bile test yapamayan hükümet eleştirilerin hedefi oldu.

Ülkede günlük test sayıları nisanın son haftasına kadar günlük 15-20 bin düzeyinde kaldı. Salgında 166 sağlık ve bakımevi çalışanı hayatını kaybetti. Bu da çoğunlukla koruyucu ekipman sıkıntısından kaynaklandı.

Hayatını kaybedenler arasında 18 Mart'ta Başbakan Johnson'a ülkedeki her bir sağlık çalışanına "acilen" koruyucu ekipman temin etmesi yönünde mesaj gönderen 53 yaşındaki doktor Abdul Mabud Chowdhury de yer aldı.

Süreçte çöp poşeti giyen hemşirelerin görüntüleri televizyonlara yansırken, Halk Sağlığı Kurumu sağlık çalışanlarından tek kullanımlık önlüklerini yıkayarak yeniden kullanmalarını istedi.

NORMALLEŞME ADIMLARI 13 MAYIS'TA BAŞLADI

Ülkede salgınla mücadele kapsamında hayata geçirilen kısıtlamalarda normalleşme yolunda ilk adım 13 Mayıs'ta atıldı. İnşaat ve imalat sektörü çalışanlarının artık iş yapabileceği açıklanırken, egzersiz için dışarı çıkışlardaki sınırlama kaldırıldı.

Hane halkı olmayan kişilerle dışarıda görüşmeye onay çıkarken, vatandaşların parklarda güneşlenebileceği, piknik yapabileceği ve balık tutabileceği duyuruldu.

BAŞBAKAN'IN DANIŞMANI BİLE KARANTİNA KURALLARINA UYMADI

Normalleşme adımlarının atılmaya devam ettiği günlerde Başbakan Johnson'ın en yakın danışmanı Dominic Cummings'in karantina kurallarını ihlal ettiği, virüs belirtileri göstermesine rağmen Londra'daki evinden 400 kilometre uzaklıktaki ebeveynlerinin evine gittiği ortaya çıktı.

Muhalefet ve geniş halk kesimleri Cummings'in istifasını veya görevden alınmasını istedi. Ancak bu skandala rağmen Johnson, Cummings'i görevden almayı reddetti. Ardından da hükümetin yeni gevşeme adımları geldi.

DANIŞMANIN SKANDALININ ARDINDAN YENİ ADIMLAR GELDİ

6 kişiye kadar görüşme ve ilkokulların açılması adımlarını içeren kararlarda, bu skandalın etkili olduğu, toplumun tepkisini azaltmak için adımların zamanından önce atıldığı iddia edildi.

İlk başlarda bilinçli olarak önlem almayan, karar değiştirdiğinde ipin ucunu kaçıran, Başbakan danışmanının bile karantina kurallarını ihlal ettiği ülkede günlük ölümler, hala 300-400 arasında olmayı sürdürüyor.

Bu durum, İtalya ve İspanya'da salgın büyük ölçüde kontrol alınırken, İngiltere'de ölümlerin devam edeceğini gösteriyor.

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2020, 00:22
banner844

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner521

banner814

banner559

banner646