CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU:
Bedel ödemeye hazırım; siyasette kan davası olmaz

Kılıçdaroğlu, CHP genel başkanı olduğundan beri ilk kez somut biçimde gündem belirlemeyi başardı ve öne çıktı. Üstelik ülkenin en önemli sorununda! Kürt meselesinin ne denli yakıcı olduğunu, eğer bu süreç böyle devam ederse, giderek daha katlanılmaz bir hal alacağını toplumda görmüş belli. İşin tuhaf yanı AKP’nin giderek milliyetçi, militarist çizgiye geldiği dönemde bu adımı atmış olması. Siyaseten toplum, aydın, basın desteği alması kaçınılmazdı, öyle de oldu.

Başbakan, İdris Naim Şahin’i ilahlara kurban etmek istemiyor. Bu ilahlar kim, o da belli değil. Başka türlü söylersek Kürt meselesi, barış yoluyla aşılsın, demokratik bir süreç oluşsun, diyenlere net ve keskin bir tutum takındı. Böyle bir ortamda CHP’nin önerileri ne denli karşılık bulur, doğrusu tartışılır. Ama ben kendi fikirlerimi yazmak yerine Kemal Bey ile konuşmayı yeğledim.

SAMİMİYETİN ÖLÇÜSÜ NEDİR?
Doğal olarak İçişleri Bakanı’nın çizgisinden girdim konuya. Böyle bir yol izlenirken Kürt meselesi hakkında, ne olur, diye sordum. Kılıçdaroğlu anlamlı bir ölçü getirmiş. Eğer taraflar samimi olursa, yöntem uygulamaya konur, diyor. Bunun ölçüsü de net. Hiç kimse bu konuyu iç siyaset malzemesi olarak kullanmayacak, oy kaygısıyla bu süreç baltalanmayacak. Eğer bu noktada samimiyet gösterilirse ve her parti buna uyarsa, sıkıntı olmaz, diyor.
Başbakan, Hüseyin Çelik ve Naim Şahin çizgisi arasında, şahinleri seçti, deyince de, umutsuz olmadığını, siyasetin tüm bunların üstesinden gelebileceğini, söyledi. Kılıçdaroğlu, Başbakanın son derece esnek olduğunun farkında.

TUTUKLULUK DENEYİMİ VE DÜŞ KIRIKLIĞI
Daha önce yaşamsal konularda Başbakanla konuştuğunu ve aldığı sözlerin tutulmadığını anımsattım. Tutuklu milletvekilleriyle ilgili bir protokol imzalanmıştı. Bir sonuç çıkmadı. Cemil Çiçek önderliğinde bir yasal düzenleme yapılacaktı, AKP MYK’sı önünü kesti. “Hâlâ samimiyete inanıyor musunuz?” dedim.
Kılıçdaroğlu, bu konuda da çizgisini netleştirmiş durumda. Diğer iki deneyime dayanarak bir kanaat oluşturmamış. “Siyasette kan davası olmaz!” diyor. “Gittiğim her yerde insanlar bu sorunu çözün, diye haykırıyor. En son evladı şehit düşmüş babanın haykırışına kulak tıkayamayız” diye ekliyor.

ULUSALCILAR, MHP VE BEDEL!
Bu sürecin o denli kolay ilerlemeyeceği belli. CHP’nin geleneksel tabanından itirazlar geliyor. Ulusalcılardan bir kopuş bekliyor musunuz, diye sordum. Kılıçdaroğlu bu süreçte böyle bir izlenim edinmediğini, barış ortamı yaratmak adına herkesin katkı vermesi gerektiğini, söyledi. Bütün şehit aileleri ‘İnşallah benim çocuğum son olur’ diyerek, artık çözüm bekliyor, diye ekledi. Asıl önemli ifadesi “Bedel ödemeye hazırım” şeklinde oldu. Bu kez önemli bir görev üstlenme sırası CHP’de demeye getirdi sanki.

MHP’nin tutumunu sorduğumda; “MHP konusunda umutsuz değilim. Onların isimlendirmeyle ilgili itirazları var. Akil adamlar demeyiz, aksakallılar olsun, düşünen adamlar olsun, önemli değil” diye yanıtladı. “Ülkede bu sorunun çözümü üstüne yazan, çizen, düşünen çok kişi var. Bu birikimden faydalanmalıyız” saptamasını yineledi. Belli ki önerisine inanıyor.

PKK, BARZANİ, TANRIKULU DENKLEMİ…
Sürecin birçok aktörü olduğunu biliyoruz. Özellikle Sezgin Tanrıkulu’nun ismi CHP çevrelerinde çok tartışılıyor. Tanrıkulu’nun Barzani çizgisinde olduğu iddia ediliyor. Kılıçdaroğlu bu konuda net. Bölgede bir Kürt devletinden yana değil. “Herkes, Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılı olmalı” diyor. Barzani’nin bir siyasal unsur olduğunu kabul ediyor, diğer aktörlerden ne fazla, ne eksik kabul etmiyor.

BDP-PKK hattı üzerinde konuşmanın da doğru olmadığının altını çiziyor. “Meclis'te çözüm aranacağına göre, herkes kendi önerileriyle masaya geleceği için, kimse dayatma yapamaz” vurgusu yapıyor.

KILIÇDAROĞLU YARINKİ GÖRÜŞMEDEN NE BEKLİYOR?
Son çözümlemede yarından ne bekliyorsunuz diye sorduğumda verdiği yanıt durumu özetliyor;
“Başbakan sayın Çiçek’e komisyon kurulması için talimat verirse ya da ikinci bir görüşme için randevulaşırsak, görüşme başarılı sayılır. Ben umutluyum” demesi çıtayı ortaya koyuyor.
Ben mi ne düşünüyorum...

Onu da yazacağım. Hele bir görüşsünler.

(Birgün gazetesinden alınmıştır)